Türkiye - İran Gerginliği

Türkiye'yle İran arasındaki son gerginliği ilk ateşleyen gelişme Ecevit'in İran'da yaşanan öğrenci eylemleriyle ilgili açıklaması oldu. İran'la ilişkileri zaten iyi olmayan ABD yönetimi bile İran'ın iç işlerine karışmak anlamına geleceğini söyleyerek bu ülkede yaşanan eylemlerle ilgili herhangi bir yorum yapmaktan kaçındığı halde, Türkiye başbakanı Bülent Ecevit bu eylemleri, saygın bir geçmişe sahip olan İran halkının bu ülkedeki çağdışı rejime başkaldırması olarak niteleyen bir açıklama yaptı. Bu açıklama İran yönetiminin şiddetli tepkisine yol açtı ve yöneticiler buna cevap amacı taşıyan çeşitli açıklamalar yaptılar.

Bu olayın üzerinden fazla zaman geçmeden İran yönetimi iki Türk uçağının kendi taraflarına geçerek bombalama yaptıklarını ve çeşitli yerleşim merkezlerine ve bazı sınır karakollarına zarar verdiklerini açıkladı. İran bu bombalama karşılığında Türkiye'nin kendisinden resmen özür dilemesini ve bombalamadan kaynaklanan zararı tazmin etmesini istedi. Ancak Türkiye tarafı iddiaları yalanladı ve Türk uçaklarının kesinlikle böyle bir bombalama yapmadıklarını açıkladı.

Fakat bu olayın üzerinden de fazla zaman geçmeden iki Türk askeri sınırı aşıp İran tarafına geçtiklerinden dolayı İran güvenlik güçleri tarafından tutuklandı. Bu olayla ilgili olarak da Türkiye tarafı, iki askerin sınırı yanlışlıkla geçtiklerini iddia ederek derhal serbest bırakılmalarını istedi.

Bu gelişmelerin birbiri ardından vuku bulması ve karşılıklı olarak yapılan sert açıklamalar iki ülke arasındaki ilişkilerin iyice gerginleşmesine yol açtı. Ancak bu iki komşu ülkenin ilişkilerinin gerginleşmesinin hiçbirinin yararına olmadığı, daha çok İran'ı kendisi için bir hedef olarak seçen siyonist işgal devletinin hesaplarına yaradığı apaçık ortadaydı. Bu yüzden gelişmelerin aydınlatılamamış arka planında siyonist işgalcilerin sinsi birtakım oyunlarının olması hiç de ihtimal dışı değildi. Örneğin Türkiye'yle İsrail arasındaki askeri işbirliği anlaşmaları gereğince İsrail uçaklarının Türkiye hava sahasında eğitim uçuşu yapmalarına imkan tanınmaktadır. Bu uçakların tümüyle kontrol altında olduklarını söylemek acaba mümkün müdür? Bu uçaklardan ikisinin İran topraklarına bomba atmış olmaları muhtemel değil midir?

Bu olayın, Türkiye'yle Yunanistan arasındaki ilişkilerin yumuşamasından ve karşılıklı diyalog sürecinin başlatılmasından hemen sonra vuku bulması da dikkat çekiciydi. İsrail işgal devleti Türkiye'ye dost görünse de Türkiye'nin sürekli başının dertte olmasını, birileriyle uğraşmak zorunda kalmasını istiyor. Bunu Türkiye'nin ABD desteğine, dolayısıyla İsrail'le işbirliğine mahkum olması için de gerekli görüyor. Bundan dolayı Türkiye'yle Yunanistan arasında diyalog sürecinin başlatılmasından ciddi şekilde rahatsız oldu.

Bunu hatırlattıktan sonra yeniden Türkiye'den giden uçakların İran topraklarına bomba atmaları iddialarına dönelim. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Türkiye tarafı başlangıçta İran'ın bu yöndeki iddialarını tamamen reddetti. Ardından Genelkurmay başkanlığı bombalanan yerlerin Irak sınırları içinde olduğunu, İran topraklarına herhangi bir bomba atılmadığını, ancak bombalama işlemi esnasında bazı İran askerlerinin de orada bulunmaları sebebiyle zarar görmüş olabileceklerini söyledi. Ancak İran kendisine ait sınır karakollarının ve yerleşim birimlerinin bombalandığını söylüyordu. Bundan dolayı İran, Türkiye'den bombaların düştüğü yerlerde inceleme yapması üzere bir heyet göndermesini istedi. Bu istek üzerine bir heyet gönderildi. Ancak heyetin gitmesinden sonra İran kaynaklarıyla Türkiye kaynakları farklı ve çelişkili açıklamalarda bulundular. İran kaynakları, Türkiye'den giden heyete zarar gören yerlerin ve patlamamış bir bombanın gösterildiğini, heyet mensuplarının Türkiye devletinin bunun zararını tazmin edeceği yönünde açıklamada bulunduğunu bildirdiler. Ama daha sonra Türkiye bu iddiaları yalanlayarak, Türkiye'nin herhangi bir tazminde bulunma sözü vermediğini açıkladı. Ayrıca başbakan Bülent Ecevit, bombalanan yerin Irak sınırları içinde olduğunun anlaşıldığını iddia etti.

Türkiye'nin bu tutumu karşısında İran tarafı da, sınırı geçen iki Türk askerini serbest bırakmayarak yargı önüne çıkaracağını açıkladı. Dolayısıyla heyet gönderilmesi meseleye köklü bir çözüm getirmemiş oldu. İşin gerçeğinde olayları en çok çıkmaza sürükleyen, Ecevit'in İran'da yaşanan olaylarla ilgili açıklaması oldu. Eğer böyle bir açıklamadan dolayı gergin bir hava oluşmuş olmasaydı iki askerin sınırı geçmesi ciddi bir sorun oluşturmaz ve kısa bir soruşturmadan sonra askerlerin iade edilmeleri mümkün olabilirdi.

Türkiye tarafından başbakan Bülent Ecevit, İran'ın kendi iç sorunlarını örtmek ve dikkati başka yönlere çekmek için böyle bir sorun çıkardığını iddia etti. Ancak ilginçtir ki, Türkiye de gerek işçi eylemleri ve gerekse ekonomik kriz sebebiyle iç problemler yaşamaktadır. Üstelik İran'daki karışıklıklar artık durduğundan bu ülkenin dikkatleri başka yönlere çekme ihtiyacı da pek kalmamıştır. Ama Türkiye'deki iç sorunlar artarak devam etmektedir. Bundan dolayı Ecevit'in söylediklerinin aynen kendi hükümeti açısından da geçerli olması söz konusu.

Türkiye'yle İran arasındaki gergin hava, başlayan diyalog süreci sebebiyle şimdilik yumuşamış görünüyor. Ancak henüz kesin bir çözüme varılmış değil.

Türkiye-İran Gerginliği

Türkiye'nin komşularıyla iyi ilişkiler içinde olmaya ihtiyacı var. Ancak Türkiye'nin bu konuda tutarlı ve rasyonalist bir dış politikasının olmadığını görüyoruz. İran'da iç karışıklıklar yaşanırken Amerika bile İran'ın iç işlerine karışmak anlamına geleceğini söyleyerek söz konusu olaylarla ilgili herhangi bir açıklama yapmaktan çekindi. Ülkemizin başbakanı Ecevit ise, olayları "çağdışı İran rejimi"ne daha fazla dayanamamaktan kaynaklanan bir halk başkaldırısı olarak niteleme yoluna gitti. Oysa daha önce Merve Kavakçı olayında, Tahran'da sivil halkın gerçekleştirdiği protestoları Türkiye'nin iç işlerine karışmak olarak nitelendirmişti.

Ecevit'in bir başbakan sıfatıyla yaptığı açıklamalar ister istemez İran tarafında şiddetli tepkilere ve karşıt açıklamalara yol açtı. Ardından Türkiye uçaklarının İran tarafına bomba attıklarına dair iddialar ve iki Türk askerinin sınırı geçmesi sebebiyle İran tarafından tutuklanması olayı geldi. Aslında Ecevit'in açıklamalarından kaynaklanan siyasi kriz söz konusu olmasaydı, iki askerin sınır ihlalleri belki kolayca çözülebilecekti. Ancak bütün bu gelişmelerin birbiri ardından gelmesi krizin büyümesine yol açmakta ve çözümü zorlaştırmaktadır.

Gördüğümüz kadarıyla geçmişte Türkiye'yi Suriye'yle birkaç kez savaşın eşiğine kadar getiren dış güçler bu kez de İran'la karşı karşıya getirmek istiyorlar. Türkiye, kesinlikle herhangi bir Türk uçağının sınır ihlal etmediğini ve İran tarafına bomba atmadığını söylüyor. Ancak herkesin bildiği üzere İncirlik hava üssündeki Amerikan uçakları Türkiye'deki yetkililerin haberi bile olmadan Irak hava sahasına girerek bombalama yapıyorlar. Öte yandan Türkiye hava sahasında İsrail uçaklarına eğitim uçuşları imkanı veriliyor. Bu durumda: "Şüpheli bombalama işini bunlardan biri yapmış olabilir mi?" sorusu akla geliyor. Zaten İsrail uçaklarına Türkiye hava sahasında eğitim uçuşu imkanı tanındığında bu tür tereddütler akıllara gelmişti. Meseleyi çok iyi tahlil etmek ve başkalarının maksatlı tahriklerinden uzak durarak İran'la iyi ilişkiler içinde olmak gerekir. Çünkü Türkiye'nin kendi çıkarı bunu gerektirmektedir.