Arnavutluk ve Fitne?

İmam Gazali, Kimyayı Saadet adlı kitabında, fitnenin, insanlar arasında tefrika çıkarmanın tehlikesini anlatırken şöyle bir hikayeye yer vermektedir: "Bir kimse bir köle satıyordu. Bir müşteri çıkınca ona: "Hiç kusuru yoktur. Yalnız söz taşır ve insanların arasını bozar" dedi. Alacak olan kişi: "Bu huy korkulacak bir şey değildir" dedi ve o köleyi satın aldı. Daha sonra bu köle kendisini satın alan efendisinin hanımına: "Efendim sizi sevmiyor. Sizi boşayıp cariye satın alacak. Size bir büyü öğreteyim onu yaparsanız size sevgisi artar. Bugün uyuduğu zaman usturayı al, çenesinin altından bir kıl kes, onu bana getir" dedi. Efendisine de: "Bu kadın birine aşıktır, seni öldürecek. İstersen uyur gibi yap görürsün" dedi. Adam uyur gibi yaptı. Kadın elinde usturayla geldi. Adam hemen kalkıp, "bu kadın beni öldürecek" deyip kadını öldürdü. Bunun üzerine kadının akrabaları gelip adamı öldürdü. Sonra erkeğin akrabaları gelip intikam almaya kalkıştılar ve iki taraf birbirine girdi ve nice kanlar döküldü." (Bkz. Kimyayı Saadet, Sh. 396, Altınoluk yayını) Bu hikaye düşünenler için büyük ibretler taşımaktadır. Burada dikkat edilirse basit bir kölenin ilk etapta önemsiz zannedilen bir politikası ve bu politikaya göre tasarlanan oyunu ne kadar insanı perişan etmiştir. "Bu, insanların ibret alması için uydurulmuş bir hikaye de olabilir" diye düşünenler olabilir; ama öyle olsa bile pratik hayattan hiç de uzak olmadığını, insanlık tarihinde bu tür olayların sıkça yaşadığını düşünürsek gerçek olmasıyla ibret alınması için geliştirilmiş bir hikaye olması arasında fark olmadığını görürüz.

Uluslararası siyonizmin son yüzyılda çıkardığı fitnelere ve bu fitneler sebebiyle dökülen kanlara temas edildiği zaman bazılarına bu fazla abartılı geliyor. "Bunların boyları posları ne ki bu kadar oyunlar çevirecekler?" diye düşünülüyor. Oysa bir savaşın sebebi bazen çok basit bir olay olabiliyor. Bu basit bir olay da ilk etapta önemsiz gibi görülen bir fitne oyunuyla gerçekleştirilebiliyor. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah: "Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür" (Bakara, 2/191) diye buyuruyor. Yahudilerin tarih boyunca çıkardıkları fitnelere işaret etmek için de: "Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar. Allah ise bozguncuları sevmez." (Maide, 5/64) diye buyurur.

Arnavutluk'ta günlerden beridir karışıklık yaşanıyor. Bu karışıklığın ilk kıvılcımı muhalefetin ileri gelenlerinden Azim Haydari'nin öldürülmesiyle atıldı. Bu cinayetin kimler tarafından ve ne için işlendiği konusu henüz açıklık kazanmış değil. Ama cinayetin amacına ulaştığı anlaşılıyor.

Arnavutluk'ta asıl fitne tohumları bu ülke insanlarının kuzeyliler ve güneyliler diye ikiye ayrılmasıyla atılmıştı. Emperyalizm son yüzyılda özellikle Müslümanları darmadağın ve paramparça edebilmek, aralarında ihtilaflar çıkarmak için her türlü fırsatları değerlendirmeye çalıştı. İlk etapta kavmiyetçilik fitnesini devreye soktu. Böylece "ümmet" kimliğinin yerine etnik kimliği yerleştirdi ve Müslümanların, sahip oldukları imanın kendilerine kazandırması gerekli olan "ümmet bilinci"yle ve "İslam kardeşliği"nin getirdiği dayanışma anlayışıyla değil tamamen etnik ayrılıklara göre düşünmelerini sağladı. Bu düşünceler yüzünden üstünlük takvada değil de, hiçbir insanın kendi tercihine göre belirlemediği yaratılıştan verilen etnik kimlikte aranmaya başlandı.

Sömürgeci güçler kavmiyetçilik fitnesiyle bölemedikleri insanları da bölgecilik, kabilecilik vs. gibi fitnelerle bölmeye çalıştılar. İşte Arnavutluk'ta oynanan oyun budur. Bu oyun neticesinde bundan bir süre önce ülke büyük bir kargaşanın içine itildi. Böylece Salih Berişa'nın hükümeti iktidardan uzaklaştırılarak sosyalist anlayıştaki Fatos Nano'nun iktidarı ele geçirmesi sağlandı. Aslında Fatos Nano arkasında halk tabanından gelen bir sosyalist destek olduğu için değil tamamen "kuzeyliler - güneyliler" fitnesinden yararlanarak iktidarı ele geçirmişti. Ama o zaman demokratik yollarla değil de kargaşa çıkarılması suretiyle iktidardan uzaklaştırılmak Salih Berişa ve taraftarlarının yüreklerinde bir ukde olarak kalmıştı. Bu ukde yeni bir fitne çıkarılmasına müsait bir potansiyel oluşturuyordu. Yani bu ukde üzerine kül dökülen bir kor gibiydi. Derken Kosova davasının ateşli bir ortama girdiği anda birileri bir oyun çevirdiler ve o kül savruldu altındaki kor ortaya çıktı.

Arnavutluk Kosova davası açısından büyük bir önem arz etmektedir. Kosova halkı yurtlarından çıkarıldıklarında en başta Arnavutluk'a sığınmakta, Kosova Kurtuluş Ordusu'nun milisleri de en büyük lojistik desteği Arnavutluk'tan almaktadırlar. Dolayısıyla bu ülkedeki fitne ülke halkından sonra birinci derecede Kosova halkını etkileyecektir.