Arap Liderlerde "Mücahit" Endişesi

Afganistan'daki komünist işgale son verilmesi için sürdürülen cihada Afganistan dışından da katılanlar oldu. Şimdi bu ülkedeki komünist hakimiyete tamamen son verilmesi üzerine cihada Afganistan dışından katılmış olanlar ülkelerine dönmeye başladılar. Ancak bu mücahitlerin ülkelerine dönmeleri özellikle Arap liderlerin endişeye kapılmalarına sebep oluyor. Arap ülkelerinden Afganistan'a giderek cihada katılan gençlerin sayıları Arap liderlerin ordularını korkutacak kadar değil. Ama Arap liderler bu gençlerin cihad ve direniş ruhunu kendi ülkelerine taşımalarından endişe ediyorlar.

Mısır İçişleri bakanlığı, Mısır'dan resmi veya gayri resmi yollarla İran ya da Pakistan'a giderek buralardan Afganistan'a geçen ve cihada katılan bin kadar Mısırlı gençle ilgili bütün lüzumlu bilgilerin bilgisayara kaydedildiğini bildirdi. Bunlar Mısır'a dönmelerinden sonra içişleri bakanlığı onların faaliyetlerini gözetleyecek. İçişleri bakanlığının gözetimde tutacağı mücahitler arasında başta Müslüman Kardeşler teşkilatı olmak üzere Mısır'daki çeşitli İslami cemaatlerin göndermiş oldukları doktorlar da var.

Mısır yönetimi Afganistan'dan dönecek olan gençlerin Mısır'ın güvenliği açısından önemli bir tehlike oluşturacağını ileri sürüyor. Üst seviyeli bir yetkilinin konuyla ilgili açıklaması şöyle: "Bunlar Afganistan'da gerilla savaşı konusunda hayli tecrübe kazanmışlardır. Vur-kaç metoduyla yürütülen bu çarpışma şekli Mısır'daki Cihad Örgütü, Cezayir'deki İslami Kurtuluş Cephesi ve Tunus'taki en-Nahda Hareketi gibi köktenci İslami grupların en çok başvurdukları metoddur. Mısır emniyet teşkilatının kanaatine göre Afganistan'dan dönecek olan gençler Mısır'da cephe komutanı görevlerini üstlenecekleri gibi Mısır'daki Cihad, Tekfir, Tekfir ve Hicret, Muhammed'in Gençleri, Ateşliler gibi gruplara mensup yüzlerce genci eğiteceklerdir. Sözkonusu cemaatler ise düzende değişiklik yapmak için silahlı mücadelenin gerektiğine inanan cemaatlerdir. İkinci önemli husus ise şudur: Afgan topraklarında çarpışan radikal gençler çok ince teşkilat ilişkilerini düzenleyen bir gruptur. Onlara ait iki teşkilatın dünya çapında işler gerçekleştiren teşkilatlar olduğu sanılmaktadır. Bu teşkilatların mensupları Afganistan topraklarında biraraya gelir, tartışır, önemli kararlar alır, ittifaklar kurarlardı. Bunlardan birisi Müslüman Kardeşler'in merkezi Berlin'de olan Milletlerarası Organizasyonu, diğeri ise merkezi Hartum'da olan ve henüz kurulma safhasındaki bir uluslararası teşkilattır. Bu iki örgüt gayeye ulaşmada izlenilecek yol konusunda görüş ayrılığı içinde olsa da her ikisi de İslam hilafetini yeniden kurmayı amaçlamaktadır...."

Arap yöneticiler Afganistan'dan dönecek mücahitlerin değişik ülkelerde mücadele eden İslami cemaatler arasındaki ilişkilerin daha da sıklaştırılması ve bazı alanlarda ortak hareket edilmesi için bağlar oluşturulması konusunda da önemli rol oynayacaklarından endişe duyuyorlar. Sömürgeci Batı ülkelerinin kurmuş oldukları dinden uzak rejimleri korumakla görevlendirilmiş olan Arap liderleri en çok korkutan gelişme de değişik ülkelerdeki İslami cemaatler arasında güçlü organik bağların oluşturulması. Batı güdümündeki yöneticilerin tümü sadece kendi ülkelerinin İslami cemaatlerini karşılarına almaları durumunda bu cemaatlerle başetmelerinin kolay olacağı, bir İslami birliği karşılarına almaları durumunda ise işlerinin hayli zorlaşacağı kanaatini taşıyorlar.

İşte bütün bu endişelerinden dolayı Arap yöneticiler önce, Afganistan'ın yeni yönetiminden komünist rejime karşı kendileriyle birlikte savaşmış Arap mücahitleri ülkelerine geri göndermeyip Afganistan'da tutmaları talebinde bulundular. Afganistan'daki yönetim ise Arap yöneticilerin bu isteklerini kabul etmeyerek Afganistan'a dışarıdan gelmiş olan mücahitlerin belli bir programa göre ülkelerine gönderileceklerini bildirdi. Afganistan yönetiminin bu açıklaması üzerine endişeleri daha da artan Arap yöneticiler bu kez başka tedbirler almaya başladılar. Çeşitli basın kaynaklarının bildirdiğine göre bazı Arap rejimleri bu mücahitleri birtakım bahaneler uydurarak ülkelerine sokmamayı planlıyor. Mısır gibi bazı ülkeler ise bu mücahitler hakkında bilgisayarlara gerekli bilgileri kaydedererek onları sıkı bir murakabeye almayı planlıyorlar. Suudi Arabistan gibi bazı ülkeler ise bu mücahitleri gözetim altında tutabilecekleri yerlere yerleştirmeyi planlıyorlar.

Bu arada, İslami cemaatlerin birbirleri arasında işbirliğine gitme ve bir organizasyon oluşturma çalışmalarına karşılık Arap liderler de kendi güvenlikleri için bir işbirliği yapmaya başladılar ve özellikle İslami cemaatlerin faaliyetleri konusundaki bilgi alışverişlerini artırdılar. Sudan bu konuda onlara katılmadığından dolayı da Sudan yönetimini sürekli taşa tutuyorlar. Değişik Arap yönetimlerinin sesi durumundaki yayın organlarının Sudan yönetimi hakkında iftiralarla dolu yazılara sıkça yer vermeleri bu yüzden.