ABD'nin Gönüllülerle Savaşı

16 Mayıs 2004 Pazar, Vakit gazetesi

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır." (Ahzab, 33/23)

Bu ayetin nüzul sebebiyle ilgili olarak, Buhari, Müslim, Tirmizi ve daha başkalarının Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet ettiklerine göre, Enes ibnu Malik (r.a.)'in amcası Enes ibnu Nadr (r.a.) Bedir savaşında bulunamayınca: "Resulullah (a.s.)'ın girdiği ilk çarpışmada bulunamadım. Eğer Allah bana Resulullah (a.s.) ile birlikte bir çarpışmaya katılmak nasip ederse, mutlaka nasıl (kahramanca) hareket edeceğimi görecektir" dedi. Bu kişi Uhud savaşında şehid edildi. Bu savaşta öldürülünceye kadar kahramanca savaştı. Bedeninde kimi gürz, kimi kılıç, kimi de ok yarası olmak üzere seksen küsur yara görüldü. Bu ayeti kerime de onun hakkında indirildi. (Bu konudaki rivayeti Buhari, Cihad, 12; Tefsir, Ahzab suresi tefsiri, 3; Tirmizi, Ahzab suresi tefsiri, 2,3'de rivayet etmiştir.)

Bir başka ayeti kerimede de şöyle buyurulur: "Allah, Allah yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü'minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O'nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur'an'da vaadedilmiş olan bir haktır. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Şu halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur." (Tevbe, 9/111)

Amerikan emperyalizmini başından beri en çok korkutanlar, Enes ibnu Nadr gibi Allah yolunda şehid edilmeyi kendileri için bir adak ve en yüce arzu olarak kabul eden; karşılığı cennet olan alış verişle sevinen gönüllülerdir. Bundan dolayı ABD emperyalizminin son dönemde bu insanlara karşı savaşı Afganistan'daki Sovyet işgalinin çökertilmesinin hemen ardından başladı.

O zaman Afganistan'daki cihada destek için Arap dünyasından gelen gönüllüleri organize eden, onlara sahip çıkan ve güçlü bir otorite olarak bilinen Dr. Abdullah Azzam, Amerikan emperyalizminin sinsi bir terör eylemiyle şehit edildi. Onun şehit edilmesi Afgan cihadı ve bu cihada destek veren gönüllüler açısından önemli bir kayıp oldu. Çünkü o hem hikmetli tutumuyla Afganistan'daki direniş grupları arasındaki fitnenin silahlı çatışmaya dönüşmesini önlemede önemli rol oynuyor, hem de karizmatik kişiliğiyle söz konusu gönüllüleri iyi organize ediyordu. Amerikan emperyalizmi ise hem fitnenin çatışmaya dönüşmesini, hem de gönüllülerin dağılmalarını, ülkelerine dönmeye zorlanmalarını, ülkelerinde ise yine kendisinin kumanda ettiği yönetimler tarafından zindanlara atılıp "kontrol altına alınmalarını (!)" istiyordu. Çünkü onlar gerilla savaşını iyi öğrenmiş ve Yüce Allah'ın müjdelediği karşılığı cennet olan alışverişi kabullenmişlerdi. Dolayısıyla ABD'nin ileriye dönük hesaplarının önünde engel teşkil edecekleri kesindi.

Amerika'nın gönüllülerle savaşı konusuna inşallah devam edeceğiz.

Filistinliler Arazi Sattı mı?

Gazetemiz yazarlarından sayın A. Karakoç bir Suriyeli Türkmen dostunun ağzından Filistinlilerin toprak satmaları sebebiyle bugünkü musibetlerin başlarına geldiği iddiasını tekrar gündeme getirmiş. Bu iddia yıllardan beridir Filistin davasına bigane kalınmasının gerekçesi olarak kullanılıyor. Bizim Web sitemizde bu konuya açıklık getiren bir dosyamız var. (Bkz. Filistinliler Toprak Sattılar mı?) Burada sadece şunu hatırlatalım ki, İttihat ve Terakki Cemiyeti yönetiminin Yahudilere peşkeş çektiği miri arazi Filistinliler tarafından satılanlardan fazladır ve Filistinliler kendi içlerinden arazi satanları hem tekfir fetvasıyla hem de fiili olarak cezalandırmış, dolayısıyla onların çoğu o toprakları terk etmek zorunda kalmışlardır. Ama ne kadar ilginçtir ki kimse İtt. ve Ter. yönetiminin uygulamalarını sorguya çekmezken, bütün suçlar hâlâ o toprakların İslâmi kimliğini korumak için büyük bedeller ödeyen insanlara yükleniyor. Sayın Karakoç'un kastının bu olmadığını tahmin ediyoruz. Ama o iddia yıllardan beridir bu amaç için kullanıldı ve kullanılıyor. Biz inşallah bu konuyu bütün tarihi boyutlarıyla açıklığa kavuşturacak ve hem bir dosya şeklinde, hem de Filistin konusundaki diğer yanılgılara da cevap veren bir kitap içinde yayınlayacağız.