Ahrar Dergisinin Prof. M. Es'ad Coşan Hakkında Bizimle Yaptığı Röportaj

Hocaefendimiz ile ilk nerede ne zaman müşerref oldunuz?

Muhterem Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan hocaefendi Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde bizim hocamızdı. Ben bu fakülteye 1980'de girdim ve hocaefendi o zaman bu fakültede Türk-İslam Edebiyatı kürsüsünün başkanıydı. Birinci sınıfta da bize "Türkçe Kompozisyon" derslerini okutuyordu. Kendisini ilk kez işte bu derste tanıdım. O zaman bir öğrenci olarak kendisini tanımıştık. Şahsen görüşmemiz ise yine aynı fakültede birinci sınıfta öğrenciyken evini ziyaret etmemiz vesilesiyle oldu. Hatırladığım kadarıyla o zaman Kalaba'da bir evde ikamet ediyordu ve biz de bu evi ziyaret etmiştik.

Tanışmanıza vesile olan ilginç birisi veya bir olay var m?

Herhangi bir ilginç veya olağan dışı bir gelişme söz konusu olmadı. Kendisini tanımamıza vesile olan derslerde kendisine karşı içimizde bir muhabbet oluştu. Bu muhabbet şahsen tanışmamızda da etkili oldu.

Hocaefendimiz sizin için ne ifade ediyor idi?

Dediğim gibi o her şeyden önce bizim bir hocamızdı ve çok sevdiğimiz bir hocamızdı. Derslerdeki üslubu çok etkileyici oluyordu. Bize birinci sınıfta Türkçe Kompozisyon, ikinci ve üçüncü sınıflarda Türk - İslam Edebiyatı derslerini okuttu. Beşinci sınıfta da ara sıra Paleografi derslerine giriyordu. Bütün bu derslerde kendisinden birçok şey öğrendik. Türkçe Kompozisyon derslerinde sadece kompozisyon değil başarılı olmanın kurallarını, araştırma metotlarını, çalışma düzeninde dikkat edilecek hususları ve benzeri şeyleri de öğretti. Hocaefendinin bu konudaki öğütleri daha sonra küçük kitapçıklar halinde yayınlandı. Ancak bütün bunları kitaptan okumak, ağızdan dinlemek kadar etkili olmuyor.

Ben aynı zamanda, hocaefendinin teşvik ve katkılarıyla neşredilen yayın organlarında da uzun süre çalıştım. Buralardaki çalışmalarımda kendisiyle daha yakından münasebetlerimiz oldu. Ayrıca hem Ankara'da hem de İstanbul'a yerleştikten sonra hadis sohbetlerini takip etmeye çalıştım. Bu vesileyle de aramızda bir gönül bağı oluştu.

Unutamayıp bildirmek istediğiniz bazı hatıralarınız?

Unutamadığım hatıralarımdan biri evliliğimiz münasebetiyle, bana bizzat kendi eliyle bir halı seccade hediye etmesiydi.

İskenderpaşa'daki sohbetlerinden birinde "İslam Dünyasından Kesitler" adlı kitabımızdan övgüyle söz etmesi de beni çok duygulandırmış ve çalışmalarıma şevk katmıştı. Zati alileri o sohbetinde adı geçen kitabımızdan bazı paragrafları okuma lütfunda da bulunmuştu. Yine "Emperyalizmin Oyunları" adlı kitabımızdan da övgüyle söz ettiğini bazı arkadaşlarımın bana söylemeleri büyük heyecan ve şevk vermişti.

Efendi hazretlerinin hatırasını nasıl canlı tutmalıyız biz gençler?

Hocaefendinin benim en çok dikkatimi çeken sözü, insanların Kur'an ehli,hadis ehli olmaya çağrılmasının önemini vurgulayan sözüdür. Aslında tüm ümmetin buluşma zemini Kur'an ve sünnetin ortaya koyduğu gerçeklerdir. Bu açıdan onun hatırasının yaşatılmasının da Kur'an ve sünnete bağlı kalınması konusunda gösterilecek duyarlılıkla olacağını düşünüyorum. Bu tutum aynı zamanda Müslümanlar arasındaki ekolleşme, gruplaşma meselesini de çözecektir. Tüm Müslümanların buna dikkat etmesi, başkalarını kendi ekollerine çağırmak yerine ümmetin üzerinde ittifak ettiği buluşma zemini olan Kur'an ve sünnete çağırmaları gerekir.

Efendi hazretlerinin kaybının ardından gelişen güzel bir hatıra?

Vefatından sonrasıyla ilgili özel bir hatıram yok. Ancak bir arkadaşımızın anlattığı bir hadise ilgimi çekmişti. Vefatından bir süre önce Avustralya'da bir cemaate yönelik bir sohbet yaparken, Kuzey Iraklı birisi: "Hoca kaç yaşındasın, bayağı genç görünüyorsun?" diye soru yöneltmiş. O da: "Peygamberimizin vefat ettiği yaştayım" cevabını vermiş.

Vefatından sonrasıyla ilgili zikre değer en önemli hatıramız cenazesinde gördüğümüz o büyük kalabalıktı. Dikkatimi çeken şey o kalabalığın arasında yakından tanıdığım ama farklı meşreplerdeki birçok kimseyi görmem oldu. Onları oraya yönelten etken kalplerindeki muhabbetti; cenazeye katıldıklarının bilinmesini istemeleri değildi. Çünkü o kadar kalabalığın arasında kimin katılıp kimin katılmadığının bilinemeyeceği ve dikkat çekmeyeceği belliydi.

Efendi Hazretlerinin hizmetleri İslam aleminde nasıl bir yankı buluyordu?

İslam aleminde ne yazık ki henüz bir enformasyon meselesi, bilgi alış verişinde eksiklik var. Bu yüzden araştırmacıların dışında kalanlar hizmet ehlini yeterince tanımamaktadırlar. Bu bizim için de söz konusudur. İslami duyarlılığa sahip kesim bile Türkiye dışında yürütülen faaliyetlerin daha çok medyaya yansıyan tarafını bilirler. Bu açıdan hocaefendinin faaliyetleri İslam aleminde yeterince tanınmıyordu. Ama Avrupa ülkelerindeki ve bazı Türk cumhuriyetlerindeki Müslümanlar arasında özellikle İslami gelişmelere yakın ilgi gösterenler arasında kısmen biliniyordu.

Efendi Hazretlerinin vefatı dünyada , özelde İslam aleminde nasıl yankı buldu?

Bundan önceki soruya verdiğim cevap bu soru için de geçerlidir. Ama hocaefendinin vefatı Türkiye'de büyük bir yankı uyandırdığından İslam alemindeki medya organları da ondan söz etme gereği duydular.