ABD'nin Irak Bataklığı-1

11 Haziran 2005 Cumartesi, Vakit gazetesi

Irak'taki ABD işgal güçleri ve tam bir zillet içinde onların avcılığını yaparak kendi halklarıyla savaşan maşa güçler geçtiğimiz günlerde on binden fazla direnişçi tutukladıklarına dair açıklamalarda bulundular. Bu yöndeki haberler Irak'ta ciddi bataklığa saplanmış olan Amerikan emperyalizminin moral kurtarma atağından başka bir şey değildir. İşgalciler ve maşaları iddia ettikleri gibi bu kadar direnişçi tutuklamayı başarabilselerdi Irak'ta direnişe ağır darbe vurmuş olurlardı. Ayrıca işgalciler direnişçileri öyle evlerine baskınlar düzenleyerek kapılarını kırıp içeri girerek değil çatışmalarda ancak tutuklayabiliyorlar ki bu tür çatışmalar da onlara çok ucuza gelmiyor. Bir direnişçinin esir edilmesi çoğu zaman birkaç askerin kaybedilmesi veya yaralanması sonucunu doğuruyor. Hiçbir askerleri öldürülmeden veya yaralanmadan bir direnişçiyi esir almaları nadirdir. Çatışmaların başlangıç döneminde bu belki daha sık oluyordu. Ama artık direnişçiler onların taktiklerini ve hareket noktalarını iyi bildiklerinden nadiren olabilmektedir. Bu sebeple tutukladıkları kişiler iddia ettikleri gibi direnişçiler değil, kapılarını kırarak evlerine girdikleri savunmasız vatandaşlardır.

İşgalci ABD güçleri ve onların maşaları bu tutuklamaları direnişçilere psikolojik baskı yapmak amacıyla gerçekleştiriyorlar. Özellikle savunmasız hanımları tutuklamaları tamamen bu amaca yöneliktir. Zaten Ebu Gureyb Hapishanesi'nde kadınlara yapılan çirkin muamelelerin açığa çıkarılmasının amacı da büyük bir ihtimalle buydu. Son tutuklamalarda da bilhassa kadınlara musallat olduklarını özellikle hatırlatalım. Direnişçiler de bu yüzden bazı Iraklı askerleri tuzağa düşürüp esir alarak onları serbest bırakmak için tutuklanan kadınların serbest bırakılmasını şart koştular. Bu pazarlık bile işgalcilerin ve işbirlikçilerinin direnişi yıldırma amaçlı psikolojik savaşta kadınlara musallat olmayı etkili metot olarak gördüklerini açığa çıkarması açısından dikkat çekicidir. Müslüman kadının iffet ve namusuna tasallut eden bu zihniyete karşı iman duyarlılığına sahip herkesin bir şeyler yapması, hiçbir şey yapamıyorsa boykota destek vererek zulme karşı, mazlumların yanında olduğunu ortaya koyması gerekir ki bu boykot meselesini ayrıca ele alacağız inşallah.

Irak direnişi karşısındaki kayıpları sebebiyle tehdit gücü günden güne yıpranan Amerikan emperyalizmi aslında Irak'ta, Sovyetler'in daha önce Afganistan'da saplandığının benzeri bir bataklığa saplanmıştır. Bu bataklık onu AIDS gibi yavaş yavaş eritmektedir. "Şu kadar direnişçi tutukladık" türü saptırma haberlerle moral kazanmaya veya askerlerinin morallerini kurtarmaya çalışsa da gerçekte günden güne güç kaybetmektedir. Biz de bugünkü ve müteakip yazımızda bunun yansımalarından özetle söz etmek istiyoruz.

Irak bataklığının ABD'ye yansıması sadece cephede çekilen sıkıntılardan ve askerlerin ölüm korkusuna kapılmalarından kaynaklanan sorunlardan ibaret değil. Bu bataklık Amerikan toplumu içinde de bazı toplumsal sorunlara yol açtı. Bunların başında ise cepheye sevk edilen subayların ailelerinde yaşananlar geliyor. Bizzat Amerikan kaynaklarının verdiği bilgilere göre Irak savaşının uzaması cepheye sevk edilen subayların eşlerinin boşanma taleplerinde ciddi artışa sebep oldu. İstatistiklere göre 2004 içinde subay eşlerinde boşanma bir önceki yıla nispetle % 78 arttı. Önceki yıllarda da Afganistan ve Irak işgalleri sebebiyle subay eşlerindeki boşanmalarda belirgin artış gözleniyordu. Yani Afganistan işgalinin gerçekleştiği 2001'den buyana subay ailelerindeki boşanmalarda bir artış trendi gözleniyor. 2005 yılı sonunda çıkarılacak istatistiklerde de bir önceki yıla nispetle artış gözlenirse, cepheye sevk edilen subayların ailelerinin belki yarıdan çoğu dağılmış olacaktır. Çünkü sadece 2004 yılı içinde boşanan subay eşi sayısı 3325'i buldu. Bu boşanmalar doğal olarak cephede tutulan o subayların moral yönden iyice yıpranmalarına sebep oluyordur. Bir yandan ateş hattında ölüm kalım kavgasına zorlanırken öbür yandan ailelerinin dağıldığını öğrenmek onları çökertiyordur her halde. Bu da onların savaşma güçlerini ve azimlerini yıkıyordur. Bu aynı zamanda Yüce Allah'ın kendilerine bir cezası olsa gerek. Onlar haksız yere işgal ettikleri topraklarda, iffet ve namuslarına canlarından çok önem veren mü'min kadınların iffetlerine musallat olurken kendi eşleri onları terk edip başkalarının kucaklarına oturuyorlar.

Ailelerin dağılması sadece subayların problemi değil tabii ki. Devam edeceğiz inşallah.

ABD'nin Irak Bataklığı-2

12 Haziran 2005 Pazar, Vakit gazetesi

Bir önceki yazımızda Amerikan işgal güçlerinin son günlerde tutuklamalar hakkında verdikleri bilgilerin gerçekleri yansıtmadığına dikkat çekmiştik. Bu arada, bizim tahmin ve tespitlerimizi teyit eden önemli bir gelişme yaşandı. 10 Haziran 2005 Cuma günü işgalci saldırganların camilerden ve mahalle kenarlarından çocukları tutuklamaya kalkıştıkları görüldü. Musallat oldukları çocuklardan biri de Seher Rafi' Zi'b adında 6 yaşında bir kız çocuktu. Seher babasıyla birlikte bir araçta yolculuk ederken işgalciler üzerlerine ateş ettiler ve bu küçük kız da hafif yaralandı. Sonra saldırganlar bu küçük kızla babasının ellerini bağlayarak bilinmeyen bir yere götürdüler.

İşgalcilerin ve işbirlikçilerin yarın bir gün verecekleri rakamlarda bu küçük kız çocukla babası da mutlaka hesaba katılacaktır. Bu olay tutuklananların iddia edildiği gibi direnişçilerden değil savunmasız insanlardan oluştuğunu gözler önüne sermektedir. Aynı zamanda işgalcilerin tutuklananları direnişçilere baskı amacıyla birer rehine olarak kullandıklarının ispatıdır.

Bu olayı aktardıktan sonra ABD'nin Irak bataklığı hakkında bir önceki yazımızda kaldığımız noktaya dönelim. Ailelerin dağılmaları sorununun sadece subay ailelerinin yaşadığı bir sorun olmadığını dile getirmiştik. Yine ABD kaynaklarının verdiği bilgilere göre cepheye sürülen erlerin ailelerinde de ciddi boşanma sorunu yaşanıyor. Muhtemelen erlerin çoğunu henüz evlenmemiş olanlar oluşturuyordur. Bu sebeple konuyla ilgili dosyada verilen rakamlar, evli olup da cepheye sürülen erlerin ailelerindeki dağılma sorununun ciddiyetini ortaya koymaktadır.

Verilen bilgilere göre 2004 yılında işgaller sebebiyle cepheye sevk edilmiş Amerikalı askerlerin eşlerinden 7152 kişi boşanma talep etti. Bu sayı bir önceki yıla nispetle % 28'lik bir artış anlamına geliyordu. Afganistan işgalinin gerçekleştiği 2001 yılında da asker eşlerindeki boşanmada bir önceki yıla nispetle % 53'lük artış olmuştu.

İşte Amerikan yönetimini ikide bir moral atağı yapmaya, "Irak direnişiyle uğraşmayı yerel yönetime devredeceğiz", "On binden fazla direnişçi tutukladık", "Irak direnişinin belini kırdık" türünden vakıaya, gerçeklere aykırı açıklamalar yapmaya zorlayan sebeplerden biri de karşı karşıya olduğu bu toplumsal sorunlardır.

Sürekli ölüm hattında tutulan, aileleri dağılan askerler elbette rahat ve huzurlu olacak değillerdir. 2004 yılının sonunda yayınlanan raporlarda Irak ve Afganistan'da tutulan Amerikalı askerlerin altıda birinin ağır psikolojik sorunlar yaşadıkları dile getirilmişti. Bu sorunlar günden güne artıyor. Söz konusu raporların yayınlanmasının üzerinden yaklaşık altı ay geçti. ABD artık askerlerinin karşı karşıya olduğu durumları büyük ölçüde gizliyor. Ama bizim bu oranın en az beşte bire çıktığını tahmin etmemiz mümkün. Yani her beş askerden biri ağır psikolojik sorun yaşıyor demek. Ağır psikolojik sorunla kastedilen tabii ki stres, geceleri uyuyamama, karabasan görme, düşünceli görünme vs. değil. Şizofreni, bağırma, sinirsel nöbetler geçirme gibi ciddi sağlık sorunları kastediliyor bununla. Bu tür sağlık sorunları yaşayanların uzun süre cephede tutulması askeri açıdan bir yarar sağlamadığından, hatta arkadaşlarına saldırma, kaçıp karşı tarafa geçme gibi riskler taşıdığından, böyle rahatsızlıkları olanlardan tedavi edilemeyenler geri gönderiliyor. Bizzat Amerikan kaynakları geri gönderilen askerlerin büyük çoğunluğunun ciddi psikolojik sorunlar yaşadıklarını dile getirdiler. Cephede asker sıkıntısı çeken ABD sağlam askeri geri gönderecek değil her halde! Kaldı ki yaralanma veya kalıcı hastalıklara maruz kalma gibi sebeplerden dolayı geri gönderilenlerin yerlerini bile dolduramıyor. Şimdi Amerika'daki yedekler askere gitmemek için mümkün olan bütün mazeretleri kullanıyorlar. Mazeret bulamadıklarında da kaçıyorlar.

Yine ABD kaynaklarında yayınlanan bir raporda, geri gönderilen askerlerin yerlerinin doldurulması için göreve çağrılan çok sayıda asker cepheye gitmemek için "kaçak" yaşamayı tercih ediyor. ABD de bu kaçaklardan kaynaklanan sorunu aşmak için cephedeki askerlerin görev süresini uzatıyor. Onlarca asker kendilerine önceden bilgi verilmeksizin görev sürelerinin uzatılması sebebiyle ABD Savunma bakanlığı aleyhine dava açtı.

Bunlar Irak bataklığının ABD'ye yansımalarını gösteren gerçeklerden sadece birkaçı. Ekonomik yükü, askeri tehdit gücünü kaybetmesi, Amerikan karşıtlığının yaygınlaşması ve boykot kampanyasının gittikçe yayılması ise karşı karşıya olduğu diğer sorunların başında gelenler.