ABD'nin İran'ı Tehdidi

22 Ocak 2005 Cumartesi, Vakit gazetesi

Var olabilmek için sürekli bir yerlere sataşma ve saldırma ihtiyacı duyan ABD son zamanlarda İran'a yönelik tehditlerini artırdı. Afganistan ve Irak'ta binlerce mazlum insanın kanını akıtan Bush gerek gördüklerinde İran'a da saldırmaktan çekinmeyeceklerini söyledi.

Daha önce bazı yazılarımızda da dile getirdiğimiz üzere ABD insanlığın gözünde tabulaştırıldığından, depremleri ve tsunamileri bile "yaratabilen (!)" güç olarak lanse edildiğinden tehditleri göz korkutucu oluyor. Herkesin zihninde "yapar mı yapar!" kanaati hâkim oluyor.

Ancak bizim kanaatimize göre ABD'nin İran'a öyle keyfi istediğinde saldırması pek de kolay olmayacaktır. ABD bu tehditleriyle psikolojik savaş politikalarındaki yıpranmayı onarma amacındadır. Felluce'deki onca vahşi saldırısına rağmen Irak'ta bugün hâlâ sürekli kan kaybediyor olması ABD'nin psikolojik tehdit gücünü ciddi şekilde yıpratmış ve zayıflatmıştır. Suriye'yi köşeye sıkıştırmak amacıyla yaptığı yasal düzenlemelerden, siyasi ve ekonomik baskılardan da istediği sonucu elde edememiştir. Bunun da ötesinde önceleri kendilerini her yönden ABD'ye mahkûm gibi gören bazı ülkelerin artık yavaş yavaş onu takmamaya başladıkları müşahede ediliyor. Gelişmelerin böyle devam edip gitmesi Amerikan emperyalizminin psikolojik tehdit gücünün gittikçe daha da zayıflamasına sebep olacaktır. Bu itibarla Suriye'ye siyasi ve ekonomik yönden yüklenmenin bu açıdan bir şey kazandırmayacağı, çünkü rutinleşmiş bir gündem maddesi haline geldiği, dünya kamuoyunun dikkatlerinin üzerine çekileceği etkili bir gündem maddesi oluşturulması gerektiği düşünülmüş bunun için de bir süre rafta kalan İran'ın nükleer silahları konusu tekrar öne çıkarılmıştır.

Ama ABD'nin İran'a yönelttiği tehditleri gerçekleştirmeye kalkışması onu bayağı sıkıntıya sokabilir. Birinci olarak İran'a saldırması durumunda Irak'ta dengeler ABD aleyhine iyice sarsılabilir. Bilindiği üzere burada Şii cemaat "siyasi mücadele" yaptığını söyleyerek silahlı mücadeleye katılmıyor. Ama son zamanlarda bir gerginlik yaşandığı da görülüyor. İran'a yönelik bir saldırı söz konusu gerginliğin çatışmaya dönüşmesine sebep olabilir ve o zaman işgalci ABD güçleri iyice zor durumda kalabilir.

İran, Afganistan ve Irak gibi elleri ve kolları önceden bağlanmış bir ülke değildir. Ayrıca İran silah teknolojisini ABD'ye bağımlı olmadan geliştirmiştir. Bu önemlidir. Çünkü ABD'ye bağımlı geliştirilen silah teknolojisinin ABD'ye karşı kullanılmasında önemli zorluklar ve engeller bulunuyor. Ama ondan bağımsız silah teknolojilerinde bu tür engeller pek yok. ABD'nin Irak'taki askeri hâkimiyeti tamamen hava saldırı gücündeki üstünlüğüne dayanmaktadır. İran'la yeni bir cephe açmaya kalkışması durumunda hava saldırı güçlerinin de yıpratılması söz konusu olacak. Eğer ki ABD Irak bataklığından başarıyla çıkmış olsaydı ve orada kendisini zorlayan siyasi dengeler olmasaydı bunu göze alabilirdi. Ama o hassas dengeler ve gerilla savaşı devam ederken kolay kolay göze alamaz.

Amerika'yı zorlayacak önemli engellerden biri de bölgesel dengelerdir. İran şu an bölgede ABD tehdidine karşı bir sınır çizgisi dolayısıyla tampon konumundadır. O tamponun gözden çıkarılması söz konusu tehdidin Rusya ve Çin'e doğru yaklaşması anlamına gelir. Zaten Rusya'nın İran'ın nükleer teknolojisine yardımcı olması da bu sebepledir. Yoksa burnunun dibinde kendine rakip bir güç oluşturmak için bu yardımı yapacak değildir. Nitekim ABD tehditleri karşısında Rusya hemen devreye girerek İran'ı hedef alacak bir saldırıya göz yummayacağını ortaya koydu.

Basit gibi görünebilir ama bizce önemli bir etken de işgalci Siyonist devleti zorlayan Hizbullah tehdidi olacaktır. Hizbullah silah gücünü gittikçe geliştiriyor ve Filistin direnişi karşısında zorlanan işgalci Siyonistlerin gözlerini korkutuyor. ABD'nin İran'a saldırması durumunda Hizbullah'ın da onun göz bebeği gibi korumaya çalıştığı Siyonist saldırgan devleti rahatsız edeceği kesindir. Böyle bir şey ise Filistin direnişini durdurmak için Mahmud Abbas'la pazarlık vasıtasıyla özerk yönetim güvenlik teşkilatını etkin şekilde devreye sokmaya çalışan Siyonist devletin oyunlarının bozulmasına, işlerinin daha da çıkmaza girmesine sebep olabilir. Çünkü o zaman Filistin direnişi yeniden moral ve güç kazanacak dolayısıyla Mahmud Abbas'ın güvenlik güçlerini devreye sokma planları bozulacaktır.