Kadının Eşitliği

6 Mart 2005 Pazar, Vakit gazetesi

BM Kadının Statüsü Komisyonu'nun New York'taki son toplantısında ele alınan konular içinde kadının ekonomik statüsü ve eğitimi de var. Yoksulluk sebebiyle sıkıntı çeken kadınların sorunlarının çözümü ve kadının eğitim düzeyinin yükseltilmesi hakkında tartışmalar yapılıyor. Daha önceki benzer toplantılarda da bu konular ele alınmış ve kadının durumunun iyileştirilmesi için muhtelif tavsiyelerde bulunulmuştu.

Bu arada "kadın" denince ilk akla gelen şey "kadın - erkek eşitliği" oluyor. Bu, eğitim ve çalışma imkânları ile ilgili tartışmalarda da belirleyici unsurdur. Ama burada gözden ve dikkatten uzak tutulan bir husus var: Kadınların eşitliği. Biz bugünkü yazımızda da bu üç konuyu yani kadının eğitim düzeyi, ekonomik statüsü ve eşitliği konularını birleştirerek, gerek BM'in gerekse kadın haklarıyla ilgilendiklerini ileri süren bazı sivil kuruluşların taraflı ya da ideolojik kaynaklı ihmalkâr tutumlarına dikkat çekmek istiyoruz.

Yoksullukla mücadelenin en makul ve kestirme yolu iş imkânları oluşturmaktır. Kadına iş imkânları sağlanması da buna dâhildir. Bunu sadece kadının ekonomik bağımsızlığı ve statüsü açısından değil şartların zorunlu kılması açısından da değerlendirmek mümkündür. Ama kadına iş imkânı oluşturmada adaletin icrası gerekir. Adaletin kurallarından biri de kadının inancından dolayı ayrıma tabi tutulmamasıdır. Ama günümüzde bazı sistemler kadına inancının gereğini yerine getirebileceği bir çalışma imkânı sağlamıyor; tam aksine özellikle inançlarının gereğini yerine getirmede duyarlı olanların çalışma imkânlarını daraltma amacına yönelik, aklî yönden hiçbir tutarlığı olmayan yasaklar koyuyorlar.

Bu yasakçı tutum her şeyden önce kadının ekonomik statüsünü iyileştirme iddialarının havada kalmasına, ikinci olarak da kadınlar arasında eşitliğin tamamen ortadan kalkmasına sebep olmaktadır. Çünkü sahip olduğu düşünce ve yaşayış tarzı kendisine geniş bir serbesti tanıyan kadına bütün iş imkânları açılırken inancı gereği bazı kurallara uymak, gündelik olarak bazı görevleri yerine getirmek zorunda olan kadın tüm iş imkânlarından yoksun bırakılıyor. Oysa kadınlar arasında eşitlik, kadın - erkek eşitliğinden önceliklidir. Çünkü hukuki açıdan kadın - erkek eşitliğinin sağlanması mümkün ama iş imkânları açısından mümkün değildir. Kadınlar arasında ise böyle bir eşitliğin sağlanması mümkün ve gereklidir.

BM, uluslar arası toplantılarda kadının ekonomik statüsü ve yoksullukla mücadele hakkında bol keseden laf üretirken, insanların inançlarından dolayı mağdur edilmeleri, eşitlikten yoksun bırakılmaları karşısında sessiz kalıyor. "Kadın hakları" derken hep belli merkezlerin ifsat politikalarına alet olarak cinsel özgürlüğü, evlilik dışı ilişkileri meşrulaştırma çabalarına hizmet eden birtakım sözde kadın örgütlerinin de kadınlar arasındaki eşitsizlikten kaynaklanan bu haksızlıklara tepki göstermek yerine destek verdiklerini görüyoruz. Bu gibi kuruluşların kendilerini kadın kuruluşu olarak tanıtmaları yersizdir. Çünkü bir kadın kuruluşunun bütün kadınlara eşit mesafede durarak tüm mağduriyetleriyle ilgilenmesi, tüm haksızlıkların üzerine gitmesi gerekir.

Aynı şeyleri eğitim imkânları açısından da söyleyebiliriz. BM Kadının Statüsü Komisyonu'nun gündemindeki konulardan biri de kadının eğitim düzeyinin yükseltilmesi, özellikle ekonomik yönden geri kalmış ülkelerde kadınlar arasında daha yaygın olan ümmiliğin (okuma yazma bilmemenin) yok edilmesidir. Bu sorunun sebeplerinden biri imkân yetersizliğidir. Ancak günümüzde en önemli sebeplerinden biri de bu konuda da adaletin icra edilmemesidir. Bugün on binlerce kız öğrenci sırf inançları gereği başlarını örtmeleri sebebiyle eğitim imkânlarından yoksun bırakılıyor. Bu yasakçı tutumun Avrupa ülkelerinde de yaygınlaştırılması için yoğun çaba sarf ediliyor.

Bir tarafta kadının eğitim düzeyinin yükseltilmesi ve ümmiliğin yok edilmesi için yürütülecek faaliyetler üzerinde dururken öbür yanda adaletin icra edilmemesi sebebiyle on binlerce genç kızın eğitim - öğretim imkânlarından yoksun bırakılmasına sessiz kalınması samimiyetsizliğin bir göstergesidir. BM Kadının Statüsü Komisyonu'nun ve kadının sorunlarıyla ilgilendiklerini ileri süren sivil kuruluşların bu konuda durumlarını gözden geçirmeleri ve samimiyetlerini test etmeleri gerekir.

Son olarak da kadının sorunlarıyla samimi ve gerçekçi bir şekilde ilgilenen kuruluşlara yukarıda zikrettiğimiz sorunların çözümü için sınırları aşarak bir güç birliği oluşturmanın yollarını araştırmalarını tavsiye ediyorum.