Aslan Maşadov

10 Mart 2005 Perşembe, Vakit gazetesi

Rusya, Çeçenistan'da vahşi savaşını sürdürüyor. Bütün emperyalist güçler İslâm'a ve Müslümanlara, özellikle hak - hukuk arayan, özgür yaşamak isteyen, zillete razı olmayan Müslümanlara karşı savaş açmış durumdalar. Bu savaşlarında hiçbir ölçü ve sınır tanımıyorlar. Sadece güç ve imkânlarına inanıyorlar. Sahip oldukları güç ve imkân onları iyice mütekebbir yaptığından bazen bu tekebbürleri onları ciddi yanılgılara da düşürüyor. Aslan Maşadov'un şehit edilmesi de böyle bir yanılgıdır. Niçin öyle olduğundan söz etmeden önce biraz Maşadov'un kendinden söz edelim.

Aslan Maşadov 21 Eylül 1951'de, Çeçen halkının toplu sürgün hayatı yaşadığı Kazakistan'da doğdu. 1957'de yurduna döndü. 1972'de Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te askeri akademiyi bitirdi. Kızıl Ordu'da çeşitli görevler yaptıktan sonra 1992'de istifa ederek ülkesindeki bağımsızlık mücadelesine katıldı. 1993'te bağımsızlık savaşı veren Çeçenistan'ın genelkurmay başkanı oldu. 1996'da Moskova hükümetiyle Çeçenistan yönetimi arasında sağlanan anlaşma gereği bu ülkenin bağımsızlığının Rusya tarafından resmen tanınmasından sonra kurulan geçici hükümette başbakanlığa getirildi. Bağımsız Çeçenistan'ın ilk cumhurbaşkanı Cevher Dudayev'in hain bir saldırı sonucu şehit edilmesinden sonra yeni başkanın belirlenmesi için 27 Ocak 1997'de yapılan seçimlerde Maşadov oyların yaklaşık % 60'ını alarak ikinci tur oylamaya gerek kalmadan seçimi kazandı. Başkanlığa seçildikten sonra yaptığı açıklamada Çeçenistan'ın bağımsızlığını Rusya'yla pazarlık konusu yapmayacaklarını dile getirerek dünya ülkelerini Çeçenistan'ı resmen tanımaya davet etti. Diğer adaylar onun başarısına hiçbir itirazda bulunmayarak onun liderliğinde ülkelerini ileriye götürebilmek için kendilerinden isteneni yapmaya hazır olduklarını ifade ettiler.

Aslan Maşadov 12 Şubat 1997'de Kur'an üzerine yemin ederek cumhurbaşkanlığı görevine başladı. Moskova yönetimi daha önce kabul ettiği anlaşmayı bozarak Çeçenistan'ı ikinci kez işgal ettiğinden bir yandan da bağımsızlık mücadelesi sürüyordu. Bu yüzden o hem bir cumhurbaşkanı hem de bir cihad lideri olarak görevini yürütmek zorundaydı. Bu sebeple tahtta değil cephedeydi. Bütün zorluklara katlanarak ve oldukça akılcı bir yöntemle mücadelesini sürdürüyordu.

Son dönemde tek taraflı ateşkes ilan ederek Rusya'yı görüşmeye davet etmişti. Ancak Moskova yönetimi bunu kabul etmeyerek saldırılarını devam ettirdi. İşte bu saldırılar sebebiyle eski cumhurbaşkanı Dudayev gibi, Katar'da hain bir saldırıyla şehit edilen Selimhan Yandarbiyev gibi o da şehitler kervanına katıldı.

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz." (Nisâ, 4/74) Bu itibarla Allah yolunda şehit edilenler zararda değildirler. Bu âyet-i kerime aynı zamanda Allah yolunda mücadelenin sadece iki varış noktası olduğuna işaret etmektedir: Şehadet veya üstün gelme. Allah bunların her ikisine de ecir vaat ediyor. Ama üçüncü varış noktasına yani zilleti, yenilgiyi, düşmanın üstünlüğünü kabullenmeye herhangi bir şey vaat etmiyor. Zillete götürmeyen anlaşmalar bunun dışındadır.

Rusya bu cinayetle kendi açısından hata işlemiştir. Çünkü Maşadov, Çeçen halkını toparlayabilecek bir karizmatik liderdi ve Moskova yönetimi Çeçenistan bataklığından asla çıkamayacağı için ileride Çeçen halkını temsil edecek, alınacak kararları uygulamaya geçirmede zorluk çekmeyecek bir lidere ihtiyaç duyacaktır. Rusya böyle bir lideri kendi eliyle ortadan kaldırdı. Ama bu liderin şehit edilmesiyle Çeçen direnişi durmayacaktır. Belki Rusya epey bir süre, anlaşma ihtiyacı duyduğunda kimi muhatap alacağının şaşkınlığı içinde Çeçenistan'da kan kaybetmeye devam edecektir.