Artık Herkes Fişleniyor

12 Mart 2004 Cuma, es-Sebil gazetesi

Türkiye'de son günlerde gündemin baş sırasına oturan bir gelişme oldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın bazı ilçelerin kaymakamlıklarına gönderdiği istihbarat talebi. Basın yayın organlarına yansıyan bilgilere göre bu istihbarat talebinde "irticai faaliyetler" yaptıkları gerekçesiyle haklarında bilgi toplanan kesimlere ek olarak toplumun yeni birtakım kesimleri hakkında da bilgi toplanması isteniyordu. Buna göre Avrupa Birliği ve ABD yanlısı olanlar, yüksek sosyete tabakası olarak nitelendirilen lüks (müreffeh) hayata düşkün zengin kesim, Çerkezler, Abazalar, Romanlar (Çingeneler), Boşnaklar, Arnavutlar gibi birtakım azınlıklar hakkında da gizli bilgi toplanması isteniyordu. Önce bazı gazetelerde yayınlanan bu haberler Genelkurmay başkanlığı tarafından yapılan bir açıklamayla da doğrulandı.

Türkiye'de toplum ve medya organları bu şekilde istihbarat bilgileri toplama işlemini "fişleme" olarak isimlendiriyorlar. Bu fişleme işleminde haklarında bilgi toplanması istenenler adeta önceden "şüpheli" kişiler kapsamına alınmış olmaktadır. Bu da fişleme işinin toplumda oluşturduğu en önemli psikolojik tesirdir. Çünkü bir kimse mensup olduğu kesim hakkında istihbarat bilgisi toplandığını düşündüğü zaman kendisinin "fişlenenler" yani şüpheliler ya da "potansiyel suçlular" kapsamına alındığını düşünmekte, bu da onu rahatsız etmektedir.

Önceleri genellikle İslami kesim, komünist gruplar ve PKK adlı örgüte destek verenler hakkında istihbarat bilgileri toplanıyor, bu kesimlerden olanların bütün faaliyetleri yakından takip ediliyordu. Normalde bu kesimler hakkında istihbarat bilgileri toplanması işleminin askeri istihbarat tarafından yapılması veya yaptırılması da hukuki bir temele dayanmıyor. Ama buna rağmen yapıldığı biliniyordu.

Son günlerde ortaya çıkan genelge ise toplumun önemli bir kesiminin artık "fişlenenler" kapsamına alındığını gösteriyor. Her şeyden önce ülke halkının yarıdan çoğu belki üçte ikiye yakın bir kısmı Avrupa Birliği'ne girilmesine olumlu yaklaşmaktadır. Haklarında bilgi toplanması istenen azınlık unsurları ve "yüksek sosyete tabakası" olarak nitelendirilen lüks hayata düşkün zengin kesimi de dahil ettiğiniz zaman ülkede neredeyse fişleme işlemini yapanların dışında fişlenmeyenler kalmamış oluyor. Eğer fişleyenler de birbirlerini fişliyorlarsa artık eski Sovyet cumhuriyetlerinde olduğu gibi herkes birbirinden şüphelenir hale sokulmuş olur. Bu durumda fişlenenleri değil de fişlenmeyenleri belirlemek belki istihbaratçılar açısından daha kolay olacaktır.

İşin ilginç bir yanı da Amerika'da zencilere karşı ırkçı faaliyetler yürüten Ku Klux Klan örgütüne mensup olanların da "fişlenenler" kapsamına alınmasıydı. Oysa bu örgütün Türkiye'de herhangi bir faaliyet yürütmesini bir yana koyun, şimdiye kadar bu örgütten herhangi bir kişinin turistik amaçla Türkiye'ye gelip gelmediği hakkında bile bir istihbarat bilgisinin alındığını kimse duymuş veya okumuş değil.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın istihbarat genelgesi bütün kesimlerin tepkilerine sebep oldu. Yapılan açıklamalarda her şeyden önce bu organın yetkilerini aştığı, çünkü askeri mekanizmanın sivil hükümetten bağımsız olarak normalde İçişleri Bakanlığı'na bağlı kaymakamlıklara bu tür bir istihbarat genelgesi gönderme yetkisinin olmadığı dile getirildi. Muhtelif insan hakları kuruluşları tarafından yapılan açıklamalarda gerek yetki sınırlarının aşılması ve gerekse neredeyse bütün ülke vatandaşlarının "şüpheli" ve "potansiyel suçlu" kapsamına alınması noktalarına dikkat çekilerek tepki gösterildi. Ayrıca çok farklı çizgilere ve anlayışlara sahip yazarlar genelgeyi şiddetle tenkit ettiler. Fişlenenler kapsamına alınan azınlıkları temsil eden kuruluşlar da kendilerinin Türkiye'deki hâkim sistemle herhangi bir kavgalarının olmadığını, bu konuda "şüpheli" kapsamına alınmalarını haklı gösterecek herhangi bir çalışmalarının bulunmadığını dile getirerek tepki gösterdiler.

Görünen o ki bu gidişle "fişleme"nin de bir itibarı kalmayacak. Çünkü bütün vatandaşlar fişlenenler kapsamına alınınca kimsenin kimseden farkı kalmayacağı için, vatandaşlar "fişlenenler" arasına alınmış olmaktan dolayı rahatsızlık duymayacaklar. Belki o zaman çok küçük azınlığı oluşturdukları ve toplumun genelinden soyutlandıkları için fişlenmeyenler psikolojik yönden sıkıntı içine girecekler.