Arap Birliği Zirvesi

29 Mart 2006 Çarşamba, Vakit gazetesi

Dün (28 Mart 2006) işgalci siyonist devletin 120 sandalyeli parlamentosunun üyelerini belirlemek için seçim vardı. Aynı gün Sudan'ın başkenti Hartum'da Arap Birliği teşkilatının zirvesi başladı. Dün her ikisi de başlangıç merhalesinde idi. Bu sebeple söyleyeceklerimiz ancak başlangıca dair durum değerlendirmesinden ibaret olacaktır. Biz işgal devleti seçimleriyle ilgili tahlil ve tespitlerimizi seçim sonuçlarının ortaya çıkmasından sonraya bırakarak Arap Birliği zirvesiyle ilgili bazı hususları sizlere iletmeyi tercih ediyoruz.

Arap Birliği teşkilatı emperyalizmin küçük parçalara ayırdığı Arap dünyasında mevcut 22 ülke için bir çatı sayılmaktadır. Ancak hiçbir parçasını bomba yağmurundan koruyamayan bir çatıdır. Muhafız çatı vazifesi görseydi Irak'ın üzerine Amerikan bombalarının düşmesini engelleyebilirdi. Tam aksine Amerikan saldırganlığı karşısında Irak'a basit bir müdahalede bulunmaktan dahi çekinmiştir. Bizzat teşkilatın genel sekreteri Amr Musa'nın itirafıyla Irak'ta devreye girmesi ancak ABD'nin çağrısıyla mümkün olabilmiştir. ABD, Irak'ta siyasi inisiyatifin tamamen İran'a geçtiğini ileri sürerek Arap Birliği teşkilatı yetkililerine "siz niye bir şey yapmıyorsunuz?" diye soruyor ve teşkilatın genel sekreteri ancak ondan sonra Irak'a ziyarette bulunarak bir şeylere dokunmaya başlıyor. Ama gene de işgalcilerin Irak'ta fitne tohumlarını ekme çabalarına malzeme olmanın dışında söze gelir, dişe dokunur bir şey yapamadı.

Sudan'ın başkenti Hartum'da düzenlenen zirve oldukça sönük başladı. Sekiz devlet en üst düzey yönetici (cumhurbaşkanı ve kral) tarafından değil başbakan ve Dışişleri bakanı tarafından temsil ediliyor. Zirveye katılmayan üst düzey yöneticiler: Suudi Arabistan kralı Abdullah, Fas kralı Altıncı Muhammed, Mısır cumhurbaşkanı Hüsni Mübarek, Irak cumhurbaşkanı Celal Talabanî, Tunus cumhurbaşkanı Zeynulabidin bin Ali, Birleşik Arap Emirlikleri emiri Halife bin Zayed Âli Naheyân, Bahreyn kralı Hamd bin İsâ Âli Halife, Umman sultanı Kâbus bin Said.

Sekiz devlet Arap Birliği'ne üye ülkelerin üçte birden fazlasına tekabül ediyor. Zirve ise devletlerin en üst düzey yöneticilerini bir araya getiren toplantılara deniyor. En azından belli devletlerin üye olduğu teşkilatlar açısından gelenek böyledir. Dolayısıyla Hartum'daki toplantı en azından katılım yönünden bayağı sönük görünmektedir.

Burada özellikle üzerinde durulması gereken bir husus da teşkilatın Filistin davası konusunda sergilediği tutumdur. Normalde Arap Birliği teşkilatının bu seferki zirvesinin en önemli gündem maddesi Filistin davası konusunda izleyeceği tutumdur. Çünkü Filistin halkı ve davası yeni bir döneme girmiştir. Bu yeni dönem için Filistin halkı kendine temsilci olarak Filistin İslâmî Direniş Hareketi'ni seçmiştir. Ama ne yazık ki hareketin Siyasi Birim başkanı Halid Meş'al'in de ifade ettiği üzere HAMAS zirveden dışlandı. Filistin halkının kendine temsilci seçtiği bir hareketin dışlanması bu halkın dışlanması anlamına gelir. Filistin davasında önemli başarılar ve zaferler gerçekleştiren direnişçi hareketin dışlanması bu davanın dışlanması anlamına gelir. Bu davada samimiyet ve kararlılıkla bayraktarlık yapan bir hareketin dışlanması Filistin bayrağının dışlanması anlamına gelir. Bizim gördüğümüz kadarıyla Arap Birliği'nin böyle bir tutum sergilemesinin sebebi hâlâ ciddi şekilde Amerikan emperyalizminin ve işgalci siyonist devletin tesiri altında olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum karşısında Filistin davası konusunda zirvede etkili kararların alınması da pek beklenmemektedir. Ancak bu, Filistin'deki direnişi ve yeni yönetimi ümitsizliğe sevk edecek değildir. Bu yönetim halkların ilgisini ve ihtimamını değerlendirerek diplomatik ataklarını, davasından taviz vermeksizin barikatları aşma çabalarını sürdürecektir.

Zirvenin gündemindeki en önemli konulardan biri de Irak konusudur. Irak konusundaki etkinliğinin ne düzeyde olduğuna daha önce temas etmiştik. Hartum'daki zirvede belki dıştan cesaretli görünecek birtakım kararlar alınabilecektir. Ama bunların pratiğe taşınmasında ciddi sorunlar yaşanacağını tahmin ediyoruz.

Zirvenin gündeminde en önemli konulardan biri de ev sahipliği yapan Sudan'ın baş ağrısı durumundaki Darfur meselesidir. Amerikan emperyalizmi Darfur meselesinde Sudan'ı devre dışı bırakarak bölgede uluslar arası gücün etkinliğini daha da artırmaya çalışıyor. BM de bu konuda Amerikan emperyalizminin politikasına hizmet amacıyla Hartum zirvesinin hemen öncesinde Darfur meselesini gündemine alarak Arap Birliği teşkilatının önünü kapatmaya çalıştı.

>