27 Kasım 2004 Cumartesi, es-Sebil gazetesi
ABD'nin Felluce'de Ramazan bayramı öncesinde başlattığı ve haftalardır sürdürdüğü vahşi katliama tüm İslâm âleminde olduğu gibi Türkiye'de de şiddetli tepkiler var. Bu tepkiler resmi açıklamalara ve muhtelif siyasi partilerin etkinliklerine yansıdığı gibi değişik sivil toplum kuruluşlarının açıklamalarına ve yine bu kuruluşların öncülüğünde düzenlenen etkinliklere de yansıdı. İşgalci ABD'nin saldırıları ve tam anlamıyla soykırıma dönüşen katliamları devam ettiğinden Türkiye'de de tepkiler devam ediyor. Biz resmi açıklamalara yansıyan tepkilerden başlayarak bu alandaki gelişmeleri özet bilgilerle arz etmek istiyoruz.
Başbakan Recep Tayyib Erdoğan, Ramazan bayramı günlerinde Felluce'deki saldırılardan ve katliamlardan dolayı tepkilerini hem yaptığı açıklamalara yansıttı, hem de ikili görüşmelerinde ABD yetkililerine iletti. Bu tepki önceleri çok fazla tartışma konusu olmamıştı. Ancak parlamentonun İnsan Hakları Komisyonu başkanı Mehmet Elkatmış'ın açıklaması ABD'yi ciddi şekilde rahatsız edince Erdoğan'ın bayram günlerinde gösterdiği tepki de daha çok gündemi oluşturmaya ve tartışma konusu yapılmaya başlandı.
Verilen haberlere göre Erdoğan, Ramazan bayramının birinci günü yaptığı açıklamasında ABD'nin Irak'ta yaptığı katliamı kastederek: "Dünyadaki güçler egemenliğini acımasız bir şekilde uyguluyor, bunlar karşısında başta Müslümanlar güç birliği yapmalı. Temennim odur ki Türkiye bunun bayraktarlığını yapsın" dedi. Bu açıklama ABD'yi ve onun başkanı Bush'u ciddi şekilde rahatsız etmiş ve endişelendirmişti. Çünkü ABD emperyalizmini en çok rahatsız edecek şey İslâm âleminde sömürgeciliğe karşı bir ittifakın oluşmasıdır. Ayrıca ABD, Türkiye'yi İslâm âleminin ittifakına öncülük edecek bir konumda değil her zaman kendi yanında ve hizmetinde görmek istemektedir.
Erdoğan, Felluce ile ilgili tepkilerini ABD yetkililerine telefon görüşmelerinde de ileterek "Felluce'de ne yaptığınızı düşünüyorsunuz?" diye sorduktan sonra: "Camilerde ABD askerlerinin uygulamaları, gerek Türkiye'de gerekse İslam dünyasında infial doğuruyor" dedi.
ABD, aslında Erdoğan'ın bütün bu açıklamalarından ve tepkilerinden ciddi şekilde rahatsız olmuştu. Ancak Irak'ta sıkışık durumda olduğu günlerde Türkiye'yle arasına bir siyasi krizin girmesini istemediğinden çok fazla gündeme getirmek istememişti.
Çok geçmeden Erdoğan'ın tepkilerine Meclis (parlamento) İnsan Hakları Komisyonu başkanı Mehmet Elkatmış'ın tepkileri eklendi. Elkatmış, Felluce'deki saldırılar ve katliamlar hakkında yaptığı açıklamada ABD'nin burada soykırım uyguladığını dile getirerek şöyle dedi: "Bu işgal niçin yapılmıştı? Irak halkına demokrasi getirilecek, Saddam'ın zulmünden kurtarılacak, Saddam'ın elindeki kitle imha silahlarından Irak arındırılacak insanlık büyük bir tehlikeden kurtarılacaktı. Aradan geçen 2 yıl içinde bunun böyle olmadığı ve söylenenlerin hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. Bu işgalin iyi niyetle yapılmadığı, tamamen emperyalist emellerle yapıldığı hepimizin gözleri önünde ilan edilmiştir. Bu işgalde bütün uluslararası hukuk kuralları ve sözleşmeler hiçe sayılmıştır. Irak'ın işgali adeta Irak halkının soykırımına dönüşmüştür. ABD yönetimi Irak'ta bir soykırım ve vahşet suçu işlemektedir. Ne Firavunlar devrinde, ne Hitler ve Mussolini devrinde böyle bir soykırım yapılmıştır."
İşte bu sözler işgalci ABD'yi ciddi şekilde rahatsız etti. Haber kaynaklarının bildirdiğine göre ABD bu konudaki rahatsızlıklarını ve endişelerini büyükelçi Eric Edelman vasıtasıyla ama gayri resmi yollardan iletti. İşgalci ABD'nin rahatsızlığını resmi açıklamalara pek yansıtmayarak, resmi olmayan kanallarla iletmesi de bu sıralarda Türkiye'yle ilişkilerini normal mecrasında sürdürmeye büyük ihtiyacının olmasından ileri gelmektedir. Özellikle Irak'taki direniş karşısında bu derece sıkıştığı ve zorlandığı bir dönemde Türkiye'yle arasına resmi bir krizin girmesinin kendisini bayağı zora sokacağını bilmektedir. Ama bununla birlikte resmi olmayan kanallardan Türkiye'ye yüklenmekten de çekinmiyor. Özellikle hizmetindeki medya organları vasıtasıyla bunu yaparak Türkiye'deki yetkililerin ABD'yi rahatsız edecek açıklamalar yapmalarının birinci derecede Türkiye'ye zararının olacağı mesajları vermeye çalışıyor.
ABD'nin Felluce'deki katliamına yönelen tepkiler sadece resmi açıklamalara yansıyan ifadelerden ibaret kalmadı elbette. Başta İstanbul, Ankara, Bursa ve Diyarbakır olmak üzere ülkenin çok değişik şehirlerinde sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde geniş çaplı eylemler ve protesto gösterileri düzenlendi. Gösterilerde atılan sloganlarla katliamcı ve soykırımcı ABD'ye lanetler yağdı.
26 Kasım Cuma günü İstanbul'un Beyazıt meydanında Cuma namazı sonrasında hem Felluce'de şehit edilenler için gıyabi cenaze namazı kılınması hem de yapılan saldırıların ve katliamların protesto edilmesi amacıyla bir araya gelindi. Buradaki eyleme de önemli bir kalabalık iştirak etti.
Felluce katliamına tepkiler muhtelif siyasi partilerin açıklamalarına ve etkinliklerine de yansıdı. En geniş çaplı etkinlikleri düzenleyen ise Saadet Partisi oldu. Saadet Partisi, 28 Kasım 2004 Pazar günü İstanbul Çağlayan meydanında "Zalimlere Lanet Mitingi" başlığı altında geniş çaplı bir etkinlik düzenledi.
ABD vahşetine tepkinin önemli bir yönünü de ABD ve İsrail ürünlerini boykot kampanyası oluşturuyor. Bu kampanya İslâmi basın yayın organlarının da etkisiyle günden güne yayılıyor.