Partileşmek mi Parti Kurmak mı?

5 Şubat 1996

Bilindiği üzere Müslüman Kardeşler cemaati son zamanlarda bir siyâsi parti kurmak için teşebbüse geçti. Türkiye'deki yayın organlarında bu girişim genellikle "Müslüman Kardeşler partileşiyor" şeklinde verildi. Oysa partileşmekle parti kurmak birbirinden çok farklı şeylerdir. Yapılan Mısır'daki Müslüman Kardeşler cemaatine mensup bazı kişilerin parti kurmak için girişimde bulunmasıdır. Bu cemaatin kendine özel bir iç disiplini ve cemaat yapısı var. Bu disiplinle parti disiplini birbirinden çok farklıdır. Siyâsi parti kurulsa da kurulamasa da cemaat kendi iç disiplinini ve yetmiş yıla yakın bir süredir muhafaza edilen cemaat yapısını korumakta ısrarlıdır. Bir siyâsi partinin hatırına bu yapının tamamen lağvedilerek sırf siyâsi bir oluşum haline gelinmesi söz konusu değildir. Nitekim cemaatin ileri gelenlerinden ve genel mürşidin yardımcısı Me'mun el-Hudaybi konuyla ilgili açıklamasında: "Partiyle cemaatin bir ilgisi yok... Yerine göre partiyle cemaat arasında ittifak da olabilir ihtilaf da. Parti sadece kurucularını bağlar" dedi.

Parti meselesine gelince: Müslüman Kardeşler cemaatinden bir grup geçtiğimiz Ocak ayının ortalarında Mısır'daki Siyâsi Partiler Kurulu'na Hizbu'l-Vasat (Orta Parti) adında bir siyâsi parti kurmak üzere müracaatta bulundu. Kurmak istedikleri parti için böyle bir isim seçmekteki dayanakları ise Yüce Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de: "Böylece sizi, insanların üzerine şahit olmanız ve peygamberin de sizin üzerinize şahit olması için orta bir ümmet kıldık" (Bakara, 2/143) diye buyurması. Partinin kuruluşu için müracaatta bulunanların başta gelenleri arasında Mühendisler Sendikası'nın genel sekreteri Ebu'l-Alâ Mâdi, Gazeteciler Sendikası meclisi üyesi Salah Abdulmaksud, Avukat Isam Sultân, Dr. Mustafa Reslân gibi kişiler var.

Müslüman Kardeşler'den bir grubun bu girişimi değişik çevrelerde farklı şekillerde yorumlandı. Bu farklı yorumların çoğu insanlarımızın partileşmekle parti kurmayı birbirinden ayıramamasından kaynaklanıyordu. Bu ikisi arasındaki farka temas ettik. Siyâsi parti kurma işi ise Müslüman Kardeşler'in yabancı olduğu veya karşı çıktığı bir şey değildir. Ayrıca böyle bir girişimin cemaatin eski lideri Muhammed Hamid Ebu'n-Nasr'ın yoğun bakımda olduğu ve Mustafa Meşhur'un birinci derecede cemaatle ilgilendiği bir sırada gündeme gelmesi cemaatte politika değişikliği anlamına gelmez. Çünkü bu konu tâ Ömer Tilmisâni'nin zamanından buyana gündemdeydi ve siyâsi parti kurulması için zaman zaman girişimlerde bulunuldu, ancak sonuç alınamadı. Bunun üzerine parlamento seçimlerinde önceleri Vefd Partisi'yle, bir ara Ahrar ve Çalışma partileriyle, son olarak da yalnız Çalışma Partisi'yle işbirliğine gidilmesi tercih edildi. Ayrıca Müslüman Kardeşler'in Mısır dışındaki bazı kollarının siyâsi partileri var. Örneğin Ürdün'deki cemaatin İslâmi Çalışma Cephesi, Cezayir'deki cemaatin de İslâmi Toplum Partisi adında birer siyâsi kanatları bulunuyor. Yemen'de hâlen iktidara ortak olan Yemen Islah Birliği de bu ülkedeki Müslüman Kardeşler'in siyâsi bir teşkilatıdır. Fakat bunlar dediğimiz gibi sadece birer siyâsi kanat niteliği taşımaktadırlar ve öte yanda cemaatin kendi iç disiplini korunmaktadır.

Mısır'daki girişimin nasıl bir sonuç vereceği bilinmiyor. Bilindiği üzere son genel seçimlerden önce Mısır yönetimi Müslüman Kardeşler üzerindeki baskısını artırmış hatta cemaatin ileri gelenlerinden birçok kişiyi tutuklamış onların da çoğunu iki ile beş yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırmıştı. Mısır yönetiminin bunu yapmaktaki gayesi Müslüman Kardeşler'e gözdağı vermek ve onu siyâsi alanın dışında kalmaya zorlamaktı. Fakat buna rağmen bir siyâsi parti kurma girişiminde bulunulması Mısır yönetiminin Müslüman Kardeşler'i siyâsi arenanın dışında tutmak için başvurduğu baskı politikasının sonuç vermediğini gösteriyor.