Felluce'de Vahşet

11 Kasım 2004 Perşembe, Vakit gazetesi

Bir önceki yazıda da dile getirdiğimiz üzere ABD işgal güçleri ve onun kuklası Allavi hükümeti Felluce'de gidişatın sonucunu belirleyecek savaş verdiklerine inanıyorlar. Bu yüzden saldırganlıkta, vahşette herhangi bir sınır, ölçü tanımıyorlar. Gelişmelerle ilgili olarak dünya kamuoyunu kendi istedikleri yönde bilgilendirmek amacıyla medya mensuplarının bölgeye girişlerini sıkı bir denetim altına almış bulunuyorlar. Bu itibarla bölgedeki olayları işgalcilerin penceresinden dünya kamuoyuna yansıtan medya organları oradaki savaşın önemli bir cephesini oluşturuyorlar.

Biz burada, benim de bundan on yıl önce kısa bir dönem kendilerine Türkiye muhabirliği yaptığım Quds Press adlı haber ajansının Felluce'deki direnişçilere bağlanarak veya onların kamuoyunu bilgilendirme amacıyla oluşturdukları enformasyon merkezlerine dayanarak aldığı bazı bilgileri size aktarmak istiyoruz:

Saldırganlar, konvansiyonel olarak nitelendirilen silahlarla ve bombalarla Felluce'deki direnişçilerin mücadelelerini kıramayınca zehirli gazlar ve kimyasal silahlar kullanmaya başladılar. Saldırganlar, özellikle direnişçilerin bazı mahallelerin kontrolünü ele almaları ve işgalcileri buralardan çekilmeye zorlamaları üzerine söz konusu kimyasal bombaları ve zehirli gazları kullanmaya başladılar.

Felluce'deki çatışmalarda işgalciler iddia edildiği gibi on değil, yüzlerce asker kaybettiler. Çok sayıda askeri araçları ve tankları direnişçiler tarafından imha edildi. Bazı askeri araçları şehrin caddelerinde, atılan roketler ve bombalar sebebiyle alev alarak yandı. Ancak işgal güçleri bu görüntülerin dünya kamuoyuna yansımasını büyük ölçüde engelliyorlar.

Bütün bu kayıpların ve zayiatların askeri güçlerini yıpratacağını, dolayısıyla işgalci Siyonistlerin Cibaliya'dan çekilmeye mecbur edildikleri gibi kendilerinin de Felluce'den çekilmek zorunda kalacaklarını anlayan işgal güçleri kimyasal saldırı araçlarına başvurmaya başladı.

Quds Press'in haberine göre isminin açıklanmasını istemeyen bir doktor, işgalcilerin direnişçilerin üzerine kimyasal bombalar ve sinir gazları atması sebebiyle bazı gençler histeriye kapılarak yerlerde çırpınmaya başladılar. Bu arada şunu da hatırlatalım ki işgalciler Felluce'ye saldırı başlatmadan önce yaralılara ilk yardım ulaştırılmasını engellemek ve tedavi imkânlarını tümüyle ortadan kaldırmak amacıyla şehrin iki büyük hastanesiyle bir gezgin hastanesini bombalamışlardı. Bu durum karşısında direnişçiler söz konusu bombaların ve gazların etkilerine karşı ilkel tedavi metotlarına başvurmak zorunda kalıyorlar. Bu metotlar ise herhangi bir fayda sağlamıyor.

Şu işe bakın ki, ABD Irak'ı işgal etmek için Saddam'ın elinde kimyasal ve biyolojik silahlar olduğu iddiasını kullanmıştı. Orada kullanılan gerekçe bir iddiaydı, bugün Felluce'de yaşananlar ise vakıa. Ama dünya olan bitenlere sessiz. ABD'ye gerekçe oluşturmak için Irak'a heyet gönderen ve günlerce araştırma yaptıran BM, Felluce'de sergilenen vahşet karşısında kılını kıpırdatmıyor.