ABD'den Yine Irak Kabadayılığı

11 Eylül 2001 Salı

Irak, bir süre önce ABD'nin bir casus uçağını düşürdüğünü açıkladı. Daha sonra bu yönde verilen bilgiler ABD tarafından da onaylandı. Yapılan açıklamaya göre düşürülen uçak 1991'den buyana bölgede casusluk faaliyeti yürütüyordu ve ABD'nin bölgedeki en gelişmiş casus uçağıydı. Bu uçağın düşürülmesi ABD'nin bölgedeki askeri varlığına ve prestijine bayağı zarar vermişti. Dolayısıyla bir cevap saldırısı gerçekleştirmesi bekleniyordu. Nitekim ABD, bölgedeki askeri prestijini yenilemek ve askeri yönden hala güçlü olduğunu, Irak'ı gözetim altında tutmaya devam ettiğini göstermek amacıyla geçtiğimiz günlerde bu ülkenin topraklarına yönelik birtakım hava saldırıları gerçekleştirdi.

Pentagon yetkilileri tarafından yapılan açıklamada Irak'ın düşürdüğü casus uçağının 2 milyon 300 bin dolar değerinde olduğu ve bölgedeki en pahalı casus uçağı olduğu bildirilmişti. Bu uçak vasıtasıyla hedefler önceden tespit ediliyor, sonra da saldırı uçakları o tespit edilen hedeflere bomba yağdırıyorlardı. Casus uçağından en çok da pilotsuz uçaklarla saldırıların gerçekleştirilmesi için yararlanılıyordu. Irak'ın saldırı uçaklarını düşürme ihtimaline karşı pilot kaybının olmaması için bu yola başvuruluyordu. Amerikan medyasının iddialarına göre casus uçağı özellikle Irak'ın radar sistemlerinin bulunduğu noktaları belirliyordu. Fakat ilginçtir ki son zamanlarda ABD ve İngiltere'nin, Irak'ın radar sistemlerini hedef alan saldırıları genellikle hedefi vuramıyor, ıskalıyordu. Bunun sebebi konusunda net bir açıklama yapılmış değil.

Öte yandan, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere ABD ve İngiltere dışındaki dünya ülkelerinin Irak'la ilişkilerini kademeli bir şekilde geliştirdikleri görülüyordu. Bazı ülkeler Irak'a uygulanan ambargonun artık herhangi bir haklı gerekçesinin kalmadığını ileri sürerek bu ambargonun tamamen kaldırılmasını istiyorlardı. Bazı ülkeler Irak halkının yaşadığı sıkıntıların, çocuk ölümlerinin ve diğer olumsuzlukların göz önüne alınarak ambargonun kaldırılması gerektiğini vurguluyorlardı. Bazıları bu ambargodan Irak kadar kendilerinin de zarar gördüklerini iddia ederek böylesine anlamsız ve gereksiz bir ambargo için kendi iktisatlarının zarar görmesini kabullenemeyeceklerini söylüyorlardı. Bazıları da bunların tümünü Irak'a uygulanan ambargonun kaldırılması için geçerli gerekçeler olarak sayıyorlardı ki, gerçekte de bunların hepsi doğru ve haklı gerekçelerdi. İşte bütün bu gerekçelerden dolayı Irak'a uygulanan ambargo delinmeye ve gevşetilmeye başlamıştı.

ABD ve İngiltere ise Irak'a ambargonun devam ettirilmesinden yanaydılar. Bu yüzden kendilerini haklı çıkarmaya ve Irak'a ambargonun hala geçerli sebeplerinin olduğunu ileri sürebilmek için gerekçelere ihtiyaçları vardı. İşte böyle bir ortamda ABD'nin casus uçağı düşürüldü ve ardından karşı saldırılar geldi. Bu ortamda: "ABD acaba casus uçağını feda mı etti?" sorusu akla gelmektedir.

ABD'nin Irak'a uygulanan ambargonun sürdürülmesini istemesinin bir kendiyle bir de siyonist işgal devletiyle ilgili yönü bulunmaktadır. Kendisi Körfez'deki ve Türkiye'deki askeri güçlerini muhafaza etmek istiyor. Ama Irak'la normal ilişkilere girilirse bu askeri güçleri oralarda tutmanın gerekçeleri de ortadan kalkmış olacak. Oysa ABD özellikle İslam coğrafyasının kalbini askeri yönden denetim altında tutabilmek için söz konusu askeri güçlerini muhafaza etmeyi gerekli ve hatta zorunlu görmektedir. Siyonist işgal devleti açısından da hem İran ve Irak kaynaklı tehlikelerin bertaraf edilebilmesi hem de Kuzey Irak'la ilgili planların yürütülebilmesi için söz konusu askeri güçlerin muhafaza edilmesine ihtiyaç duyuluyor.

Kuzey Irak'la ilgili planlar hakkında değişik yayın organlarında gündeme getirilen hususlar oldu. Bu arada İsrail'in Barzani hareketiyle çok eskiden beri irtibatının olduğu ve bu hareketi maddi yönden de desteklediği artık büyük ölçüde ispat edilmiştir diyebiliriz. Siyonizmin "Büyük İsrail" emelinden vazgeçmesinin de söz konusu olmadığını özellikle vurgulamak istiyoruz. Zaten Barzani hareketiyle ilişkisinin arka planında da bu emel var. Fakat Kuzey Irak'la ilgili planlarının gecikmesinin en önemli sebeplerinden biri bu bölgede kontrolün tümüyle Barzani hareketinin eline geçmemiş olmasıdır.

Bu sıralarda siyonistlerin gündeme getirdiği bir "Alternatif İsrail" konusu var. Aslında bu konu hem Türkiye hem de Kuzey Irak açısından tehlike arz etmektedir. Irak üzerindeki ambargonun sürdürülmesinde ve Körfez'deki ABD askeri gücünün korunmasında ısrar edilmesi bu konuyla da kısmen irtibatlıdır. Biz inşallah bu konuyu bir başka vesileyle daha geniş bir şekilde ele almaya çalışacağız.