ABD Yenilgidedir

20 Kasım 2004 Cumartesi, Vakit gazetesi

Paris'teki Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün müdürü Pascal Bonivas, ABD'nin askeri yönden güçlü olmasına rağmen stratejik açıdan zararda ve yenilgide olduğunu söyledi. Bonivas konumu ve mesleği gereği değerlendirmesinde ağırlıklı olarak hadisenin stratejik boyutu üzerinde durmuş ve ABD'nin bu alandaki kayıplarından söz etmiş. Biz aslında ABD'nin askeri yönden de önemli kayıplar verdiğine ve gerçekleştirdiği büyük katliama, insanlık dışı saldırılara, camilere girerek yaralıların kafalarına mermi sıkmasına rağmen iddia ettiği gibi direnişin belini kıramadığına, aksine kendi belinin bayağı burkulduğuna inanıyoruz. Pascal Bonivas'ın tahlillerini de ele almaya değer bulduğumuzdan Internet kaynaklarından yararlanarak onun tespitlerinden bazı kısa notlar aktarmak istiyoruz.

Bonivas, öncelikle bu saldırının ancak bir devlet terörü olarak nitelendirilebileceğine dikkat çekerek, Felluce'de camilere girilerek yaralıların ve tutsakların kafalarına mermi sıkılmasının, daha önce Ebu Gureyb cezaevinde tutsaklara yapılan muamelelerin, Guantanamo esir kampındaki insanlık dışı uygulamaların sadece kişisel hatalar olarak geçiştirilmesinin mümkün olamayacağını dile getirdi.

Bonivas'a göre ABD'nin Felluce'deki stratejik kayıplarının başında hem Irak'ta hem de dünya genelinde ABD nefretinin daha da yaygınlaşması geliyor. Bu durum karşısında Irak'ta ABD işgal güçlerinin gözetiminde düzenlenecek seçimler de güvenilirliğini tamamen yitirmiştir. Mevcut geçici hükümetin tümüyle ABD kuklası olduğu da artık su götürmez bir şekilde ortaya çıkmış, dolayısıyla gerek Irak'ta, gerekse Arap dünyası genelinde hiçbir meşruiyeti kalmamıştır.

Bonivas'ın dikkat çektiği önemli bir nokta da şu: Felluce katliamının Bush'un ikinci kez seçilmesinin hemen ardından gerçekleştirilmesi özellikle Arap dünyasında "Amerikalı"ya karşı düşmanlık ve nefretin artmasına sebep olmuştur. Çünkü Bush'un ikinci kez iş başına getirilmesi Amerikan kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından bu katliamların ve şiddetin onaylanması anlamına geliyor.

Bush'un ikinci kez seçilmesi hakkında bir de şu hususu vurguluyor: Amerikalılar onu ikinci kez iş başına getirmekle Avrupalılarla stratejik boşanmayı tercih etmişlerdir. Avrupa'daki siyasi gelişmeler Bush yanlısı yöneticilerin gittikçe taraftar kaybettiklerini gösteriyor. İspanya'da Aznar'ın kaybetmesi buna örnektir. Bonivas İtalya'da Berlusconi'nin istikbalinin de farklı olmayacağı inancında. Dolayısıyla yönetimler siyasi geleceklerini sağlama alabilmek için kitlelerin duyarlılıklarını dikkate almak Bush çizgisine mesafeli durmak zorunda kalacaklar. Bu da ABD'yi yalnızlığa itecektir. Biz de bir yazımızda Bush'un artık tamamen Hitler çizgisine girdiğine bu çizginin ise uçuruma götürdüğüne dikkat çekmiştik.

İnsani duyarlılık taşıyan herkesin bu tutuma karşı tavır koyması ve 21. yüzyılın Hitler'inin yalnız bırakılması için kendi yöneticilerini zorlaması gerekir.