Amman'daki Patlamalar

11 Kasım 2005 Cuma, Vakit gazetesi

Amman, sıkça ziyaret ettiğim bir şehirdir. Kendimi rahat ve güvende hissettiğim şehirlerden olduğunu söyleyebilirim. Kahire'de iki ayrı taksici ücret ödemek için verdiğim paranın üstünü vermemiş, Amman'daki taksici yanlışlıkla verdiğim fazla parayı iade etmişti.

Çarşamba akşamı meydana gelen olayların hemen ardından dikkat çeken şey, patlamaların gerçekleştiği otellerden Radisson'un İsrailli turistlerin rağbet ettiği bir otel olduğunun öne çıkarılmasıydı. Olaylarla ilgili tüm haberlerde bu husus özellikle vurgulanıyordu. Bizim tahmin ettiğimiz kadarıyla bu yönlendirme amaçlıydı. Çünkü herhangi bir olay hakkında insanların zihinlerinde oluşan kanaat, hadisenin sıcaklığında verilen ilk haberlerle şekillenir.

Vurgulanan bir husus da Radisson Otel'deki patlamanın bir düğün töreni esnasında meydana geldiğiydi. İnsanlar doğal olarak haberlerde ilk vurgulanan hususla bunun arasında irtibat kurarak: "Demek ki bir yahudi ailenin düğün töreni esnasında patlama oldu" diye düşünüyorlar. Oysa otelde Eşref Muhammed el-Halidi adlı bir Arap gencin düğün töreni vardı. Evlenenler yaralandı, kayınpederler de hayatlarını kaybettiler. O otelde ölenlerin ve yaralananların çoğu da bu düğüne gelenlerdi. Ne siyonist işgalle ne de Irak'taki işgalle ilgileri vardı. En azından bunlardan biriyle irtibatlı olarak hedef alınmalarının akla yatkın yanı yoktu.

Grand Hayat Otel'de Suriye asıllı ünlü sinema yönetmeni Mustafa el-Akkad önce yaralandı, sonra kan kaybından hayatını kaybetti. el-Akkad 68 yaşındaydı. Kızı Rimâ ise patlamadan hemen sonra hayatını kaybetti. Patlama esnasında el-Akkad, Beyrut'tan gelen kızını karşılıyordu. Yani zavallının ciğerinin parçası kızını karşılamasıyla ebedî hayata uğurlaması bir oldu. el-Akkad'ın İslâm kültürünü sinemaya taşımada büyük hizmetinin olduğu biliniyor. İslâm âleminde en çok seyredilen filmlerden Çağrı başta olmak üzere çoğumuzun düşünce yapısında tesiri olan birçok başarılı filmde onun imzası var.

Aynı otelde ölenlerden biri de Filistin özerk yönetimi istihbaratının Batı Yaka bölgesi sorumlusu Beşir Nafi idi. Nâfi herhangi bir programa veya düğüne katılmak için değil ertesi sabah Batı Yaka'ya gitmek üzere otele yerleşmişti. Ama ne yazık ki bölgeye adamcağızın cenazesi gitti.

Yani patlamalar sanıldığı gibi İsrail'e, Amerika'ya, herhangi bir Avrupa ülkesine veya Batılı turistlere darbe amaçlı planlanmış görünümü vermiyor. Zararı Müslüman topluma dokunan ama siyasi ve stratejik senaryolarda ve hesaplarda kullanılmaya müsait olması sebebiyle belli güç odaklarına yarar sağlayan eylemler. Bu ifade, eylemlerle ilgili bir komplo teorisi olarak değerlendirilmesin. Sonuç açısından bunu söylüyoruz.

Patlamalardan önce MOSSAD'ın uyarıda bulunduğuna ve İsrailli turistleri tahliye ettiğine dair haberler de yayınlandı. Ancak henüz bu iddiayı tekit edecek kuvvetli bilgilere ulaşamadığımızdan tereddütle yaklaşıyoruz. Bu tür haberlerin de senaryonun bir boyutunu oluşturması ihtimali var.

>