28 Temmuz 2004 Çarşamba, Vakit gazetesi
Bir fıkra vardır. Şişman bir adam oldukça zayıf bir adamı görünce: "Bu ne hal? Seni gören memlekette kıtlık var zanneder!" demiş. Zayıf adam da: "Senin gören de kıtlığın sebebini anlar!" demiş.
Bugün Afrika'nın açlıkla ve yoksullukla pençeleşiyor olması o kıtanın doğal şartlarından veya kendi geçmişlerinin mirasından kaynaklanmıyor. Bunun sebebi Batı'daki sömürgecilerin Afrika'nın tabii zenginliklerini ülkelerine taşımaları, yıllarca ormanlarını kesip memleketlerine nakletmeleridir. Üstelik ağaçları oranın yerli halkına kestirip limanlara kadar taşıma işini de yine onlara yaptırarak. Bu işlem birçok Afrika beldesini kurak ve çöl haline getirmiş, oraların ahalilerinin de yoksul ve aç düşmelerine sebep olmuştur.
Geçtiğimiz günlerde Asya'nın, halkının çoğunluğu Müslüman (resmi rakam % 86.5) ülkelerinden Bangladeş'te yine büyük bir sel felaketi yaşandı. 125 milyon civarında insanın yaşadığı bu ülkede haberlere göre yaklaşık 30 milyon kişi selden etkilendi.
Dünya kamuoyu, hemen her yıl tekerrür eden bu sel felaketinin, Bangladeş'in doğal şartlarından ileri geldiğini düşünmekte, bu felakete karşı yeterli tedbirlerin alınamamasını muhtemelen ülkenin geri kalmışlığına bağlamaktadır. Ülkedeki doğal şartların etkisi var. Çünkü ülkede çok sayıda ırmak mevcut ve bu ırmaklar toprakları verimli hale getirdiği gibi sel felaketlerine de sebep olabiliyor. Ancak son dönemde, yağmurların böyle büyük sel felaketlerine sebep olmasının doğal şartlardan ayrı, önemli bir sebebi daha var.
Hindistan, Ganj nehri üzerine Farikka barajı adlı bir baraj inşa etti. Bu yüzden nehrin sularının yarısının bir başka kanala aktarılması, Bangladeş içinde kalan havzasının üst kısımlarında kuraklığa sebep oldu ve bu bölgedeki bitkilerin ve ağaçların çoğu kurudu. Hatta nehir havzasındaki kuraklaşma üst bölgeleri de etkiledi ve kuraklaşma geniş bir alanı kapsadı. Eskiden şiddetli yağmur yağdığında kuzey bölgedeki ağaçlar ve bitkiler suların önemli bir kısmını emiyor, böylece büyük bir sel felaketinin meydana gelmesini önlüyordu. Ama şimdi bu bölgede toprak kuruyup, adeta kil yığını haline geldiğinden yağmur sularını emmeksizin ırmağa gönderiyor, ırmak yatağında ağaç ve bitki bulunmadığından toplanan sular olduğu gibi aşağı havzaya gidiyor. O bölgede de nehrin yatağı suları kaldırmıyor ve hep etrafa taşıyor. Bu da büyük felakete yol açıyor. Ayrıca yağmurlu dönemlerde Farikka barajında su çok biriktiğinden Hindistan baraj kapaklarını açıyor, bu da felaketin daha çok büyümesine sebep oluyor. Bangladeş yoksul olduğundan, Ganj ırmağının yatağı boyunca sel baskınlarını önleyecek derecede güçlü bir set de yapamıyor.
Farikka barajı, inşa kararının verildiği tarihten buyana Bangladeş'le Hindistan arasında ciddi bir sorundur. Ama Hindistan çağdaş emperyalizm tarafından korunduğundan, Bangladeş ise çağdaş dünyanın ezilmişleri arasında yer aldığından sözünü kimseye anlatamıyor, hakkını alamıyor. Sınır aşan ırmaklar anlaşmaları burada işletilmiyor.