ABD ve Terör

22 Şubat 2000 Salı

ABD, kendisinin baskıcı ve dayatmacı politikasını uygulamaya geçirmede ve geri kalmış ülkeleri kendine mahkum etmede ekonomik zaaflardan sonra en çok "terör" kavramından yararlanmaktadır. Bu amaçla her yıl "Terörü Destekleyen Ülkeler" listesi yayınlıyor. Ayrılıkçı hareketlerden işine gelenleri bağımsızlık yanlısı hareket olarak lanse ederken, işine gelmeyenleri terör örgütü olarak kabul ettirmeye çalışıyor. Terörün standartlarının belirlenmemiş olması, izafi bir kavram olarak bırakılması da Amerika'nın işini kolaylaştırıyor.

İsrail işgal rejiminin Lübnan'daki askeri varlığının bir tür işgal olduğu BM Güvenlik Konseyi'nin 425 sayılı kararıyla tescil edilmiştir. Bu karara göre İsrail işgal güçlerinin Lübnan topraklarını derhal terk etmesi gerekiyor. Ama işgalci siyonistler 1982'de Lübnan'ın önemli bir kesimini işgal etmeleriyle başlattıkları bu askeri varlıklarını BM Güvenlik Konseyi'nin kararlarına rağmen hala sürdürüyorlar. Bu durumda Lübnan devletine ve halkına işgalcileri yurtlarından çıkarmak için silahlı mücadele hakkı doğmaktadır. Bu haksız işgale son vermek için sürdürülen silahlı mücadelenin "terör" olarak nitelendirilmesine imkan yoktur. Asıl terör siyonistlerin sürdürdükleri işgal ve bu işgali devam ettirebilmek için sürekli sivil hedeflere yönelik saldırılar düzenlemeleridir. ABD, terör konusunda samimi ve tarafsız olsaydı, siyonistleri Lübnan topraklarından çıkarabilmek için onlara baskı yapma yolunu tercih ederdi. Onların Lübnanlı halka yönelik vahşi saldırılarının yanında yer almazdı. Ama öyle yapmadı ve işgalcilerin yanında yer aldı. İşgalcileri Lübnan topraklarından çıkarmak için savaşan ve Lübnan hükümeti tarafından da resmen tanınan Hizbullah'ı gerginliği tırmandırmakla suçladı.

İşte Amerika'nın bu tutumu sonuçta Lübnan halkının şiddetli tepkisine sebep oldu ve üniversiteli öğrencilerin öncülük ettikleri büyük protesto gösterileri düzenlendi. Protesto eylemlerinde ABD'nin yanı sıra olayları işgalci siyonistlerin ağzından yansıtan ve Amerika'nın sömürgeci politikalarının medya organlığı görevini yürüten CNN kanalına da tepki gösterildi. Ne yazık ki, kendilerini "ciddi televizyon kanalı" olarak yansıtanlar da birtakım menfaat ilişkilerinden dolayı çoğu zaman gerçekleri çarpıtarak kamuoyuna yansıtmaktadırlar.

Aslında terörle ilgili gerçekler medyaya tam ve çarpıtılmadan yansıtılmış olsaydı, terörü desteklemekle kalmayıp aynı zamanda onu geçerli bir yol olarak benimseyen ülkelerin başında ABD ve İsrail'in geldiği görülecekti. Biz daha önce ABD'nin terör eylemlerinden bazılarına çeşitli vesilelerle temas etmiştik. İsrail terörünü ise gelişmelere paralel olarak sürekli gündeme getirmeye çalışıyoruz. Bu yazımızda da ABD'nin bazı önemli terör eylemlerine başlıklar halinde temas etmekte yarar görüyoruz.

1973'te Libya dışişleri bakanının bindiği uçağın düşürülmesi.

Pakistan cumhurbaşkanı Ziyaü'l-Hak'ın uçağının düşürülmesi.

Sudan devlet başkanı yardımcısı Zübeyir Muhammed es-Salih'in uçağının Güney Sudan semalarında düşürülmesi. Bu suikastte hedef alınan Zübeyir Muhammed es-Salih, Etyopya'nın başkenti Adis Ababa'da Mısır devlet başkanı Hüsni Mübarek'e karşı gerçekleştirilen suikast girişiminin arkasında CIA'nin olduğunu belgelemiş ve bu belgeleri Hüsni Mübarek'in önüne koymuştu. Oldukça faal olan Zübeyir Muhammed'in girişimleri Amerika'nın Mısır'la Sudan'ı karşı karşıya getirme planlarının da suya düşmesini sağlamıştı.

1981 Ağustos'unda Sirte Körfezi'nde iki Libya uçağının düşürülmesi.

1986'da Libya lideri Muammer el-Kazzafi'nin karargâhının bombalanması. Kazzafi bu olayda yaralandı.

1982'de İsrail'in Lübnan'ı işgalinden sonra Tunus'a taşınmak zorunda kalan FKÖ'nün bu ülkedeki karargâhını bombalayan İsrail uçaklarına Amerikan altıncı filosunun kullandırılması.

1993'te Somali'yi "umut operasyonu" yaftası altında işgal etmesi.

Eski ABD başkanı Kennedy başta olmak üzere bir çok ileri gelen siyasetçiye CIA tarafından suikast düzenlenmesi.

Kenya ve Tanzanya'daki ABD büyükelçiliklerindeki patlamaların gerekçe gösterilerek hiçbir belge ve emare olmamasına rağmen Sudan'ın suçlanması ve Şifa ilaç fabrikasının bombalanması.

Bunlar sadece birkaç örnek. Bizim de amacımız Amerika'nın sicilini ortaya koymak değil uluslararası terördeki rolü hakkında fikir vermek olduğundan bu kadar örneğin yeterli olacağını sanıyoruz. Çağdaş sömürgeciliğin başını çeken bu gücün terör eylemleri hakkında ise birçok kitap yazılmıştır.