Çağımızda Göç Olayı

İnsanların toplu halde yurtlarından çıkarılmaları ve göçe zorlanmaları olayı tarihin her döneminde yaşanmıştır. Ancak içinde bulunduğumuz yirminci yüzyılda göç mağdurlarının sayısı rekor düzeye ulaşmıştır. Bu da yirminci yüzyıldaki uygarlığın gerçek yüzünü ortaya koyan realitelerden biridir.

Ben şahsen değişik seyahatlerimde göç mağdurlarıyla, kendi yurtlarından çıkarılarak başka ülkelere sığınmak zorunda kalanlarla görüşme, onların içinde bulundukları şartları bizzat görme imkânı buldum. Örneğin Sudan'ın başkenti Hartum'da Eritreli mültecilerin, Ürdün'de Filistinli mültecilerin, çeşitli Doğu Avrupa ülkelerinde Bosna Hersek'li mültecilerin yaşadığı şartları müşahede ettim ve hepsinin insanlık için yüz karası olacak bir sefalet hayatına mahkum edildiklerini gördüm. BM teşkilatının göstermelik yardımları bu insanların yaralarını sarmakta söze gelir bir rol oynamadığı gibi bu teşkilatın yardımlarını siyâsi baskı aracı olarak kullandığı da gözleniyor.

Genel olarak göç ve iltica olayıyla ilgili bazı tespitlerimi başlıklar halinde vermekte yarar görüyorum:

* Göç ve iltica olayında en çok mağdur edilenler kadınlar ve çocuklar oluyor.

* Son yüzyılda göçe ve ilticaya zorlananların çoğu Müslüman halklardandır.

* Göç ve iltica olayı, Müslümanların yardım potansiyellerini tükettiğinden İslâmi faaliyetlerin aksamasına yol açmaktadır. Bu durum Müslümanların göçe zorlanmasının maksatlı ve sistemli bir politikanın yansıması olduğunu gösteriyor. İslâmi yardım kuruluşları mağdur durumdaki kalabalıklara yardım yetiştirmekten İslâmi eğitim kurumları, sosyal kurumlar vs. açmaya fazla bir ödenek ayıramamaktadırlar. Bu durum da sömürgeci güçlerin ve onlarla aynı paraleldeki yönetimlerin "cahilleştirme politikaları"nın etkili olması sonucunu doğurmaktadır.

* Normalde göçe ve ilticaya zorlananların mağdur kitleler olarak görülmesi gerekirken, çağdaş sömürgeci güçlerin hizmetindeki yayın organları bu insanları göçe zorlayanların tutumlarını savunarak asıl mağduriyete uğrayanları suçlu gibi göstermekte böylece haksızlığı meşrulaştırmaktadırlar.

Bu tespitlerin ışığında Güneydoğu'daki göç olayını da, dört milyon Filistinlinin yurdundan çıkarılarak değişik ülkelere iltica etmek zorunda bırakılması olayını da, daha başka göç olaylarını da değerlendirmek mümkün.