Afrika'nın Yeni Çıban Başı

Eritre'de bağımsızlık mücadelesi 1946'da başladı. O tarihte Eritre halkı işgalcilerin vatanlarını terk etmeleri için BM nezdinde ve daha başka kanallardan mücadele vermeye başladı. Bu mücadelede öncülüğü Şeyh İbrahim Sultan Ali'nin liderliğindeki İslâmi Birlik Partisi yürütüyordu. Ancak bazı sömürgeci güçlerin kışkırttığı hıristiyan Eritreliler Habeşistan (Etyopya) ile birleşmek istediklerini bildirdiler. O zaman Eritre halkının % 70'ini oluşturan Müslümanların bağımsızlık istemelerine rağmen BM teşkilatı hıristiyan Eritrelilerin isteklerini dikkate alarak Eritre'nin Habeşistan'la birleşmesini öngören 390 sayılı bir karar çıkarttı. Ancak Eritre'nin bağımsızlık mücadelesini organize etmek üzere oluşturulan ve liderliğini Hamid İdris Avati'nin yaptığı Eritre Kurtuluş Cephesi BM'in kararını tanımayarak 1961'de fiili mücadele başlattı. Öte yandan Habeşistan krallığı 1962'de BM'in söz konusu kararına dayanarak Eritre topraklarını kendi topraklarına kattığını açıkladı. Habeşistan krallığının bu haksız kararına rağmen lideri de savaşçıları da Müslümanlardan oluşan Eritre Kurtuluş Cephesi silahlı mücadeleye devam etti. Hıristiyan Eritreliler ise bağımsızlık mücadelesine karşı Etyopya ordusuna yardımcı oluyorlardı.

Eritreli hıristiyanlar 1975'ten sonra metot değiştirerek Eritre Kurtuluş Cephesi'nin içine sızmaya başladılar. ABD ve İsrail tarafından özel olarak yetiştirilen ve kendilerine komando denen hıristiyanların asıl gayelerinin ortaya çıkması üzerine Eritre Kurtuluş Cephesi bunları tasfiye etmeye başladı. Bu kez onlar da Eritre Halk Kurtuluş Cephesi adında ayrı bir örgüt kurdular. Bu örgüt daha çok Eritre Kurtuluş Cephesi'ne karşı savaşmaya ve onun ele geçirdiği bölgeleri ellerinden almak için çarpışmaya başladı. ABD ve İsrail başta olmak üzere çeşitli Batılı ülkeler de örgütü silah ve para yönünden desteklediler. Bu ülkeler "insani yardım" diye Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'ne silah yardımı yaptılar. Eritre Halk Kurtuluş Cephesi militanları ele geçirdikleri bölgelerdeki Müslümanlara ağır zulümler yapıyor, mal varlıklarına el koyuyor, hatta kadınlara tasallut ediyorlardı. Bununla da kalmayıp ele geçirdikleri bölgelerde İslâm ilkelerine göre yaşanmasını yasaklıyorlardı.

İşte bu örgüt Etyopya'daki komünist rejimin yıkılmasından ve Eritre bölgesinin bağımsızlığının resmen tanınmasından sonra bu topraklarda yönetimi ele geçirdi. Şu an Eritre'nin devlet başkanı olarak gösterilen hıristiyan asıllı ve sosyalist anlayışa sahip Asyas Aforki geçmişte Eritre Halk Kurtuluş Cephesi'nin lideriydi. Bu adamın o göreve getirilmesi, örgütünün de dışardan silahla ve maddi imkânlarla desteklenmesi amaçsız değildi elbette. Ne amaç için o konuma getirildiğini bugün bölgede izlediği politika bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Sudan'ın, Eritre'deki bağımsızlık mücadelesinin devam ettiği dönemde bu mücadeleye büyük destek vermesine, bir milyon Eritreli mülteciyi ülkesinde barındırmasına rağmen Asyas Aforki'nin yönetimi ele geçirmesinden sonra ilk sataştığı ülke Sudan oldu. Çünkü Sudan İslâmi bir yönetimi benimsemişti ve Aforki'yi o göreve getirenler Sudan'ın her yönden ablukaya alınmasını istiyorlardı. Geçmişte Eritre ve Etyopya topraklarını kendilerine üs olarak kullanan ve Etyopya'daki komünist rejimin çökmesinden sonra Kenya ve Uganda'ya taşınan Güney Sudan'daki ayrılıkçıların yeniden eski üslerine dönebilmeleri için bu tür ikili problemler çıkarılmasına gerek görüldü. Eritre'deki yönetim de bu yüzden sudan sebepler üreterek Sudan'a sataşma gereği duydu.

Eritre yönetimi bununla da kalmayarak Yemen'in Kızıldeniz'deki iki adasını işgal etti. Bizim kanaatimizce sömürgeci güçler İslâmi çizgideki Yemen Islah Birliği'nin bu ülkede iktidara ortak olmasından rahatsız oluyorlar. Bu rahatsızlıklarını geçmişte çeşitli vesilelerle dile getirdiler. Şimdi de Eritre'de yönetime getirdikleri Aforki'lerini Yemen'in başına musallat ettiler.