Abdullah Öcalan Türkiye'de

Geçtiğimiz hafta, Türkiye'de gündemi büyük ölçüde, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın (Apo'nun) Türkiye'ye getirilmesi konusu işgal etti. Bilindiği üzere bu olay sadece Türkiye'de değil dünyanın değişik ülkelerinde de önemli gelişmelere yol açtı.

Öcalan'ın İtalya'dan çıkarılmasından sonra, nereye götürüldüğü ve nerede barındırıldığı bilinmiyordu. Bu konuda basın yayın organlarına yansıyan haber ve yorumlarda değişik iddialarda bulunuldu. En sonunda Afrika ülkelerinden Kenya'nın başkenti Nairobi'de yakalanarak özel bir uçakla Türkiye'ye getirildi. Apo'nun burada yakalanmadan önce Yunanistan'ın Nairobi büyükelçiliğinde 12 gün barındırıldığı bildirildi.

Apo'nun Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinde hangi ülkelerin yardımcı olduğu konusunda değişik iddialar ve görüşler var. PKK taraftarları, bu işin Yunanistan, Kenya, ABD ve İsrail'in yardımlarıyla olduğuna inandıklarından saldırı ve eylemlerinde genellikle bu ülkelerin dış temsilciliklerini hedef alıyorlar. Türkiye istihbaratının da bu işi tek başına başarması pek mümkün görünmediğinden bu işte bazı dış ülkelerin yardımcı olduğu kesin. Birinci derecede Amerika'nın yardımcı olduğu düşünülüyor. Ayrıca Apo'nun yakalanıp getiriliş tarzı daha önce İsrail'in Nazi katliamı suçlularını yakalayıp götürme tarzına benzediğinden MOSSAD'ın bu işte bir katkısının olabileceği düşünülüyor. Ancak İsrail yönetimi, bu işte kendilerinin herhangi bir katkılarının, paylarının olmadığını iddia ediyor.

Apo'nun yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinde başta ABD olmak üzere bazı yabancı ülkelerin katkılarının olduğu şüphesi doğal olarak: "Bunun karşılığında acaba Türkiye'den ne isteniyor?" sorusunu akla getiriyor. Eğer bu işte İsrail'in bir payı varsa, onun böyle bir şeyi karşılıksız yapmayacağı ve Türkiye'den yeni birtakım beklentilerinin olacağı kesindir. Örneğin yahudi iş adamlarının, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde Filistin topraklarına kurulan kibbutzlara benzer yeni çiftlikler kurmalarına imkan sağlanmasını isteyebilir. Ne yazık ki uluslararası siyonizmin "Büyük İsrail" emelinden vazgeçmediği bilindiği halde siyonizmle işbirliği içindeki yahudi iş adamlarının bu bölgede toprak satın almalarına ve birtakım çiftlikler kurmalarına fırsat verilmektedir. Amerika'nın bir katkısı varsa -ki buna kesin gibi bakılıyor- o zaman da Amerika yine Türkiye'yi aynı kapıya çıkaracaktır. Çünkü Amerika, Türkiye'nin İsrail'le daha çok içli dışlı olmasını, bir de Irak karşısında kendisine daha fazla destek vermesini istiyor. Amerika, ayrıca Kuzey Irak bölgesinde bir Kürt otonom bölgesi kurdurabilmek için bölgedeki Kürt örgütleriyle anlaşmış ve onların etkinliğini artırmak amacıyla PKK'yı tasfiye etmeye niyetlenmiş olabilir. Bilindiği üzere geçtiğimiz aylarda Amerika Kuzey Irak'taki Kürt örgütlerinin liderleri Celal Talabani ve Mesut Barzani'yle görüşerek aralarında bir uzlaşma sağlamaya çalışmıştı. Bu konuda şu an için kesin bir şey söylemek mümkün görünmüyor. Ancak önümüzdeki günlerde veya aylarda bu konu biraz daha aydınlığa kavuşacak, daha da netlik kazanacaktır.

Şimdi zihinlerdeki bir soru da: "Bundan sonra ne olacak?" sorusu. Apo'yla ilgili soruşturma ve yargılama süreci resmen başlatıldı. Apo kendisi, Marmara Denizi içindeki İmralı adasında bir askeri üste gözetim altına alındı. Soruşturmanın fiilen başlatılması için de Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden üç savcı bu adaya gitti. Hakkında daha önce açılmış gıyabi davalarda idam cezasına çarptırılması istenmişti. Bu davalar halen geçerli. Ancak şimdiye kadar Apo, Türkiye dışında olduğundan söz konusu davalara işlerlik kazandırılamamıştı. Şimdi bu davalara işlerlik kazandırılmış oldu. Ancak davanın kısa sürede sonuçlandırılmayacağı, hakkındaki soruşturmaların, dış ilişkilerinin, içerdeki bağlantılarının ortaya çıkarılabilmesi için karar işleminin epey geciktirileceği sanılıyor.

Bir de Apo'nun liderliğini yaptığı PKK örgütünün geleceğinin ne olacağı konusu var. Türkiye'deki mevcut yönetim örgütün başının yakalanmasından sonra militanlarının da kendiliğinden gelip teslim olmalarını sağlayabilmek için "pişmanlık yasası" adında bir yasa çıkarmaya çalışıyor. Ancak şu anda seçim dönemine girilmiş olduğundan meclisin toplanması mümkün görünmüyor. Dolayısıyla bu yasa tasarısının meclis gündemine getirilmesi kuvvetli bir ihtimalle seçim sonrasına kalacak. Ama yasa çıkarılsa bile PKK militanlarının gelip teslim olup olmayacakları şüpheli.

Şimdilik konuyla ilgili olarak bu bilgileri vermekle yetinmek istiyoruz. İleride Allah izin verirse, gelişmelere bağlı olarak yeni bilgiler vermeye çalışacağız.