ABD'nin Savaşı İslâm'la

19 Mayıs 2004 Çarşamba, Vakit gazetesi

Bundan önceki yazımızda ABD'nin, ezilen Müslümanların imdadına koşan gönüllülerle savaşının geçmişinden söz etmiş ve bu konuya devam edeceğimizi belirtmiştik. Bu konuyu gündeme getirmemizin sebebi de Irak'taki işkencelerin görüntülerinin medyaya sızdırılmasıyla ilgili kanaatlerimizdi. ABD ve onunla işbirliği içindeki güçler Müslümanlara ve İslâm'a karşı topyekûn haçlı - siyonist ortak savaşı başlatmış durumdalar. Biz Vakit için yazdığımız yazılarda güncel gelişmelerin öne çıkanları üzerinde bile yeterince durma imkânı bulamıyoruz. Bazıları hakkındaki tespitlerimizi Cuma dergisi için yazdığımız yazılarda vermeye çalışıyoruz. Irak'ta artan saldırılar ve çatışmalar, Gazze'deki katliam ve yıkımlar, Mısır'daki kukla rejimin gerçekleştirdiği tutuklamalar ve Suriye'ye uygulanan ambargo konularını da bu hafta Cuma için yazdığımız yazıda ele almaya çalıştık. Bu yazımızda ABD'nin gönüllülerle savaşı hakkında özet bilgiler vermeye devam etmek istiyoruz.

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabb'imiz! Halkı zalim olan şu kasabadan bizi çıkar; bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder" diyen zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?" (Nisa, 4/75) İşte bu ayeti kerimenin yüklediği sorumluluk ve verdiği bilinç müminleri zalimlere karşı dayanışmaya ve gönüllü mücadeleye sevk etmektedir.

ABD, Afganistan'daki Sovyet işgaline karşı kendini gösteren bu bilinç ve sorumluluk anlayışının devamının kendisini de rahatsız edeceğini düşündüğünden, bu bilinçle harekete geçenlere karşı savaş açtı. Dr. Abdullah Azzam'ın şehit edilmesi ve Afganistan'daki işgalin sona ermesinin ardından fitnenin ortaya çıkması üzerine söz konusu gönüllüler bir kararsızlık içine düştüler. Bazıları ülkelerine dönmek isterken, bazıları da işgal ve zulmün devam ettiği başka cephelere taşınmak istediler. ABD onların ülkelerinin yönetimlerinden, dönenleri derhal zindana atarak kontrol altına almalarını istedi ve onlar da öyle yaptılar. Bu uygulama geri dönüşleri durdurdu. Gönüllülerin de bazıları Çeçenistan, Bosna-Hersek, Moro gibi cephelere taşınırken, bazıları da Afganistan'da kaldılar. Afganistan'da kalanlarla daha sonra, sahip olduğu maddi imkânları ve Taliban'la işbirliği sonucu elde ettiği siyasi imkânları değerlendiren Usâme bin Ladin ilgilendi. Bu arada ABD, Bin Lâdin etrafında kopardığı yaygarayı ve ortaya çıkardığı malzemeleri tüm gönüllülere karşı psikolojik ve medyatik savaşta değerlendirdi. Bu medya savaşının oluşturduğu hava sebebiyle ne yazık ki neredeyse herkes Amerikan emperyalizminin diliyle konuşur oldu.

Bugün Irak'ta ortaya çıkan durum Amerika'nın gönüllülerle savaşının asıl amacını ve yaptığı uzun vadeli hesapları gözler önüne sermektedir. Buna karşılık müminlerin de, o ırzlarına tecavüz edilen kadınları, kafalarına kum torbaları geçirilen gençleri, başlarına bomba yağdırılan savunmasız insanları düşünerek Yüce Allah'ın yukarıda mealini verdiğimiz ayetini çok iyi düşünmeleri gerekir.