Ramazan, Yüce Allah'ın mü'minler için özel bir feyiz ve bereket dönemi olarak belirlediği mukaddes bir aydır. Bu mukaddes ayın bereket ve üstünlüğü çeşitli yönlerden müşahede edilmektedir. Yüce Allah da bu ayla ilgili olarak: "Ramazan ayı, içerisinde insanlar için hidayet rehberi, doğruyu gösteren açık belgeleri kapsayan ve hak ile bâtılı birbirinden ayıran kitap olarak Kur'an'ın indirilmiş olduğu aydır" (Bakara, 2/185) diye buyurmaktadır.
Bu mübarek ayın bereketinden dolayıdır ki bu ayda mü'minler arasındaki kardeşlik ve yardımlaşma duyguları daha da pekişmekte, ümmet bilinci biraz daha kendi hissettirmektedir. Ancak ne yazık ki, mü'minler arasında dayanışma ve kardeşlik duygularının pekişmesi, birbirlerine karşı tarihi düşmanlıkları olsa da İslam karşısında ittifak kurabilenleri, en önemli ortak yanları İslam düşmanlığı olanları huzursuz etmektedir. Bundan dolayı bu mübarek ayda onların kin ve düşmanlıkları biraz daha kabarmakta, saldırganlık ruhları daha bir dışa yansımaktadır. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında da bu saldırganlık ruhunun çeşitli şekillerde dışa yansıdığını gördük.
Öncelikle "haçlı ruhu"nun çağdaş temsilcilerinin başını çeken ABD, Ramazan ayını masum Irak halkının tepesine füzeler yağdırarak karşıladı. Amerikan askerlerinin Iraklı Müslümanların tepesine yağdırdıkları füzelere: "Bu bir Ramazan hediyesidir" diye yazmaları gerçekten ilgi çekiciydi. Bu ifade onların yüzyıllar öncesindeki atalarından devralarak bugüne kadar getirdikleri ve bugün hƒlƒ canlı tutmaya çalıştıkları "haçlı ruhu"nun dışa yansımasıydı. Bu ifade aynı zamanda onların İslam düşmanlıklarının kendi ifadeleriyle "radikal" ya da "siyasal" İslamcılığa yönelik olmadığını, gerçekte tüm Müslümanlara karşı içlerinde bir kin ve düşmanlık duygusu taşıdıklarını, ancak bu duygularını kamufle edebilmek ve İslami bilinçlenmeye yönelen saldırganlıklarına gerekçe oluşturmak amacıyla "radikal İslam", "siyasal İslam" gibi realiteyle ilgisi olmayan hayali kavramlar ürettiklerini gözler önüne seriyordu. Çünkü Ramazan, meşrepleri ve düşünceleri ne olursa olsun tüm Müslümanların kutsadıkları, yukarıdaki ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere Kur'an-ı Kerim'in de; özel bir önem ve üstünlük taşıdığına dikkat çektiği bir aydır. Bu itibarla Müslümanların bu aya verdikleri önemle alay ederek saldırganlık ruhlarını dışa yansıtmaları onların kinlerinin gerçekte belli bir kesime değil tüm Müslümanlara yönelik olduğunu kanıtlamaktadır.
Ramazan münasebetiyle, "haçlı ruhu" gibi "siyonist ruh"un da Müslümanlar karşısındaki kin ve düşmanlığının kabarmaya, saldırganlığını artırmaya başladığını gördük. Bu yüzden siyonist işgalciler Ramazan'ın ilk günlerinden itibaren Güney Lübnan'a yönelik saldırılarını artırdılar. Bu saldırılardan birinde Nedve Osman adında 35 yaşında bir kadınla yaşları 1 ile 16 arasında değişen altı çocuğu saldırıya hedef oldu ve hepsi birden hayatlarını kaybettiler. Nedve Osman yedi çocuk annesiydi ve sadece bir çocuğuyla kocası hayatta kalabildi. Ailelerinin yedi ferdini kaybettikten sonra bu ikisine de zaten hayat zehir olmaya başlamıştır. Bu olay siyonist işgalcilerin Güney Lübnan'da özellikle sivil hedefleri vurduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu iğrenç saldırıdan sonra İsrail Savaş bakanı İzak Mordehay'ın yanlışlık yapıldığı iddiasında bulunması ilginçti. Çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan 108 kişinin hayatını kaybettiği, bazı çocukların kafalarının bedenlerinden ayrıldığı Kana katliamından sonra da aynı şekilde yanlışlık yapıldığı iddiasında bulunmuşlardı. Savaş teknolojisinde hayli başarılı olduğunu iddia eden, Araplarla yahudilerin DNA'larını ayırarak, Arapları öldürüp yahudileri öldürmeyecek silahlar geliştirme çabası içinde olduğu söylenen İsrail'in böyle basit yanlışlıklar yapması gerçekten ilginç! İşin gerçeğinde yapılan bir yanlışlık yok, ama siyonizmin çirkin yüzünü gizlemek için bu açıklamalara ihtiyaç duyuluyor.
Benzer şekilde Ramazan münasebetiyle Kosova'daki Sırp saldırılarının da yeniden şiddetlendiğini görüyoruz.
Ramazan'da ayrıca, "haçlı" ve "siyonist ruh"un İslam coğrafyasında temsilciliğini yapanların da düşmanca uygulamalarını artırdıklarını, şiddete başvurma konusunda ileri gittiklerini görüyoruz. Bunu gözler önüne seren gelişmelerden biri Cezayir'de Ramazan'ın ilk günlerinde gerçekleştirilen bir toplu katliamdır.
Örneklerle sözü daha fazla uzatmak istemiyoruz. Ramazan münasebetiyle kabaran kin ve düşmanlığın dışa yansıması niteliğindeki uygulamaların diğer örneklerinden bazılarını sizin de tahmin edeceğinizi sanıyoruz.