Tanzanya ve Kenya'daki ABD Büyükelçiliklerinin Bombalanması

Amerika Bunu Hep Yapıyor

CIA aynen MOSSAD gibi bir istihbarat örgütü olmanın yanı sıra bir cinayet şebekesi özelliği taşımaktadır. Bu iki örgütün hem haber alma konusunda hem de cinayetler ve diğer terör eylemlerinde birbirleriyle yardımlaşıyor olmaları kuvvetli ihtimaldir.

CIA'nin sicilinde de bir hayli cinayet var. Pakistan'ın eski devlet başkanı Ziyaü'l-hak (Allah kendisine rahmet eylesin) CIA'nin kendisine karşı cinayet hazırlığı içinde olduğunu bildiğinden herhangi bir yolculuğa çıktığında mutlaka yanına ABD'nin İslamabad büyükelçisini de alıyordu. Sonunda CIA başka yolunu bulamayınca ABD İslamabad büyükelçisinin de ölümünü göze alarak Ziyaü'l-hak'ın uçağını düşürdü.

Geçtiğimiz yıl Etyopya'nın başkenti Adis Ababa'da Mısır devlet başkanı Hüsni Mübarek'e karşı bir suikast girişiminde bulunuldu. Olayın üzerinden birkaç saat bile geçmeden CIA açıklama yaparak girişimin arkasında Sudan'ın olduğuna dair ellerinde kanıtlar olduğunu iddia etti. Bu kadar kısa sürede o kanıtları nasıl toplamıştı? Belli ki işin hedefi ve siyaseti önceden belirlenmişti. Hüsni Mübarek de olaydan sonra Kahire'ye döndüğünde Sudan'a ateş püskürdü. Sudan'daki mevcut yönetimin İslami çizgiyi benimsediğinin ortaya çıktığı günden buyana Amerika, Mısır'la Sudan'ı cephede karşı karşıya getirebilmek için kırk dereden su getiriyor. Bunun için Halayib meselesini gündeme getirdi. Mısır'daki İslamcı muhaliflere Sudan'ın silahlı eğitim verdiğini iddia etti. Bu amaçla uydudan çekilmiş birtakım fotoğraflar yayınladı. Ama Sudan'ın Mısır karşısındaki avantajları sebebiyle Mısır silahlı çatışmaya girmekten kaçındığından Sudan da sükunet ve olgunluğu tercih ettiğinden Amerika'nın söz konusu amacı gerçekleşmedi. Bu kez Mübarek'e suikast girişimini kesin savaş sebebi olarak değerlendirebileceğini düşünüyordu. Bundan dolayı Mısır - Sudan ilişkileri aylarca gergin kaldı. Sonunda Sudan devlet başkan yardımcısı Zübeyir Muhammed es-Salih, Adis Ababa'daki suikast girişiminin arkasında CIA'nin olduğunu belgeleriyle ortaya koydu. Es-Salih öylesine kuvvetli deliller ortaya koymuştu ki Sudan'a inandığının on katı kadar Amerika'ya inanan Hüsni Mübarek ikna olmuştu. Bu yüzden Sudan'la ilişkilerini düzeltirken, hatta Halayib meselesini bile rafa kaldırırken Amerika'ya karşı pratik ilişkilere yansımasa da zaman zaman birtakım çıkışlar yaptı. Bu gelişmenin üzerinden fazla zaman geçmeden Zübeyir Muhammed es-Salih'in bindiği uçak Güney Sudan semalarında düşürüldü ve onunla birlikte çok sayıda yolcu hayatını kaybetti.

CIA terörünü gözler önüne sermek için daha pek çok örnek ortaya koymak mümkün. ABD eski başkanı Kennedy'nin öldürülmesinden 1973'te Libya Dışişleri bakanının bindiği uçağın düşürülmesine kadar pek çok terör olayında CIA ve MOSSAD'ın parmak izini görürsünüz.

Geçtiğimiz hafta meşhur Monica olayının mahkemede duruşmalarının yapılmasının dolayısıyla bu olayın yeniden Amerikan halkının gündeminde birinci sıraya oturmasının hemen ardından Tanzanya ve Kenya'nın başkentlerindeki Amerikan büyükelçiliklerine bombalı saldırılar düzenlendi, yüzlerce insan öldü, binlercesi de yaralandı. Olayı bugüne kadar adı sanı duyulmamış bir İslami örgüt üstlenmişmiş. Zaten son yüzyılda İslami oluşumların adını terörle bütünleştirmek için yoğun bir çaba sarf edildiğinden her terör olayından sonra bu tür ne idüğü belirsiz "üstlenme"ler gerçekleşmektedir. Dünyanın neresinde işlenirse işlensin bu tür olaylardan sonra İslamcı örgütlere potansiyel suçlu olarak bakılıyor. Aslında bu havayı oluşturanlar da onlar. Bunun nasıl gerçekleştiğini bu yazıda anlatmamız için sözü hayli uzatmamız gerektiğinden bu konuyu başka bir yazıya bırakarak şimdilik Tanzanya ve Kenya'daki olaylara dönelim.

Her iki eylemin de son derece profesyonelce gerçekleştirildiği anlaşılıyor. Dolayısıyla bu olayların arkasında CIA gibi profesyonel bir cinayet şebekesinin olması hiç de ihtimal dışı değildir. Clinton kendini zora sokan gelişmeler karşısında gündem değiştirmek istediğinde hemen bir bahane uydurup Irak'a karşı savaş hazırlıkları başlatıyordu. Ama bu mesele artık koktu. Dolayısıyla bu kez farklı bir cepheye yönelmiş olabilir.

Olayda ölenlerin ve yaralananların çok azı Amerikan vatandaşı. Büyük çoğunluğu olayların gerçekleştiği ülkelerin vatandaşlarından. Amerika için insanın değeri olsaydı Kuveyt'i işgal etmesine yeşil ışık yakarak tuzağa düşürdüğü Saddam'ın saldırganlığını bahane göstererek binlerce Iraklı çocuğun sıhhi murakabe ve beslenme yetersizliğinden dolayı ölümüne sebep olmazdı.

Bayan Albright'ın: "Eğer olayın arkasından bir devlet çıkarsa misilleme yapabiliriz" şeklinde açıklama yapması da gündem değiştirme politikasında yeni bir cephe açma düşüncesinin yansımasıdır. Bu açıklamayla Libya'nın kastedildiği kuvvetli ihtimal. Ama durup dururken böyle bir açıklama yapılması, işi savaşa götürme gayesinin açığa vurulması asıl niyeti açığa çıkarmaktadır.

Nedir bu insanlığın Clinton'un zevklerinden çektiği! İnsanlığın, pragmatist ve makyavelist felsefenin ürettiği çağdaş vahşete karşı birleşme zamanı gelmedi mi?