ABD'nin Kara Listesi ve Sudan

ABD yönetimi politikaları kendi çıkarlarıyla uyuşmayan ülkeleri yalnızlığa itmek amacıyla çok değişik yollara başvurmaktadır. Her yıl "Terörü Destekleyen Ülkeler" diye bir liste hazırlayıp dünya kamuoyunun dikkatine sunması da bu amaçla başvurduğu yollardan biridir. ABD bunu yaparken aynı zamanda kendisinde, bütün dünya ülkelerini istediği gibi yargılama ve istediği gibi sınıflandırma yetkisi de görüyor. Bu arada bu tür listeleri kendi suçlarını örtmek için de değerlendirmektedir. Şunu ifade edelim ki eğer dünyamızda terörü destekleyen ülkeler listesini hazırlama işi terörün başını çeken bir ülkeye kalmışsa dünyanın düzeni iyice altüst olmuş demektir. Bu durum şarapçı Bekri Mustafa'nın köye imam seçilmesine benzer.

Dünyadaki pek çok terör olayında, pek çok cinayette ABD'nin gizli istihbarat örgütü olan CIA'nin parmağı olduğu artık gizlenmesi mümkün olmayan bir gerçektir. Eski ABD başkanı Kennedy'nin bile CIA tarafından öldürüldüğünü ispatlayan birden fazla kitap yayınlanmıştır. Bir istihbarat örgütü olduğu kadar bir terör örgütü olan CIA çok değişik amaçlarla cinayet işlemektedir. Bu cinayet olaylarını şu şekilde sınıflandırabiliriz: ABD çıkarlarına ters bir çizgi takip eden devlet yöneticilerinin öldürülmesi: Pakistan devlet başkanı Ziyaü'l-Hak'ın öldürülmesi buna örnektir. Müslümanların arasına sokulan fitneleri araştıran ve bu konuda Müslümanları uyarmaya çalışan ilim adamlarının öldürülmesi: "İngiliz Emperyalizmi ve Kadiyanilik" adlı kitabın yazarı Pakistanlı ilim adamı Dr. İhsan İlahi Zâhir'in öldürülmesi buna örnektir. Müslümanları siyasi ve ilmi yönden şuurlandırmaya çalışan ilim adamlarının öldürülmesi: Lübnanlı ilim adamı Dr. Subhi es-Salih'in öldürülmesi buna örnektir. Bazı önemli alanlarda ihtisas sahibi olup da ABD'deki kuruluşlarla işbirliği içine girmeyi kabul etmeyen ilim adamlarının öldürülmesi: Mısırlı nükleer enerji uzmanı Said Seyyid el-Bedir'in Amerika'daki ünlü NASA şirketi ile birlikte çalışmayı kabul etmediğinden dolayı öldürülmesi buna örnektir. Bunun yanı sıra insanları birbirine düşürmek, provokasyon, gizli bilgilere sahip olup da bu bilgilere açığa vurmasından endişe edilen kişilerin ortadan kaldırılması vs. gibi çok değişik amaçlarla da cinayetler işlemektedir. Sonuç itibariyle şunu ifade etmeliyiz ki ABD'nin cinayet ve terör dosyası oldukça kabarıktır.

Adil bir seçim sistemi uygulamadığından dolayı bütün muhalif partiler tarafından tenkit edilen ve gerçekleştirdiği genel seçimler iktidar partisi dışındaki bütün partiler tarafından boykot edilen Mısır devlet başkanı Hüsni Mübarek'i kendi çıkarlarına hizmet ettiğinden dolayı demokrasi ödülüyle ödüllendiren ABD, sırf İslâmi bir kimlik kazanmaya çalıştığından ve ABD'nin siyasi çıkarlarıyla uyuşmayan bir anlayışı benimsediğinden dolayı Sudan'ı "Terörü Destekleyen Ülkeler" listesine aldı. ABD'nin bundaki amacının ne olduğu gayet açıktır: Sudan'ı yalnızlığa itmek ve bütün dünyanın ona karşı tavır almasını sağlamak.

ABD'nin Sudan'ı söz konusu listeye alma konusundaki en önemli gerekçesi Mısırlı Şeyh Ömer Abdurrahman'a bu ülke tarafından geçmişte vize verilmesi ve Ömer Abdurrahman'ın bir süre Sudan'da ikamet etmiş olması. İlginçtir ki Ömer Abdurrahman Sudan'dan çıktıktan sonra kendisine ABD tarafından vize verilmiştir ve tamamıyla senaryo olduğu bilinen bir patlama olayı dolayısıyla tutuklanışına kadar bu ülkede serbestçe dolaşmaktaydı. Eğer Ömer Abdurrahman'ın gerçekten terörle ilgisi vardıysa istihbarat teşkilatı Sudan'ınkinden çok daha güçlü olan ABD bunu daha önce nasıl tespit edemedi. Şayet tespit ettiyse neden vize verdi. Üstelik İngiltere'de yayınlanan Impact International'da çıkan bir yazıda Ömer Abdurrahman'a Hartum'daki ABD büyükelçiliğinde çalışan CIA ajanları tarafından vize verildiği ileri sürülmektedir.

ABD daha önce Sudan'ın kuzey bölgelerinde Mısırlı bazı gençlerin askeri yönden eğitilmesi için kamplar kurulduğunu ileri sürmüştü. Bu tür iddiaları daha önce Mısır yönetimi de ortaya attı ama hepsi fos çıktı. Çünkü Sudan yönetimi bu iddiaları ortaya atanları Sudan'ın kuzeyini adım adım dolaşmaya ve iddia ettikleri kampların yerlerini tespit etmeğe çağırdığında hiç kimse buna cesaret edemedi. Çünkü iddialarının asılsız olduğunu biliyorlardı.

ABD'nin Sudan'ı Terörü Destekleyen Ülkeler listesine alması Sudan devlet başkanı Ömer Hasan el-Beşir'in de dile getirdiği üzere, "ABD'nin İslâm'a karşı derin kökleri olan hıncının bir göstergesi"dir.