Amerika'yla Aynı Hedefi Vurmak

Bütün insanların aynı görüşler etrafında ittifak etmelerinin mümkün olmadığı bilinmektedir. Arzulanan en azından bütün insanlığa mal olmuş ve reddi mümkün olmayan doğrulara saygı duyulmasıdır. Ancak buna da yeterince saygı duyulmadığını özellikle son yüzyılda uluslararası ilişkilerde doğruların değil çıkarların öne çıktığını görüyoruz. Fakat bizi hayrete düşüren bu doğrulara saygılı olduklarını söyleyenlerin en kritik anlarda çok basit birtakım gerekçelere dayanarak saldıranlarla aynı cephede yer almaları veya onlarla aynı hedefi vurmalarıdır.

Amerika'nın Sudan'a ve Afganistan'a yönelik son saldırısının vahşi ve maksatlı bir saldırı olduğu, kesinlikle "misilleme" niteliği taşımadığı üzerinde insanlığa mal olmuş doğrulara saygılı olanların tümü ittifak etti. Tanzanya ve Kenya'nın başkentlerinde gerçekleştirilen bombalama eylemlerinde rolü olduğuna dair en ufak bir kanıt bulunmayan Sudan'a yönelik saldırıda ilaç fabrikası olduğu BM ve ABD başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluş ve Batılı ülke tarafından bilinen fabrika tahrip edildi ki bunun amacı Sudan'ın Afrika ülkelerine yönelik ekonomik etkinliğini zayıflatmaktı. Afganistan'da da yine suçluluğu belgelenmemiş ama Amerika tarafından belli siyasi hesaplar için itham edilen bir şahsa yönelik saldırı gerçekleştirildiği ileri sürüldü ama ona herhangi bir şey olmazken onun dışında onlarca insan hayatını kaybetti.

İşte böyle vahşi saldırıların tartışıldığı ve Amerika'nın insanlık dışı tutumunun irdelendiği bir ortamda birilerinin kalkıp ellerine geçirmiş oldukları gazete köşelerinden Amerikan saldırılarına hedef olduğu söylenen Usame bin Ladin'e yönelik ağız dolusu küfürler savurmaları Amerika'yla aynı hedefi vurmaktan başka bir şey değildir.

Üsame bin Ladin'i benimsemeyebilir, görüşlerine, izlediği tutuma ve gösterdiği tavırlara karşı çıkabilirsiniz. Çünkü o da sizin gibi bir insandır ve görüşlerinde yahut tavırlarında isabet etmesi de mümkündür hata etmesi de. İman edenlerin kişisel tutumlarda ihtilafa düştükleri zaman başvuracakları hakem ise Allah'ın kitabı ve Resulullah (s.a.s.)'ın sünnetidir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: "Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir." (Nisa, 4/59) Bizim "Allah'a ve Peygamber'e götürmek"ten anlamamız gereken Allah'ın kitabına ve Resulullah (s.a.s.)'ın sünnetine başvurmaktır. Eğer bu hakkıyla uygulanabilse iman edenler arasındaki ihtilafların asgariye indirilmesi mümkün olacaktır.

Ancak kişisel ihtilaflar ve görüş ayrılıkları hiçbir zaman insanlara çirkin sözlerle saldırıda bulunmayı haklı çıkarmaz. Hele bu saldırı çağımızdaki vahşi emperyalizmin başını çeken Amerika'nın insanlık dışı saldırılarıyla aynı hedefe denk geliyorsa.

Çünkü Amerika o hedefe füzeleriyle saldırırken siz elinizdeki kaleminizle saldırıyor ve böylece o füze saldırılarını haklı gösterecek birtakım gerekçeler uydurmuş oluyorsunuz. Ayrıca unutmamak gerekir ki Amerika açısından "kalemli veya sözlü saldırı" en az "füze saldırısı" kadar önem taşımaktadır. Bundan dolayıdır ki Körfez Savaşı'nda Irak'a yönelik kalemli ve sözlü saldırılar için basite alınamayacak harcamalarda bulundu. Bazı etkili kalemleri o dönemde yüklü ödemeler yaparak satın aldı. Nitekim Türkiye'de daha önce Amerika'ya karşı olduklarını söyleyenlerin Körfez Savaşı esnasında neredeyse Amerika'nın fırlattığı füze kadar Saddam'a ve Irak'a küfür savurduğunu hatırlıyoruz. Arap dünyasında daha önce çok aşırı derecede Saddam yanlısı olan el-Vatanu'l-Arabi dergisi de Körfez Savaşı esnasında biri birden azılı Saddam düşmanı kesildi. Belli ki Amerika Irak'a yönelik sözlü ve kalemli saldırılar için onu satın almıştı.

Bütün bunlar gösteriyor ki, Amerika'nın vurduğu hedeflere yönelik ve hemen hemen aynı günlere denk gelen yani bir bakıma paralel kalemli saldırılar Amerika açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bazıları bunu para veya birtakım maddi kazançlar karşılığında yapıyorlar. Bazıları da belki savurdukları küfürlerin nasıl bir sonuç getireceğini düşünmeden gönüllü olarak yapıyorlardır. Ama ne şekilde yapılırsa yapılsın ben her iki durumda da Amerika'yla aynı hedefi vuranların onun saldırılarına ortak olduklarına inanıyorum.