1997 Değerlendirmesi

İran'da Hatemi'nin Zaferi

İran'da geçtiğimiz Mayıs ayının 23'ünde cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Seçimlerin en önemli adayları Meclis başkanı Ali Ekber Natık Nuri ile eski Kültür bakanı Hüccetulislam Muhammed Hatemi'ydi. Seçim döneminin ilk günlerinde Muhammed Hatemi, Natık Nuri'ye göre daha güçlü bir aday olarak görülüyordu. Ancak seçim gününün yaklaştığı sıralarda Ayetullah Ali Hamaney başta olmak üzere ileri gelen bazı liderlerin Natık Nuri'yi destekler bir tavır sergilemeleri üzerine gözlemciler Nuri'ye daha çok şans tanımaya başladılar. Fakat seçimden sürpriz bir sonuç çıktı ve Muhammed Hatemi büyük bir farkla cumhurbaşkanlığını kazandı.

33 milyon seçmenin bulunduğu İran'da cumhurbaşkanı seçimlerine katılım yüksek oldu ve 30 milyondan fazla seçmen oyunu kullandı. Geçerli oyların yaklaşık % 68'ini Muhammed Hatemi, % 25'ini Natık Nuri kalanını da diğer adaylar aldı. Böylece ikinci tura gerek kalmadan İran'ın Ali Ekber Haşimi Rafsancani'den sonraki cumhurbaşkanı belirlenmiş oldu.

Adaylarla ilgili değerlendirmelerde Natık Nuri daha radikal, Muhammed Hatemi ise daha çok dışa açık ve İran'ın esas aldığı değerlerden taviz vermeksizin Batı'yla iyi ilişkiler içine girilmesine sıcak bakan biri olarak gösteriliyordu. Bu yönü dolayısıyla Batılı ülkeler ve özellikle Almanya Muhammed Hatemi'nin kazanmasını arzuladıklarını dile getiriyorlardı. Bilindiği üzere geçtiğimiz dönemde Almanya'da bir mahkemenin İran aleyhindeki kararı yüzünden Avrupa Birliği ülkeleriyle İran arasındaki diplomatik ilişkiler asgari düzeye inmişti. Almanya Muhammed Hatemi'nin kazanması durumunda İran'la ilişkilerin iyileştirilmesi konusunda bazı olumlu gelişmelerin beklenebileceği imajı vermişti. Şimdi Hatemi'nin zaferinin bu konuda ne gibi olumlu gelişmeler getireceğini önümüzdeki aylar gösterecek.

İran cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili değerlendirmelerde Muhammed Hatemi'nin İran içinde en çok üniversite kesiminden, kadınlardan ve Müslüman Aydınlar Hareketi'nden destek gördüğüne dikkat çekildi.

Hatemi'nin Batı'ya açık biri olmasıyla birlikte bu durumun İran'ın genel politikasında çok fazla bir değişiklik getirmeyeceğini sanıyoruz. Çünkü bu ülkede ülkenin genel politikasını, cumhurbaşkanının şahsi görüşleri değil anayasa haline getirilen temel ilkeler ve Şii cemaatin liderinin fetvaları belirlemektedir. Cumhurbaşkanın görüşlerinin ise uygulamada esneklik arz eden noktalarda, yöneticilerin tercihlerine açık konularda ve teferruatla ilgili değerlendirmelerde etkili olması mümkündür. Bununla birlikte Muhammed Hatemi'nin "Huccetulislam" ünvanına sahip bir din bilgini, Humeyni'nin şaha karşı başlattığı direniş hareketinde önemli roller üstlenmiş ve İran İslam inkılabı sonrasında bu ülkede Kültür bakanlığı görevinde bulunmuş biri olduğu göz önüne alınırsa ülkenin diğer yöneticileriyle arasında fazla bir görüş farkının olmadığı anlaşılır. Bu durum da ülkenin genel politikasında önemli bir değişiklik olmayacağını gösterir. Ancak yine de Muhammed Hatemi'nin şahsi görüş ve tavırlarının özellikle Batı'yla ilişkilerin geleceğini etkilemesi mümkündür. Bu noktada özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin İran'la ilişkileri düzeltme gereği duyduklarını da göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu açıdan Hatemi'nin siyasi tavrı Avrupa ülkeleri için bir gerekçe oluşturabilir. Çünkü İran'la diplomatik ilişkileri kesmek veya asgari düzeye indirmek bu ülkeler için hiç bir yönden yararlı olmamıştır. Son tavırlarında uluslararası siyonizmin ABD ve birtakım uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla Avrupa Birliği ülkelerine yaptığı baskısının önemli rolü vardı. Basit bir mahkeme kararıyla bütün Avrupa'nın biribirden ayağa kalkmasının ve İran'a karşı ortak tavır sergilemesinin arkasında Avrupa ülkelerini de aşan birtakım diplomatik oyunların önemli rolü vardı. Şimdi Avrupa ülkelerinin Hatemi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasını ve onun dışa açık politikasını gerekçe göstererek İran'la ilişkileri düzeltme yoluna gitmeleri mümkündür. Hatta uluslararası siyonizmin karşı tavrına rağmen ABD'nin bile İran'la yakınlaşma içine girmesi söz konusu olabilir. Nitekim ABD'nin bu yönde sinyaller verdiğini görüyoruz.