Avrupa'da İslâm'a Saldırılar

26 Ocak 2005 Çarşamba, Vakit gazetesi

Anti-semitizm Avrupa'nın eski bir problemidir. Ancak bu problem şimdiye kadar sürekli tek yönden nazar-ı dikkate alınmıştır. Örneğin "Avrupa toplumlarını böyle bir düşmanlığa iten sebepler nelerdir?" sorusu üzerinde tatmin edici bir çalışma yapılmamış, "her zaman düşmanlığa uğrayan haklıdır" varsayımıyla konuya yaklaşılmıştır. Ama aynı varsayımın Irak'ta, Afganistan'da ve daha başka saldırılarda devreye sokulmadığını görüyoruz ki bu da Avrupa'daki devletlere hâkim zihniyetin ikiyüzlülüğünü yansıtması açısından dikkat çekicidir.

İkinci olarak "acaba bu olgu neden birileri tarafından sürekli gündemde tutulmuş ve kendilerini sağlam kalelerde koruma altına alarak güvende hissetmek, bu işten muhtelif siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamak isteyenler bu olguyu sürekli gündemde tutarak neler kazanmışlardır?" sorusuna da cevap aranmadığını görüyoruz. Örneğin Almanya'da valiliklerin, eyalet meclislerinin etrafında oluşturulmayan güvenlik mekanizması Yahudi derneklerinin etrafında mevcuttur. Aynı şey yargı açısından da söz konusudur. Adamlar yargı karşısında adeta "dokunulmaz" muamelesi görüyorlar.

Aslında bu vakıayı tarihi boyutuyla ele alacak olursak belki toplumda "anti-semitizm" adı verilen olgunun ortaya çıkmasının sebeplerinden birini tespit etmiş olabiliriz.

İsimlendirmede de bir saptırma olduğunu düşünüyorum. Kastedilen Yahudi düşmanlığı olduğu halde anti-judaism denmeyip özellikle anti-semitizm deniyor. Yani Sami ırkı düşmanlığı. Oysa Araplar da Sami ırkından gelir ve söz konusu edilen anti-semitizme karşı verilen mücadelede Avrupa'daki Arap azınlıkları rahatsız eden gelişmelerin üzerine gidilmez. Kısacası anti-semitizme dayandırılan imkânlardan ve nimetlerden Arap azınlıklara pay ayrılmaz. Ayrıca kendilerinin böyle bir düşmanlığa hedef olduklarını söyleyenler bu isimlendirme ile hadisenin dini kimliklerine ve bu kimlikle bağlantılı tutumlarına değil salt ırklarına yönelik düşmanlık olduğunu hissettirmeye çalışıyorlar. "Yahudi" kelimesinden başka sadece kendilerini kapsayacak özel bir soy isimleri bulunmadığından, bu kelime de aynı zamanda dini kimliklerini ifade ettiğinden "Sami" ismini tercih etmiş ama bu ismin kapsadığı diğer unsurları problemin dışında tutmaya özen göstermişlerdir. Bu itibarla anti-semitizm adının tarihte meydana gelen gelişmelere paralel olarak kendiliğinden ortaya çıkmış veya rasgele seçilmiş bir ad değil kendilerini mağdur gösterenler tarafından özenle seçilmiş bir ad olduğunu sanıyoruz.

Peki, bu konunun bizim yazımızın başlığıyla ilgisi ne? Şimdi oraya gelelim.

11 Eylül sonrasında ABD ve ona yön veren uluslar arası Siyonizm tüm dünyada İslâm karşıtı kampanya yürütmek için yaygın faaliyet başlattı. Bu çalışmalarda Avrupa toplumları öncelikli hedefleri arasındaydı. Bunun iki önemli amacı vardı: Biri, İslâm karşıtı faaliyetlere ve askeri saldırılara Avrupa'daki toplumların sıcak bakmalarını sağlamak, diğeri bu toplumlarda bir türlü kökü kazınamayan belki kökü kazınsa bile gündemden düşürülmesi istenmeyen anti-semitizmi besleyen düşmanlık duygularının yönünü değiştirmekti. Ama bu duyguların yönü değiştirilirken ortaya çıkacak düşmanlıklara haklılık kazandırılması isteniyordu.

Başlangıçta yürütülen faaliyetlerin ürünleri biraz alındı. Ama çok fazla yaygınlaşmadı. Ben şahsen Avrupa toplumlarında Müslüman düşmanlığının çok yaygın bir tabanının da olmadığını düşünüyorum. Bu konuda devletlerin tutumlarıyla toplumlara hâkim kanaatleri birbirinden ayırmak gerekir.

11 Eylül saldırılarının dumanları dağıldıktan sonra Avrupa toplumlarının yine eski havasına döndüğünü, üstelik Afganistan ve Irak'a yönelik saldırılara destek vermediğini, aksine savaş karşıtı büyük gösteriler düzenlediğini gören ABD ve ona yön veren uluslar arası Siyonizm bu durumdan hoşlanmadı. Üstüne üstlük bazı yerlerde işgalci Siyonistlerin Filistin'de yaptığı zulümlere tepkiler dışa yansımış ve bunun eski anti-semitist duyguları beslemeye başladığı düşünülmüştü. Öyle ki Hollanda'da bir futbol karşılaşmasında İsrail takımı aleyhine HAMAS lehine sloganlar bile atıldığı olmuştu. İşte bu gelişmeden ciddi şekilde rahatsız olan uluslararası Siyonizm hemen arkasından Müslüman karşıtlığını besleyecek fitnenin ateşini çakmak için harekete geçti.

Sonrasında yaşananları ve özellikle son günlerde Müslümanları ve İslâm'ı hedef alan çirkin saldırıları da inşallah müteakip yazımızda ele alacağız.

Devamı:

  • Fitne Ateşini Yakanlar