1994 Değerlendirmesi

1994'te Bosna - Hersek

1994'e gelindiğinde Bosna - Hersek'teki iç savaşın aldığı can sayısı 250 bini, göçe zorladığı insan sayısı ise 1 milyonu aşmıştı. Bu iç savaş 1994 yılı boyunca da bütün sıcaklığıyla devam etti. 5 Şubat 1994 tarihinde Sırpların, Bosna - Hersek'in başkenti Saraybosna'ya attıkları bir bombanın pazar yerine düşmesi sonucu yetmiş kişi hayatını kaybetti. 1994'ün başında BM tarafından Bosna - Hersek meselesinin çözümü için bir Boşnak - Hırvat federasyonu oluşturulması konusu gündeme getirildi. Aslında federasyon konusunda önerilenler ve uygulamaya konması istenen yeni anayasa taslağı Bosna - Hersek Müslümanları lehine çok fazla bir şey getirmiyordu. Ancak Bosna - Hersek hükümeti en azından Hırvatların zaman zaman yaptıkları saldırıların son bulmasını sağlamak ve Sırp saldırıları karşısındaki savunma mücadelesine yoğunluk verebilmek için bu federasyon fikrini değerlendirme gereği duydu. Federasyon konusunda ilk adım 18 Mart 1994 tarihinde imzalanan Vaşington anlaşmasıyla atıldı. 31 Mayıs 1994'ten itibaren de federasyon anlaşması resmen yürürlüğe kondu. Bosna - Hersek'li Hırvatlarla Boşnak Müslümanlar arasında imzalanan anlaşmada belirlenen esaslara göre bir geçici yönetim oluşturuldu. Bu yönetimde cumhurbaşkanı Hırvatlardan, başbakan Boşnaklardan seçildi. Ayrıca 6'sı Boşnak, 5'i Hırvat 11 bakandan oluşan bir hükümet kuruldu. 1994 yılı içinde değişik zamanlarda BM temsilcilerinin aracılığıyla barış görüşmeleri yapıldı. Ancak bu görüşmelerde Sırp tarafının uzlaşmaz bir tutum izlemesi BM'in de Sırpları uzlaşmaya zorlayacak herhangi bir yaptırım uygulamasına gitmemesi dolayısıyla anlaşma yönünde bir ilerleme kaydedilemedi. BM'in bazı bölgeleri "güvenli bölgeler" ilan etmesine rağmen Sırp güçleri bu bölgeleri de kolaylıkça bombalama fırsatı bulabiliyorlardı. Bu durum BM'in Bosna - Hersek konusunda oldukça gevşek ve vurdumduymaz bir politika izlediğini gösteriyordu. Uygulanan ambargodan en çok zarar görenler ise Müslümanlar oluyordu. Çünkü Sırplar zaten silah ve askeri teçhizat yönünden güçlü olan eski Yugoslavya'nın mirasına konmuşlardı. Üstelik Rusya başta olmak üzere eski Doğu bloğu ülkelerinden bazıları ambargoya rağmen Sırplara silah yardımı yapıyordu. 6 Temmuz 1994 tarihinde Bosna Temas Grubu tarafından tarafların önüne yeni bir anlaşma planı konuldu. Bu plan Bosna - Hersek topraklarının % 51'inin Boşnak - Hırvat Federasyonu'na % 49'unun da Sırplara bırakılmasını öngörüyordu. 1991 sayımına göre Bosna - Hersek nüfusunun sadece % 31.3'ünü oluşturan Sırplara toprakların % 49'unun verilmesini öngören bir planın yanlı ve adaletten uzak bir plan olduğu ortadaydı. Bunun yanı sıra planın uygulamaya geçirilmesi durumunda Sırplar için Yeni Yugoslavya Federasyonu olarak bilinen ve Sırbistan'la Karadağ'dan oluşan federasyona katılma imkânı doğacaktı ki bu durum da Bosna - Hersek'in aleyhine olacaktı. Bu gibi sebeplerden dolayı Müslümanlar plana pek sıcak bakmadılar. Zaten Sırplar da bu planın kendilerine verdiklerini yeterli bulmadılar. Dolayısıyla 28 Ağustos 1994'te kendi aralarında gerçekleştirdikleri bir referandumda % 90'lık bir çoğunlukla reddettiler. Sonuçta Bosna Temas Grubu'nun hazırladığı plan kabul görmedi. 1994'teki Sırp saldırılarından en çok zarar gören Bosna - Hersek şehirleri başkent Saraybosna'yla, Mostar oldu. Mostar, 23 Temmuz 1994 tarihinde Avrupa Birliği'nin kontrolüne verildi. Ancak bu şehre yönelik Sırp saldırıları yine de durmadı. Aslında, her ne kadar saldırılarını bütün güçleriyle sürdürdülerse de 1994 yılı Sırplar için de zorlu bir yıl oldu. Başlangıçta hazırlıksız yakalanan Bosna - Hersek Müslümanları 1993 yılının sonlarına doğru kendilerini toparlamaya ve Sırpları sıkıştırmaya başlamışlardı. Dolayısıyla Sırp çetnikleri bazı bölgelerden çekilmek zorunda bırakılmışlardı. Bu durum karşısında Sırp çetnikler saldırılarını daha çok sivil hedeflere yönelttiler. Müslüman güçlere karşı saldırılarında ise çoğunlukla uzun menzilli silahlar kullanıyorlardı. Müslümanların Sırp kuvvetler karşısındaki başarıları 1994'ün ikinci yarısında daha da arttı. Müslüman kuvvetler Sırpları önce Kupres ve Bosanska Krupa gibi stratejik açıdan büyük önem taşıyan kasabalardan geri çekilmeye zorladılar. Daha sonra Bihaç bölgesinde de önemli başarılar elde ettiler. Ancak Bihaç bölgesinde Müslümanları zor durumda bırakan bir gelişme Sırpların desteklediği ayrılıkçı Fikret Abdiç'in bir ayaklanma başlatmasıydı. Ayrılıkçı Abdiç bu bölgede hem Müslümanlar arasında fitne çıkarmaya, hem de etrafına topladığı birtakım paralı askerlerle Bosna - Hersek kuvvetlerini arkadan vurmaya çalışıyordu. Abdiç isyanı bölgede şiddetli çarpışmaların meydana gelmesine yol açtı. Gerek Abdiç isyanı ve gerekse Hırvatistan'ın Krajina bölgesinde yaşayan Sırpların Bosna Sırplarına yardım etmeleri Müslümanların Bihaç bölgesindeki mücadelelerini olumsuz yönde etkiledi. Krajina Sırplarının desteğinden güç alan Sırplar, uzun süre kuşatma altında tuttukları Bihaç'a Kasım 1994 ortalarında girdi ve çok sayıda insanı öldürdü, birçoklarını da yaraladılar. Bihaç'ın BM tarafından güvenli bölge ilan edilmesine rağmen Sırpların bu bölgedeki saldırıları ve katliamları karşısında BM Barış Gücü (UNPROFOR) askerleri büyük ölçüde sessiz kaldı. NATO'nun göstermelik hava saldırıları ise Sırpları herhangi bir şekilde etkilemedi. Bihaç, savaşın ilk aylarından buyana kuşatma altında tutulduğundan bölgede yaşayan Müslümanlar zaten birçok yönden mağdur duruma düşürülmüşlerdi. Bununla birlikte Sırp saldırıları karşısında bütün güçleriyle direnmeye devam etti ve Bihaç'ın Sırpların eline geçmesini önlediler. 18 Aralık 1994 tarihinde ABD eski başkanlarından Jimmy Carter bazı arabuluculuk girişimlerinde bulunmak üzere Bosna - Hersek'e gitti. Sırplar, yıl sonuna doğru Müslümanların savunma harekâtları karşısında bir hayli sıkışmış olduklarından Carter'in arabuluculuk girişimleri sonuç verdi ve 23 Aralık 1994 tarihinde bir ateşkes anlaşması imzalandı. 24 Aralık tarihinde yürürlüğe giren bu birinci ateşkesin, 1 Ocak 1995'e kadar sürmesi kararlaştırıldı. Ancak 31 Aralık tarihinde sağlanan ikinci anlaşmayla ateşkesin süresinin dört ay uzatılması karara bağlandı. Sırpların başlangıçta yer yer ateşkesi ihlal ettikleri görüldü. Ancak Müslüman kuvvetler karşısında biraz sıkışmış olmaları dolayısıyla ateşkese büyük ölçüde uyma gereği duydular. Fakat bu durum onların savaşa son verme niyetinde olduklarını göstermiyordu. Nitekim yer yer ateşkes ihlaline devam etmeleri saldırgan tutumlarının değişmediğini gösteriyordu. Bosna - Hersek'teki BM Barış Gücü'ne 1994'te Türkiye de asker gönderdi. Türk askerler 18 Haziran 1994 tarihinde yola çıktılar. Ne var ki, Türkiye'nin asker göndermesi bölgede bir şeyi değiştirmedi.