Abdülkadir Han

6-7 Şubat 2004 Cuma-Cumartesi, Vakit gazetesi

Abdülkadir Han eski Türk hanlarından biri değil. Pakistan'ın nükleer silahlanma uzmanı bir profesör. Son günlerde onunla ilgili tartışmalar var. Fakat Türkiye'de pek gündeme gelmedi. Biz onun hakkında da bir kayıt düşmek ve okuyucularımızın onunla ilgili haberlerin alt yapısı hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamak istedik.

Abdülkadir Han, Pakistan'ın en önemli nükleer silahlanma uzmanı olduğundan bu ülkenin "nükleer silah babası" olarak nitelendiriliyor. Fakat bu sıralarda, ülkesinin nükleer silahlarla ilgili sırlarını bazı dış ülkelere vermekle suçlanıyor.

Pakistan yönetimi Prof. Dr. Abdülkadir Han'ı nükleer silahlanma ile ilgili sırları İran, Libya ve Kuzey Kore'ye sızdırmakla suçluyor. Son haberlere göre kendisi de bu konuda sorumluluğunu kabullendi, ama Pakistan'ın güvenliği için verdiği hizmetler göz önünde bulundurularak affedilmesini istedi.

Yorumcular, Prof. Han'ın üst kademedeki yetkililerden hatta orduda üst düzey görevlilerden habersiz bu sırları sızdırmasının mümkün olmadığını ama onun bir "günah keçisi" olarak seçildiğini iddia ediyorlar. Nitekim Prof. Han'ın, yakın çevresindeki bazı kişilere bunu teyit edici bilgiler verdiği ve eski genelkurmay başkanları Eslam Beg ile Cihangir Keramat'tan söz konusu sırları sızdırma konusunda emirler aldığını söylediği haberlerde dile getirildi. Hatta şu anki cumhurbaşkanı ve eski genelkurmay başkanı Perviz Müşerref'in bile söz konusu bilgilerin sızdırılmasından haberinin olduğu, 90'lı yıllarda Kuzey Kore'ye bu bilgilerin verilmesinin onun bilgisi dahilinde gerçekleştiği de söylentiler arasında. Ancak Prof. Han bu suçlamaları henüz açıktan yapmış değil. Ayrıca bu açıklamaları açıktan yapsa bile herhangi bir delil ortaya koyma imkanı yok. Dolayısıyla delil gösterememesi durumunda bu iddialar üstünde kalacak ve suçladığı kişilerin aleyhinde davacı olmaları imkanı doğacak. Zaten bu tür karanlık işlerde genellikle merkezde bulunanlar kendileriyle ilgili delil oluşmasına imkan vermediklerinden hep perde arkasında kalmayı başarabilmektedirler. Ordu yetkilileri de zaten Prof. Han'ın çevresindekilerin ağızlarıyla medyaya sızan haberleri şiddetle yalanladılar.

Bu mesele Pakistan'ın bir iç meselesi değil. Bu konunun açığa çıkmasında dış güçlerin baskılarının önemli rolü oldu. Bunda da belki cumhurbaşkanı Perviz Müşerref'in ABD karşısındaki zaafının etkisi olmuştur. Dış güçlerin buradan elde ettikleri en önemli fayda ise İran, Kuzey Kore ve Libya hakkındaki "nükleer silahlanma" iddialarına deliller oluşturmaktır. Bu bilgiler tabii bedavaya verilmiş değil. Bu tür önemli bilgilerin sızdırılmasında büyük paralar oynuyor. Satın alanlar da babalarının hayrına almayacakları için önemli bir delil ortaya çıkarılmış oluyor. İşte bu sebepten Türkiye'de her ne kadar çok fazla gündeme gelmese de uluslar arası platformda bu konu bayağı yoğun bir şekilde tartışılıyor.

***********

Bir önceki yazımızda Pakistan'ın nükleer silah uzmanı Abdülkadir Han'ın üç ülkeye nükleer teknoloji bilgileri vermesiyle ilgili tartışma ve bu hadisenin arka planı üzerinde durmuştuk. Biz o yazıyı yazdıktan kısa süre sonra Pakistan cumhurbaşkanı Perviz Müşerref'in Bakanlar Kurulu tavsiyesiyle Han'ı affettiğine dair bir haber yayınlandı. Hatta Müşerref, kendisinden yazılı af istendiğini ve buna binaen affını yazılı ilettiğini açıkladı. ABD yönetimi de konuyla ilgili bir açıklama yaparak Han'ın nükleer teknoloji bilgilerini başka ülkelere aktarmakla büyük zarar verdiğini iddia etti ancak onun hukuki durumu hakkında kendilerinin belirleyici konumda olmadıklarını vurguladı. Biz bugünkü yazımızda hadisenin siyasi ve uluslararası boyutu üzerinde durmadan Abdülkadir Han'ın kendisinden ve Pakistan'ın nükleer silah geliştirme çabasındaki yerinden söz etmek istiyoruz.

Abdülkadir Han, 1936'da yani Pakistan kurulmadan önce Hindistan'ın Bhopal şehrinde doğdu. Öğretmen olan babası Abdulgafur Han, o doğmadan bir yıl önce emekli olduğundan, onun eğitimiyle ve yetişmesiyle yakından ilgilendi. Babası çok merhametli ve sıcak kanlı biri olduğundan oğlunu da o şekilde yetiştirmeye çalıştı. Annesi Zeliha Begüm de çok dindar bir kadındı ve çocuğunu da öyle yetiştirmeye çalıştı.

Abdülkadir Han, Bhopal'daki Hamidiye Lisesi'ni bitirdi. Pakistan kurulduktan sonra kardeşleriyle birlikte bu ülkeye göç etti. Burada 1960'ta Karaçi Üniversitesi'nin Bilimler Fakültesi'ni bitirdi. Sonra ölçüler ve birimler alanında devlet müfettişi olarak çalışmaya başladı. Ancak bu görevde rüşvetler döndüğünü görünce istifa etti. Yüksek lisans ve doktora için dış ülkelere gitmeye karar verdi. Önce Almanya Berlin Üniversitesi'nde madenler alanında iki yıl ihtisas yaptı. Ardından 1967'de Hollanda'da yüksek lisansını, 1972'de de Belçika'da doktorasını tamamladı. Bu arada Almanya'da Hollandalı bir kadınla evlendi.

Pakistan'a dönüp çalışmak için değişik zamanlarda müracaatta bulundu. Ama başvurduğu alanlarda tecrübesinin yeterli olmadığı gerekçesiyle iş talepleri reddedildi. Sonuçta Hollanda'nın FDO şirketinde çalışmaya başladı. Bu şirket ise uranyum geliştirme alanında faaliyet yürütüyor ve ABD başta olmak üzere nükleer silahlanmaya ağırlık veren Batı ülkelerinden maddi destek görüyordu. O zaman şirketin uranyum yoğunlaştırma programı centrifuge system'le ilgili problemlerin birçoğunu Abdülkadir Han çözdü.

1974'te Hindistan nükleer bomba denemesi yapınca Abdülkadir Han da o zamanki Pakistan başbakanı Zülfikar Ali Butto'ya bir mektup yazarak Pakistan'ın bu alanda silah geliştirmesine yardımcı olabileceğini bildirdi. Butto mektubun onun tarafından gönderildiğini sefaret kanalıyla teyit ettirdikten sonra kendisiyle irtibat kurdu. 1975'teki görüşmelerinden sonra da Pakistan'a dönerek ülkesinin nükleer programını geliştirme ve yönetme görevini üstlenmesini istedi.

Müteakip yazımızda nükleer silahlanmanın uluslararası boyutu ve Pakistan'ın konumu hakkında bazı özet bilgiler vermek istiyoruz.

Müteakip yazı için tıklayın