Ahmed Deedat

10 Ağustos 2005 Çarşamba, Vakit gazetesi

Güney Afrika Müslümanlarından olan, ancak İslâm'ı savunma ve tanıtma konusunda gösterdiği gayretlerinden dolayı bütün İslâm âleminde tanınan Ahmed Deedat 8 Ağustos 2005 Pazartesi günü 87 yaşında vefat etti. Biz de bugünkü yazımızda ondan söz etmek istiyoruz.

Deedat, Türkiye'de ilk olarak "19 Mucizesi" ile ilgili iddiaları içeren kitabıyla tanınmıştı. Bilindiği üzere bu teori Reşat Halife'ye aittir. Daha sonra Halife'nin Bahaî olduğu ve bu teoriyi kendi itikadî felsefesine göre şekillendirdiği söylendi. Çünkü 19 sayısı Bahaîlerde kutsaldır. Halife de zaten Kur'an-ı Kerim'i 19 mucizesi teorisine göre izah edebilmek için sayılarda çeşitli oyunlara başvurmuştu. Gerek bu oyunlar, gerekse Kur'an-ı Kerim'i bir sayı mucizesine bağlamak için zorlayıcı yorumlara gidilmesi sert tepkilere ve tenkitlere sebep olmuştu. Deedat da Kur'an mucizelerini ortaya çıkarma konusunda gayretli olduğundan başlangıçta söz konusu teoriyi herhangi bir kritikten geçirmeden aynen almış, fakat daha sonra sayılardaki oyunların ortaya çıkarılması ve bu çerçevede yapılan tenkitler üzerine konuyla ilgili kitabını bir daha bastırmamıştı. 19 Mucizesi teorisini sahiplenmekten de vazgeçtiğini bildirerek o işin peşini tamamen bırakmıştı. Dolayısıyla bu dava sadece Reşat Halife ile onun halifesi Edip Yüksel'e kaldı.

Ahmed Deedat bir de hıristiyan din adamlarıyla yaptığı münazaralarla tanındı. Okuyucularımızın birçoğu belki onun bu münazaralarından bazılarının video kasetlerini seyretmiştir. Bu münazaralarda gerçekten başarılı bir üslupla karşı tarafın üzerine gidiyor ve hıristiyan din adamlarını cevap veremeyecekleri noktaya getiriyordu. Bu durum karşısında hıristiyan din adamları en sonunda "sen kabul etmezsen etme, ben bunun böyle olduğunu kabul ediyorum" diyerek meseleyi kapatmaya çalışıyorlardı.

Ahmed Huseyn Deedat, 1 Temmuz 1918'de Hindistan'ın Surat eyaletinde dünyaya geldi. Küçük yaşlarından itibaren zeki ve kabiliyetli biri olarak tanındı. 1927'de ailesiyle birlikte Güney Afrika'ya göç etti. İngilizce'yi orada altı ayda öğrendi ve okula başladı. Okulunda gayet başarılıydı. Ancak babası maddi durumlarının kötü olması sebebiyle onu daha ortaokulda okuduğu ve 16 yaşında olduğu sırada okuldan aldı.

Okuldan alındıktan sonra kenar bir semtte çalışmaya başladı. Orada bir misyoner okulunun öğrencileri kendisine hıristiyanlık telkinleri yapıyorlardı. O da İslâm hakkında bir şey bilmediğinden inancını savunmakta zorlanıyordu. Bu telkinler onu İslâm'ı araştırmaya ve öğrenmeye yöneltti. İmam Müslim'le bir hıristiyan rahip arasında geçen tartışmayı anlatan kitaptan bayağı etkilendi.

Deedat ilk konferansını "Barış Peygamberi Muhammed (s.a.s.)" başlığıyla 1940'ta verdi. O konferansta sadece 14 dinleyicisi vardı. Ancak daha sonra konuşmalarına ve çalışmalarına ilgi gösterenlerin sayısı artmaya başladı. Yürüttüğü davet çalışmaları, bilgisizlik veya çevrelerinden etkilenme sebebiyle dinlerini terk etmiş birçok kişinin yeniden İslâm'a dönmesine vesile oldu.

Deedat 1957'de iki arkadaşının yardımıyla Uluslar arası İslâmî Davet Merkezi (Islamic Propagation Centre International - IPCI) adıyla bir kurum kurdu. Bu kurum onun konferanslarının, münazaralarının kaset halinde çoğaltılması, kitaplarının basılması ve konferans programlarının tertibi gibi işleri yürütmeye başladı. Hâlen de bu faaliyetleri yürütmeye devam etmektedir. (Internet'te http://www.ipci.co.za veya http://www.ahmed-deedat.co.za adreslerinden bu kurumun Web sayfasına girilebilir. Bu siteden söz konusu kurumun yayınladığı CD, kaset ve kitaplar hakkında da bilgi sahibi olmak mümkün. Dili İngilizce'dir.)

Deedat'ın konferansları, münazaraları ve kitapları ağırlıklı olarak İslâm - hıristiyanlık karşılaştırması üzerinedir. Özellikle son dönemde, Batı'da İslâm karşıtı medyatik faaliyetlerin yoğunlaşması sebebiyle onun kitap ve konferanslarında vurguladığı, dile getirdiği hususlar biraz daha önem kazanmıştır diyebiliriz.

Ailesinin verdiği bilgilere göre Ahmed Deedat dokuz yıldan beridir sağlık sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Eşi Havva bu dönemde gönül rahatlığıyla ve bir mücahide hizmet şevkiyle ona hizmet etti. Ancak Deedat'ın son zamanlarda durumunun ağır olmadığı ve ölümünün kalp krizinden kaynaklandığı bildirildi. Oğlu Yusuf'un söylediğine göre kalp krizi Kur'an okuduğu sırada gerçekleşti.

Yüce Allah'tan kendisine rahmet ve mağfiret diliyoruz. Allah hatalarını bağışlasın, mekânını cennet eylesin, bize de onun bıraktığı ilim mirasından istifade nasip etsin.