Afganistan'da Cihadın Zaferi ve Ardından Gelenler

Afganistan'da komünist rejime ve rus işgaline karşı 14 yıldan buyana sürdürülmekte olan cihad 1992 yılında zafere ulaştı. Sovyetler Birliği' nin dağılması ile birlikte arkasındaki desteği tamamen kaybeden Afganistan devlet başkanı Necibullah, mücahidlerin karşısında daha fazla dayanamayacağını anlayınca çareyi, Kabil'de mücahidlerle görüşmelerde bulunabilecek bir yönetim oluşturup kaçmakta buldu. Necibullah'ın kaçmasından sonra mücahitlerin Kabil'e girmeleri ve hakimiyeti ele almaları fazla zaman almadı. Bu gelişmelerin ardından 28 Nisan 1992 tarihinde Sıbğatullah Müceddidi'nin başkanlığındaki Geçici Konsey Afganistan'da yönetimi devraldı. Geçici Konsey'de başbakanlığa da Hizbi İslami'nin ileri gelenlerinden Abdussabur Ferid getirildi.

Ancak Afganistan'da İslâmi bir yönetimin işbaşına gelmesinden dolayı endişeye kapılan Batı basını derhal devreye girerek mücahitler arasında geçmişte ortaya çıkmış olan bazı ihtilafları kullanmaya başladı. Öte yandan Hikmetyar'a bağlı birliklerin Kabil yönetimini sıkıştırdığı bir sırada Cemiyeti İslâmi'nin önde gelen komutanlarından Ahmedşah Mes'ud'un sözkonusu yönetimle anlaşarak bazı şartlarla Kabil'i tek taraflı teslim alması da geçmişteki ihtilafların biraz daha kökleşmesine sebep oldu. Çünkü Hikmetyar, Kabil yönetiminin şartsız olarak teslim olmasını istiyordu.

Ahmedşah Mes'ud, Kabil'i teslim almak için yaptığı anlaşmada kabul ettiği şartlar gereğince, eski Celalabad kolordu komutanı ve Necibullah'ın önde gelen komutanlarından Reşid Dostum'a bağlı milis kuvvetlerinin Kabil' de kalmalarına müsaade etmişti. Hikmetyar ise bunların tümünün Kabil'i terketmelerini istiyordu. Bu konu Mes'ud-Hikmetyar ihtilafının temel eksenini oluşturuyordu. Diğer yandan Geçici Konsey'in yapısı ve bu konseyden yönetimi devralacak hükümetin nasıl belirleneceği konusu üzerinde de çeşitli ihtilaflar bulunuyordu. Hikmetyar, Kabil'de yönetimin önce Cemiyeti İslami, Hizbi İslami ve İttihadi İslami gibi Kabil çevresinde faaliyet gösteren mücahit birliklerinin komutanlarından oluşturulacak bir konseye devredilmesini ve kısa sürede seçime gidilmesini istiyordu. Hikmetyar mücahit birlikleri içinde en geniş tabana sahip olmanın ve Peştun halkına mensubiyetin kendisine bazı avantajlar sağlayacağı düşüncesiyle seçim yolunu tercih ediyordu. Diğer gruplar ise şartlar dolayısıyla kısa sürede seçime gidilmesinin imkânsız olduğunu ileri sürüyorlardı.

Bu tür ihtilaflar ve özellikle de Reşid Dostum'a bağlı birliklerin Kabil'i terketmemeleri zaman zaman silahlı çatışmalara sebep oldu. Çatışmalar bazen Ahmedşah Mes'ud'a bağlı birlikler ile Hizbi İslami kuvvetleri bazen de Reşid Dostum'un milis kuvvetleri ile Hizbi İslami kuvvetleri arasında vuku buluyordu. Kabil'in güneyini saran Hizbi İslami kuvvetleri değişik zamanlarda bu şehri top ve füze ateşine tuttular.

Mücahitlerin Kabil'i ele geçirmelerinden sonra oluşturulan Geçici Konsey'in başkanı ve kurulan Afganistan İslâm Cumhuriyeti'nin geçici cumhurbaşkanı Sıbğatullah Müceddidi, belirlenen sürenin bitiminde 28 Haziran 1992 tarihinde görevi Cemiyeti İslami'nin lideri Burhaneddin Rabbani'ye devretti. Rabbani'nin cumhurbaşkanlığını devralmasından sonra muhalif mücahit grupları arasında da bir ateşkes anlaşması imzalandı. Ancak bir süre sonra çatışmalar yeniden başladı. Hizbi İslami'nin tutumu dolayısıyla cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani de Hizbi İslami'nin ileri gelenlerinden olan başbakan Abdussabur Ferid'i görevden aldı.

Daha sonraki dönemlerde Hizbi İslami ile Ahmed Şah Mes'ud'a bağlı birlikler arasındaki çatışmalar yavaşladı ise de Mes'ud'a bağlı gruplarla şii gruplar arasında çeşitli çatışmalar oldu. 9 Aralık tarihinde de General Reşid Dostum'a bağlı milis güçler başkent Kabil'de denetimi ele geçirmek amacıyla bir harekât başlattılar. Dostum'a bağlı güçler bu harekât esnasında jet uçaklarıyla yaptıkları saldırılarda başkanlık sarayı başta olmak üzere bazı önemli resmi binaları bombaladılar. Dostum'un Kabil'de denetimi ele geçirme girişimleri Ahmedşah Mes'ud'a bağlı birliklerle Dostum'a bağlı milis güçler arasında çeşitli çatışmalara yolaçtı. Dostum'un birlikleri saldırıları başlattıkları günlerde bazı merkezleri ele geçirebildilerse de başarılı olamadılar.

Bu olaylardan sonra da değişik zamanlarda ateşkes anlaşmaları gerçekleştirildi. Ancak bu anlaşmalar uzun süreli olmadı. Yürütülen arabulucuk çalışmalarının birtakım yararları oldu ve çatışmaların hızı yavaşlatıldı ise de Afganistan'da 1992 yılının sonuna kadar kesin bir çözüme kavuşulamadı. Bununla birlikte ülkede İslâm nizamının uygulamaya konulması süreci başlatıldı. Aynı zamanda geçmişte komünist rejimden kaçarak ülkelerini terkeden Afgan mültecilerin bir milyondan fazlası 1992 yılı sonuna kadar yeniden yurtlarına dönme imkânı bulabildiler.