ABD'nin Yeni Çırpınışları

31 Temmuz 2004 Cumartesi, Vakit gazetesi

Daha önce de dile getirdiğimiz üzere ABD hem Afganistan'da hem de Irak'ta ciddi çıkmazdadır. Afganistan, cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor. ABD, seçimleri mutlaka kuklası Karzai'nin kazanmasını istiyor. Ama onun destekçisi oldukça az. Seçimlere hile karışması durumunda ise Afganistan'ın yeniden üstelik çok daha kötü bir şekilde karışması ihtimali var ki böyle bir karışıklıkta ABD işgal güçleri de ciddi zarar göreceği gibi ipleri de iyice ellerinden kaçıracaklar. İnşallah bu ülkedeki seçim öncesi durumu ayrıca tahlil ederiz.

Amerikan emperyalizmi Irak'taki çıkmazdan kurtulabilmek için güya "egemenlik devri" oyunu oynamak istedi. Ama seviyesiz, kişisel çıkarları uğruna her şeyini satabilen bir CIA ajanının, Paul Bremer'in yerine oturtulması bir şeyi değiştirmedi ve Irak'ın işgalden temizlenmesini isteyenler bu numarayı yutmadılar. Zaten yutmayacaklarını da önceden ifade etmişlerdi.

Bush seçimi kazanmak için uğraşırken Irak ve Afganistan'dan asker tabutları gönderimi sürüyor. Bu ise onun aleyhine. Dikkatleri başka yönlere çekebilmek için İran ve Sudan'a yüklenmek istedi. Ama İran da, Sudan da Amerika'nın karşı karşıya olduğu durumu bildiklerinden, Bush yönetiminin sadece esmekle kalacağının farkındalar. Bu sebeple ABD, Sudan konusunda tehditlerinin sonuç verdiğini gösterebilmek için Mısır'ı devreye soktu ve Hartum yönetiminden Darfur meselesini 90 gün içinde çözme taahhüdü alma karşılığında güya bu ülkeye karşı kuvvete başvurmama sözü verdiğini duyurdu.

ABD'nin en büyük çıkmazı ise Irak'tır. "Egemenlik devri" oyununun tutmadığı bu ülkeyle ilgili yeni bir formül geliştirmeye çalışıyor. Suudi Arabistan bunun için İslâm ülkelerinin asker göndermelerini teklif etmiş.

Aslında bu fikir ABD yönetimine aittir. NATO zirvesinden istediğini alamayan ve özellikle AB ülkelerini Irak bataklığına çekmekte başarılı olamayan ABD şimdi de İslâm ülkelerini bu bataklığın içine çekmek istiyor. Fakat ilginçtir ki formülü kendi diliyle değil, avucunda bir kuş gibi oynattığı Suudi Arabistan'ın diliyle gündeme getiriyor. Çünkü bir sonuç elde edememesi durumunda bir kez daha dünyaya rezil olmak istemiyor.

Suud yönetiminin ağzından gündeme getirilen bu formülün amacı, Irak'ı değil kukla Allavi yönetimini kurtarmak, onu meşrulaştırmak ve ona yönelen tehlikeleri bertaraf etmektir. Suud yönetiminin bu teklifi gündeme getirmesiyle birlikte Allavi yönetimiyle resmi diplomatik ilişkileri başlatması da bu açıdan dikkat çekicidir.

ABD, Irak'ı Irak halkının hür iradesine terk etmek ve bağımsız olmasına fırsat vermek istemiyor. Tayin ettiği sömürge valileri vasıtasıyla olmazsa, halkı aleyhine CIA ajanlığı yapabilecek, işgalci askerlere katliam yapmaları için adres verecek kadar seviyesizleşen kuklası vasıtasıyla yönetmek istiyor.

Ne yazık ki Amerika sömürgeci politikalarına ve senaryolarına hâlâ çok rahat bir şekilde İslâm âleminden sözcüler, kılıfçılar ve öncüler bulabiliyor. Eğer onlar olmasaydı zaten ABD'nin bu tasallutu sürdürmesi mümkün olamazdı.