ABD Sultası Sallanıyor

05 Mayıs 2004 Çarşamba, Beyrut - Lübnan, Vakit gazetesi

Kudüs Müessesesi'nin üçüncü genel kongresine katılmak üzere 3 Mayıs 2004 Pazartesi günü Lübnan'ın başkenti Beyrut'a geldim. Bu arada oldukça önemli olaylar cereyan etti.

Lübnan'da yerel seçimler yeni tamamlanmıştı ve onun heyecanı vardı. Seçimlerle ilgili ayrıntıları henüz inceleme imkânım olmadı. Ancak televizyondaki açıklamalarında Lübnan başbakanı Refik el-Hariri gayet mutlu ve neşeli görünüyordu. Bu arada Lübnan'a dışarıdan iki ayrı devlet yöneticisinin ziyareti vardı.

Irak'ta işgal kuvvetleri bir aydır kuşatma altında tuttukları ve tam anlamıyla katliam gerçekleştirdikleri Felluce'deki kuşatmayı kaldırmak ve geri çekilmek zorunda kaldılar. Biz daha önce bir yazımızda Felluce'nin örneğinin Çanakkale olduğunu dile getirmiştik. Burada işgale karşı direnenler "Felluce'ye girilemez" mesajlarını işgalcilere şimdilik kabul ettirmiş görünüyorlar. Temennimiz Amerikalıların bir ara çözüm olarak soktukları ve Felluce'de istikrarı sağlamakla görevlendirdiklerini söyledikleri eski Saddam rejimi askerlerinin herhangi bir hainlik yapmamaları. Çünkü geçmişte Filistin'de de benzer bir oyun oynanmıştı. 1948 savaşında Filistinli direnişçiler Siyonistlere karşı kararlı bir mücadele vererek pek çok bölgede topraklarını onlardan kurtarmayı başardılar. Ancak bu topraklara bir Siyonist işgal devleti kurdurmayı hedeflemiş olan İngiltere, sinsi bir oyun oynayarak zaten İsrail'in kuruluşuna yardımcı olması ve tampon devlet vazifesi görmesi için kurdurduğu Ürdün'ü devreye soktu. Bir İngiliz generali olan Glop Paşa'nın komutasındaki Ürdün kuvvetleri olaylara müdahale ederek Filistinli gerillaların kontrolündeki toprakları onlardan aldı, sonra "yenildik" oyunu oynayarak Siyonistlere teslim ettiler. Bu itibarla Felluce halkının aslında Saddam kalıntısı kuvvetlere güvenmemesi gerekirdi. Bakalım gidişat nasıl olacak?

Önemli bir gelişme de bizzat işgal kuvvetleri içinde görev yapan askerlerin Iraklı tutuklulara ve tutsaklara yapılan işkenceleri gösteren görüntüleri medyaya dağıtması oldu. Bu, ABD için ikinci fotoğraf şoku oldu. Çünkü bilindiği üzere daha önce günde bir - iki askerinin öldürüldüğünü iddia eden ABD, onlarca asker tabutunu bir arada gösteren fotoğraflar medyaya sızdırılınca bayağı bir sarsıntı yaşamış ve artık asker tabutlarını gösteren fotoğrafların yayınlanmasını yasaklamıştı. Şimdi de Amerika'nın sürekli inkâr ettiği bir gerçek yine bizzat kendi askerlerinin medyaya sızdırdığı fotoğraflarla artık inkârı mümkün olmayacak şekilde gün yüzüne çıktı. Şimdi ABD güya bu işkencelerle ilgili soruşturmalar başlatıldığını iddia ediyor. Irak geçici yönetiminin insan haklarından sorumlu bakanı istifa ettirildi. Bunlar yükü başkalarına yükleyip aradan sıyrılma numaraları. Oysa bizzat fotoğrafları sızdıran askerler Amerikan ordusunun bu işkencelerden haberinin olduğunu ve gerçekte yapılanların fotoğraflarda görülenlerden çok daha fazla olduğunu ifade etti. Geçici yönetim kurulunda insan haklarından sorumlu bakanın bulunması ise ilginç bir şey. İnsan hayatını sivrisinek hayatı kadar bile değerli görmeyen ABD'nin saldırgan işgalci kuvvetlerinin gölgesinde "insan haklarından sorumlu bakan" sıfatı da bir işe yarıyor muydu acaba?

Bu gelişmeler aslında ABD'nin Irak'ta tükenişinin sinyalleridir. ABD'nin buradaki tükenişi dünya çapında askeri tehdit gücünü ve bu çerçevede sürdürdüğü psikolojik savaşın etkilerini kaybetmesi anlamına gelir. ABD'nin Irak'taki tükenişi aynı zamanda İsrail işgal devletinin de sarsıntıya uğraması anlamına gelecektir. Bu belki söz sahiplerini ABD, İsrail ve BOP merkezli değil de insani değerlere saygıyı esas alan, yeniden adalet ve hukuku öne çıkaran, hakları gasp edilmiş halkların meşru mücadelelerini terörden ayıran bir anlayış ve yaklaşımla politikalar geliştirmek gerektiğini anlamaya yöneltir.

Önemli bir gelişme de Türkiye'de 25 kişinin NATO toplantısına yönelik eylemler planladıkları gerekçesiyle tutuklanmalarıydı ki dün gece bütün yabancı televizyonların öne çıkardığı haberlerden biri buydu. Ancak biz sözü uzattığımızdan bu konudaki düşüncelerimizi müteakip yazımıza bırakıyoruz.