ABD Dürzîlere mi Oynuyor?

20 Mart 2005 Pazar, Vakit gazetesi

ABD, Suriye'ye baskı yaparken karanlık olayların odağında Lübnan'ın yer aldığını görüyoruz. Çünkü Suriye'ye yönelik baskının amacı onun kenara çekilmesini ve istenenleri yapmasını sağlamaktır. Fakat hazırlanan komplonun hedefinde Lübnan var. Bu ülke üzerinde oynanan oyunlar ve komplolar ise işgalci Siyonist devletin geleceğiyle ilgili planlarla bağlantılıdır. Bu yüzden son dönemde Lübnan'da bir karanlık olayın tesiri dağılmadan yeni bir karanlık olayın gerçekleştiğini görüyoruz.

Refik Hariri cinayetinin üzerinden fazla zaman geçmeden dün sabah (19 Mart 2005 Cumartesi) erken saatlerde başkent Beyrut'ta bomba yüklü bir aracın patlatılması sonucu yedi kişi yaralandı. Biz bu eylemin de ABD'nin Lübnan'la ilgili hesaplarına malzeme çıkarılması amacıyla gerçekleştirildiğini sanıyoruz. Tam bir huzur ve güven ortamına girmiş olan Lübnan nasıl oldu da, ABD'nin bu ülke üzerinde oyunlar çevirmeye başlamasıyla birlikte böylesine hızlı bir şekilde kargaşa ortamına girebildi ve birbiri ardından faili meçhul eylemlere sahne olmaya başladı?

İlginç bir gelişme de geçmişte Fransa'nın Lübnan'daki çıkarlarının bekçiliğini yapan ve ikinci Körfez savaşı esnasında ABD'nin zorlamasıyla bu ülkeden çıkarılıp Fransa'da yaşamaya mecbur edilen General Mişel Avn'ın yakında Lübnan'a döneceğini açıklamasıdır. Bu açıklama, son dönemde ABD ile Fransa'nın Lübnan ve Suriye hakkında aynı telden çalmalarında perde arkasında gerçekleştirilen ittifakların rol oynadığına işaret etmektedir. Biz Allah izin verirse gelişmelere paralel olarak bu konunun tafsilatına sonraki yazılarımızda girebiliriz. Bugün biraz Dürzîlerden söz etmek istiyoruz.

Dürzîlerin siyasi hareketi son dönemde kendini adeta Refik Hariri'nin mirasçısı ve ondan boşalan muhalefet boşluğunu doldurmaya en lâyık hareket gibi görüyor. Ama bunu yaparken Bush ile ona yön veren Siyonist lobiyle ve bu lobinin çıkarlarını korumada ABD'den geri kalmayan Avrupa ülkeleriyle aynı hedefi vuruyor. Bu durum tabii ki zihinlerde: "ABD ve onunla işbirliği içindeki güçler Lübnan'da bu kez Dürzîlere mi oynuyorlar?" sorusunu akla getiriyor.

Bunu yakın tarihte yaşanan bir tecrübeye binaen söylüyoruz. Çünkü Siyonistler 1978'de Lübnan'ın güneyini işgal ettiklerinde Lübnan'daki Marunî Hıristiyanların siyasi kanadı Falanjist Parti'yle ve onun askeri kanadını oluşturan milislerle işbirliği yapmışlardı. Bu işbirliği öyle bir noktaya vardı ki Siyonistler 1982'de Falanjist militanlara insanlık tarihinin en kara lekelerinden biri olan Sabra ve Şatilla katliamını bile yaptırabildiler. Sonra bu işbirliği onların aleyhlerine döndü ve Falanjist militanların lideri Dr. Semir Ca'ca, Beyrut'ta ömür boyu hücre hapsine mahkûm edildiğinde Marunîlerden bir tek kişi bile ona sahip çıkmak istemedi. Siyonistler tarafından yıllarca kullanılan Falanjist lider Eli Hubeyka ise MOSSAD suikastıyla öldürüldü. Çünkü ABD ve İsrail literatüründe "işbirliği" ve "dostluk" kavramlarının karşılığı "mendil"dir. Bütün pisliklerini ona silerler, kullanılamayacak hale geldiğinde de icabında pisliklerin daha fazla göze batmaması için yine kendi elleriyle imha ederler. Dürzîler eğer kendilerine vaat edilen siyasi çıkarlar ya da sağlanan maddi imkânlar uğruna Lübnan'ın geleceğiyle ilgili oyunlarda rol almayı kabul ettilerse Falanjistlerin başına gelenlerden ibret almamışlar demektir.

Dürzîler, sayıca en çok Lübnan'da, az sayıda da Filistin, Ürdün ve Suriye'de bulunmaktadırlar. Filistin'dekiler "Filistinli" sayılırlar, ama sürekli işgalci Siyonist devletle işbirliği halindedirler. Bu yüzden işgal devleti Filistinlilere ve Arap dünyasına yönelik istihbaratta onlardan çok istifade etmektedir. Mısır'da İsrail lehine casusluk yaptığı için tutuklanan ve bir süre önce İsrail'e teslim edilen Azzam Azzam da bir Dürzîydi.

Lübnan'daki Dürzîler Müslüman sayılıyorlar. Lübnan da Müslüman sayılmanın siyasî bir anlamı da var. Çünkü bu ülkede siyasî kadrolarda ve temsil organlarında dinî unsurlara oranlarına göre kontenjanlar ayrılmıştır. Dürzîler de Müslümanların kontenjanlarından giriyorlar ama inanç olarak İslâm'ın temel ilkelerinden bayağı uzakta duruyorlar.

Lübnan'daki Dürzîlerin, Kemal Canbulat'ın kurduğu İlerici Sosyalist Parti adlı bir partileri var. Partinin şu anki lideri Velid Canbulat'la bir kere Tahran'da birkaç kez de Beyrut'ta karşılaştım. Şeyhu'l-Akl dedikleri dinî liderleriyle de yine Beyrut'ta bir iftar ziyafetinde karşılaşmıştım.

Şimdilik bu özet bilgileri vermekle yetinelim. Gelişmeler gerektirirse ayrıntılı bilgiler de veririz.