Amerika Uçuruma Sürükleniyor

Amerika bugün kendi ayaklarının üstüne duran bir ülke olarak değerlendirilemez. Çünkü bu ülkenin damarları modern birtakım usullerle sömürge haline getirilmiş ülkelerden, "uzaktan kumandalı" yönetimlerin yardımıyla alınan kanlarla beslenmektedir. ABD, depolarında, dondurulmuş et miktarı artınca, üzerinden en azından bir on veya yirmi yıl geçmiş etleri kendi vatandaşlarına kakalayamayacağını bildiği için hemen bir başka ülkenin vatandaşlarına kakalayabilmektedir. Çünkü o ülkede Amerikan çıkarlarının herhangibir şekilde zarar görmemesine özen gösteren kadro işbaşında olduğundan bu kadroya istenilen kararnameleri çıkarttırmak zor olmamaktadır. Fakat acaba ABD'nin damarlarına sürekli kan veren bu kadrolar uzun süre kendi halklarına rağmen yönetimde kalabilecekler mi? İşte bu günlerde onun sıkıntısı yaşanıyor. Özellikle İslâm ülkelerindeki halktan kopuk yönetimlerin geleceklerinin pek parlak olmadığı ortada. Bu yönetimlerin geleceklerini tehdit eden gelişmeler ABD çıkarlarını ve dolayısıyla bu ülkenin koordine ettiği uluslararası sömürgeci yapılanmanın geleceğini de tehdit ediyor. Geçen haftaki yazımızda İslâmi uyanış hareketlerinin önüne geçilemeyeceğini anlatmaya çalışmıştık. Bu bizim kişisel bir kanaatimiz değil bir vakıanın ifadesidir. İslâmi uyanış hareketlerine güç kazandıranların bu davaya inançla sarıldıkları, Allah'ın hükümlerini yeryüzüne hâkim kılma, haksızlığa ve zulme son verme mücadelesini dönüşü olmayan bir yol olarak gördükleri de gözden uzak tutulmamalıdır.

Fakat Amerikan sömürgeciliğinin geleceğini tehdit eden tek gelişme "uzaktan kumandalı"ların tahtlarını sarsan sosyal hareketlenmeler değil tabii ki. ABD kendi içinden de yıpranıyor. Amerikan sömürgeciliği şimdilik damarlarının ihtiyaç duyduğu kanı güdümündeki yönetimler vasıtasıyla başka ülkelerden sağladığından kendi içindeki sosyal problemler pek fazla dışa yansımıyor. Kokmuş etlerini "parça et" diye bir ülkeye, miadını doldurmuş uçaklarını "modernize edilmiş savaş uçakları" diye bir başka ülkeye devrederek ekonomik gücünü korumaya ve bu yolla sosyal problemlerin su yüzüne çıkmasını önlemeye çalışıyor. Ancak bu yapı artık çatırdamaya başladı. Artık halklar şuurlanıyor. Kendi ulusal çıkarlarına ve onurlarına sahip çıkacak kadroları iş başına getirmek isteyenlerin, çizgilerini kendilerine vaadedilen hayali anahtarların oluşturduğu seraplara göre değil de doğru düşünceye ve samimi inanca göre belirleyenlerin sayısı günden güne artıyor. Şah rejiminin yıkılmasıyla birlikte, İran halkının emeğinin ürünlerini Amerika'ya akıtan musluğun kısılması Amerikan sömürgeciliğini kısmen sarsmıştı. Sudan da aynı musluğu kısınca söz konusu sömürgeci güç biraz daha etkilendi. Şimdi Malezya da bu musluğu kısmaya çalışıyor. Yemen'in de benzer bir girişim içine girmeye hazırlandığı görülüyor. Bunları diğer ülkelerin izleyeceğini siyâsi gelişmeler gösteriyor. Musluklar sıkıldıkça Amerika'daki sosyal ve ekonomik problemler de yavaş yavaş gün yüzüne çıkacak. Zaten birçoğu şimdiden çıkmış durumda.

ABD'nin geleceğini tehdit eden en önemli bir gelişme de terörizmdir. Bu sözümüzle ABD tarafından beslenen medyanın kasıtlı olarak yıpratmaya ve binbir türlü iftirayla karalamaya çalıştığı uyanış hareketlerini değil bizzat Amerikan sömürgeciliğinin kucağında ve onun himayesinde gelişen terörizmi kastediyoruz. Bugün Amerika'da yüzlerce silahlı örgüt var. Bunların herbiri kendi mensuplarına silahlı eğitim veriyor. Üstelik bu ülkede terörizm çok farklı vadilerde gelişiyor ki bunların herbiri ülkenin siyâsi geleceği açısından önemli bir tehlike niteliği taşımaktadır. Bir yandan yahudi terör örgütleri sürekli silahlı militan yetiştirmeye çalışırken diğer yandan anti-semitist (yahudi düşmanı) terör örgütleri gittikçe güçleniyor. Yönetim siyonist lobinin önünde kendini boynu eğik gördüğünden yahudi terör örgütlerinin faaliyetlerine göz yumma gereği duyuyor. Bu örgütlere göz yumma ihtiyacı onu diğer terör örgütlerini de görmezlikten gelmeye zorluyor. Öte yandan bir tarafta uzun zamandan beri zenci düşmanlığının bayraktarlığını yapan Ku Klux-Klan örgütü yeniden güçlenirken, zenciler de kendi örgütlerini kurmaktan geri kalmıyorlar. Bu şekilde birbirine zıt ve düşman cephelerin birlikte güçlenmesi terörün yakın gelecekte Amerika'nın önemli bir başağrısı olacağının sinyallerini veriyor. Duygusal ve teknik şartların oluşmasından sonra anti-semitist örgütlerin yahudi terör örgütleriyle ateşli bir kavgaya girmeleri için sadece bir kıvılcım yeterli olabilir. Zencilerin ateşe atılıp etrafında dans yapıldığı günlerin hatıralarını adeta bir "menkıbe" gibi anlatıp "ah o eski günler!" diyen Ku Klux-Klan gerillaları da zencilere sataşmak için fırsat kolluyor olabilirler.

Amerika'yı tehdit eden en önemli tehlike olsa da tek tehlike terörizm değil elbette. Bunun yanısıra uyuşturucu kullanımı, can ve mal güvenliğinin ortadan kalkması, ahlâk bunalımı ve daha yüzlerce toplumsal sorun adeta birer kurt gibi Amerikan toplumunu kemiriyor. ABD gerçekten ciddi bir uçurumun kenarına doğru sürükleniyor ve belki birkaç yıl sonra kendi iç sorunlarıyla uğraşmaktan dünyadaki saltanatını nasıl koruyacağının planlarını yapmaya vakit bulamayacak. O zaman askeri güç de çok fazla işe yaramayacak!