İslam Dünyasında Seçim Dönemi

Bu yılın Nisan ayıyla birlikte birçok İslam ülkesi seçim heyecanı içine girdi. Mısır'da 6 Nisan 1997 tarihinde göstermelik de olsa bir yerel seçim yapıldı. Mısır'da demokrasinin nasıl anlaşıldığından dolayısıyla seçimlerin hangi şartlar içinde gerçekleştirildiğinden daha önce çeşitli yazılarımızda söz etmiştik. Mısır gibi diktatörlük rejimlerinin hakim olduğu ancak "demokratik" olarak nitelendirilen ülkelerde halk iradesinin yönetime yansıması mümkün değildir. Dolayısıyla bu ülkelerde seçimler bir göz boyamanın ötesine geçememektedir. Bundan dolayı 6 Nisan tarihli yerel seçimlerde ister istemez en büyük başarıyı (!) iktidar partisi gösterdi. Zaten muhalif partilerin ve siyasi akımların çoğu, halk iradesinin özgür bir şekilde sandığa yansımasına fırsat verilmediği gerekçesiyle söz konusu seçimleri boykot etmişlerdi.

27 Nisan 1997 tarihinde gerçekleştirilen Yemen seçimlerinin kritiğini geçen haftaki yazımızda yapmıştık. 5 Haziran 1997 tarihinde Cezayir'de seçim yapılacak. Bu seçimlerle ilgili düşüncelerimizi serdettiğimiz bir yazımız da daha önce yayınlanmıştı. Allah izin verirse, seçimlerin gerçekleştirilmesinden sonra da genel bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağız. Ancak Cezayir'de cunta rejiminin gölgesinde gerçekleştirilecek bir seçimin güven verici olması ve halk iradesini yansıtması mümkün görünmüyor.

Bu sıralarda, İran, Arnavutluk ve Bosna - Hersek de yoğun bir şekilde seçime hazırlanmaktadır.

İran'da önümüzdeki Cuma günü (23 Mayıs 1997 tarihinde) cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Seçimlerin en güçlü iki adayı Muhammed Hatemi ile halen meclis başkanlığı görevini yürüten Ali Ekber Natık Nuri. Avrupa ülkeleri genellikle Muhammed Hatemi'nin kazanmasını arzuluyorlar. Almanya'nın Hatemi'nin İran cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması durumunda İran'la Almanya arasındaki sorunun çözüme kavuşturulmasının kolaylaşacağı yönünde açıklama yapması da bunu gösteriyordu. Ancak verilen haberlerde Ayetullah Ali Hamaney başta olmak üzere, İran'daki etkili liderlerin birçoğunun Natık Nuri'yi desteklediklerine dikkat çekiliyor. Bu tercihin seçim sonuçlarını önemli derecede etkilemesi mümkündür.

Arnavutluk'ta yapılacak seçimlerin bu ülkenin iç sorunlarını, özellikle son iç savaşta önemli rolü olan "kuzey - güney ayrılığını" kökünden çözmesi mümkün görünmüyor. Bununla birlikte ülkede seçim dönemine girilmesiyle birlikte iç çatışmaların durması bir ümit vermektedir. Ancak seçim sonuçlarının nasıl bir toplumsal hava oluşturacağını şimdiden tahmin etmek zor. Arnavutluk'la sorunları olan bazı ülkelerin bu ülkedeki etnik sorunları ve özellikle "kuzey - güney sürtüşmesi"ni seçim sonrasında kullanmaları da mümkündür. Seçim öncesindeki iç kavgada söz konusu dış güçlerin fitneci tutumlarının etkili olduğu bilinmektedir.

Bilindiği üzere Bosna - Hersek'te Aliya İzzetbegoviç'in önderliğinde bir seçim ittifakı gerçekleştirildi. Bu ittifak ülkedeki Müslümanlar açısından önemli ve sevindirici bir gelişmedir. Ancak iç savaş esnasında Müslümanları hedef alan soy kırım ve göçe zorlama uygulamaları Müslümanların bu ülkedeki etkinliklerini ister istemez zayıflattı. Bununla birlikte birlikteliğin ve güç birliği içindeki faaliyetlerin Müslümanların yeniden etkin bir unsur haline gelmelerini sağlayacağı ümidindeyiz. İzzetbegoviç, iç savaş öncesinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Müslüman olmayanlardan da bir hayli oy almıştı. Son ittifak dolayısıyla bu seçimlerde de Müslüman olmayan bazı unsurlardan oy alması ihtimali var. Bazılarının özellikle Sırp ırkçılığını öne çıkaran siyasi teşekküllere karşı İzzetbegoviç'i desteklemeleri mümkündür.