Avrupa'nın İnsan Haklarından Anladığı

30 Haziran 2004 Çarşamba, Vakit gazetesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başörtüsü yasağından dolayı mağdur edilenlerin eğitim haklarına sahip çıkmadı. Bu bazılarına göre "yasağın yasallaştırılması", bazılarına göre "Türkiye'nin haklı çıkarılması", bazılarına göre söz konusu yasağın insan haklarına aykırı görülmemesidir. Ancak bizim kanaatimize göre bunların hepsi sonuçtan çıkarılan hüküm ve değerlendirmelerdir. Asıl mesele AİHM'nin hukuki değil, siyasi bir mekanizma olmasıdır.

AİHM'nin yasak lehine karar vermesi de "Türkiye'yi haklı çıkarmasından" ileri gelmiyor. Bilindiği üzere bu yasak başta Fransa olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde de uygulamaya kondu. Dolayısıyla Türkiye'deki yasağın "insan hakları"na aykırı bulunması o ülkeler açısından da emsal teşkil edecek ve o ülkelerde bu yasaktan mağdur edilenler de haklarını arama yoluna gideceklerdir. Bu yüzden, onların önlerinin kapatılması ve yasağı uygulayan diğer ülkelerin rahatlatılması istenmiştir. Bu da söz konusu mahkemenin hukuk kurallarına göre değil siyasi çizgiye ve tercihe göre kararlar aldığını göstermektedir.

Burada şunu özellikle vurgulayalım ki AİHM'nin varlığı, Avrupa'nın insan hakları konusunda duyarlı olmasının bir göstergesi değildir. Bu alan aynı zamanda önemli bir etki ve yaptırım alanıdır. Hem "insan hakları" konusunda duyarlı davranıldığı intibaı verilerek kamuoyunun etki altına alınması, hem de bu konudaki yaptırım gücünü kullanarak devlet yönetimlerine baskı yapılması mümkün olmaktadır. Avrupa bu iki önemli amaç için söz konusu mahkemeden yararlanmaktadır. Bu mahkemeyle gerçekten insan haklarını gözetmeyi, insan hakları ihlallerinin önüne geçmeyi birinci hedef olarak seçmiş olsaydı duyarlılığını inançlarının gereğini yerine getirmelerinden dolayı mağdur edilenlerin haklarına sahip çıkma konusunda da göstermesi gerekirdi.

Aslında bu gerçek yeni ortaya çıkmış değildir. Ancak insanlar önlerindeki bütün kapıları zorlamalarına rağmen haklarını elde edemeyince, denize düşenin yılana sarılması gibi AİHM'nin kapısına dayanıyorlar.

AİHM'nin başörtüsüyle ilgili kararı çifte standartçı olduğunu da bir kez daha belgeledi. Bunu AİHM'nin son dönemde verdiği birkaç kararı yan yana getirdiğinizde görürsünüz. Çifte standardın farklı din mensuplarına karşı çok bariz bir şekilde gösterildiğine şahit oluyoruz. Bu çifte standart da söz konusu mahkemenin hukuki amaçlardan ziyade, Avrupa ülkelerinin yön verdiği tarzda siyasi amaçlara hizmet ettiğini ortaya koymaktadır. Bu haliyle söz konusu mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi değil Avrupa'nın İnsan Hakları Anlayışı Mahkemesi olarak isimlendirilse daha yerinde olur.

AİHM, başörtüsüyle ilgili kararında güven vermediğini ve "insan hakları" kavramını hukuki manada ele almadığını bir kez daha ortaya koydu. Ama ne yazık ki, önlerinde bütün hukuk yolları tükenenler AİHM'yi bir çıkış kapısı olarak zorlamaya devam edeceklerdir. Çünkü insan haklarının vicdani, hukuki ve akli değerlere göre ele alınmayıp sadece bir siyasi rant aracı olarak kullanıldığı günümüz dünyasında, insanlar onun öncesindeki bütün kapıları tüketmeye mecbur bırakılacaklardır. Ne var ki AİHM de bir çıkış kapısı değil ümitlerin tükenme kapısı olduğunu göstermiştir. İşte bu manzara insanları karamsarlığa, psikolojik sorunlara ve sert tepkilere yöneltmektedir.