İslam Aleminde Geri Kalmışlık

2 Temmuz 2001 Pazartesi

Geri kalmışlığın İslam aleminin hemen hemen tamamının başının belası olması düşündürücü değil midir? Bu acaba tüm İslam aleminin aynı şartlarla karşı karşıya olmasından mı kaynaklanıyor? Oysa İslam ülkelerinin çok geniş doğal imkanlara sahip olanları da geri kalmışlık belasından kurtulamamıştır. Bu ülkelerde yerine göre Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) yüksek olsa da gelir dağılımı adil olmadığından halkın önemli bir çoğunluğu fakirlikle pençeleşmektedir. Ayrıca GSMH kalkınmaya değil saltanatı ellerinde tutanların lükslerine harcandığından geri kalmışlıktan kurtulma yönünde herhangi bir adım atılmamaktadır.

İslam ülkelerine baktığımızda yönetimlerinin birbirinden farklı olduğunu ama geri kalmışlığın bu ülkelerin ortak bir özelliği olduğunu görürüz. Peki İslam aleminde uygulanan yönetim biçimlerinin tümü aynı sonuca yani geri kalmışlığa mı götürüyor?

Bu ülkelerin doğal zenginlikler yönünden farklı ve değişik yönetim biçimleriyle yönetiliyor olmalarına rağmen tümünün ekonomik yönden ortak veya birbirine çok yakın özelliklere sahip olmalarının sebebi nedir? Bizce sebep bazı kasıtlı uygulamalardır. Bu uygulamalar genellikle İslam coğrafyasını küçük parçalara ayırarak kendilerine mahkum eden çağdaş sömürgeci güçler tarafından dikte edilmektedir. Ancak dikte edilen bu uygulamaları bazı yöneticilerin saltanatlarını koruyabilmek için isteyerek ve benimseyerek uyguladıklarını, bazılarının ise çağımızdaki globalleşmenin oluşturduğu duvarları aşamadıklarından uygulamak zorunda kaldıklarını ya da uygulamasalar bile kendilerine karşı izlenen politikaların doğurduğu sonuçların etkisinde kaldıklarını söyleyebiliriz. Şimdi bu uygulamaların genel bir tahlilini yapalım.

Siyon liderlerinin protokollerinde şöyle denmektedir: "Günlük ekmek ihtiyacı, yahudi olmayanları sakin kalmaya zorlar ve onları bizim aciz hizmetkarlarımız yapar." (Bkz. Siyon Liderlerinin Protokolleri, Victor Marsden'in İngilizce tercümesinden Çev. Abdullah Mustafa, Protokol: 13, Sh. 80, Yeni Neşriyat, İstanbul, 1978) Günümüzde İslam aleminin en önemli problemlerinden biri olan geri kalmışlık ve fakirlik sorununun arkasında duran sebeplerin genel mantığını bu ifadede görmek mümkündür. Bu ifadede "yahudi olmayanların sakin kalmalarının sağlanmasından ve onların yahudilerin aciz hizmetkarları haline getirilmelerinden" söz ediliyor. Çağdaş sömürgeci güçler ise fakir ülkelerin halklarını kendi çıkarlarının hizmetkarları haline getirmeyi, sakin ve siyasi faaliyetlerden uzak kalmalarını sağlamayı amaçlar. Çağdaş sömürgeciliğin hizmetindeki halkların en önemli meşgalesinin geçim derdi olması söz konusu uygulamaların birinci hedefidir.

Geçim derdi ve işini kaybetme endişesi insanların siyasetten uzak kalmalarını ve emperyalizmin başlarına musallat ettiği sisteme boyun eğmelerini sağlayıcı unsurların en önemlilerindendir. Ayrıca insanlar köklü bir mücadele anlayışından ve dava şuurundan mahrum bırakılınca zulme ve haksızlığa karşı direnme cesaretini kendilerinde bulamazlar.

İslam alemindeki geri kalmışlığın maksatlı birtakım uygulamalardan kaynaklandığını belirtmiştik. Bu uygulamaların üzerinde tek tek durma ve her biri hakkında ayrıntılı bilgiler verme imkanımız yok. Ancak IMF ile yapılan kredi anlaşmalarının ve bu anlaşmalara bağlı uygulamaların incelenmesi bize fikir verecektir.

İslam alemindeki geri kalmışlığın en önemli sebeplerinden biri de silahlanma ve savaş tehdididir. İslâm ülkeleri yıllık bütçelerinin ortalama % 90'ını silahlanma, askeri harcamalar ve dış borç ödemelerine ayırmaktadırlar.

Bu silahlanmanın amacı çağdaş sömürgeci güçlerden kaynaklanan tehdide karşı tedbir değil komşu ülkeler arasındaki problemlerden kaynaklanan tehditlere karşı tedbirdir. Dikkat edilirse sömürgeci güçler doğrudan sömürgecilik döneminden dolaylı sömürgecilik dönemine geçerken İslam coğrafyasını parçalamakla yetinmemiş aynı zamanda bütün komşu ülkeler arasında mutlaka bazı problemler bırakmışlardır. Bu problemlerin çoğu da sınır problemleridir. İşte bu problemleri yeri geldikçe ısıtıp öne sürmekte ve gerek gördüklerinde de bu problemlerden yola çıkarak bazı komşu ülkeleri çarpıştırmaktadırlar. Geçmişte İran'la Irak'ı, dün Eritre'yle Etyopya'yı çarpıştırdıkları gibi. İşte bu ikili problemler bütün komşu ülkeleri birbirlerine karşı potansiyel tehlike haline getirmiştir ve bu "tehlikeler" ülkeleri birbirlerine karşı silahlanmaya, askeri tedbirler almaya zorlamaktadır.

İslam alemindeki geri kalmışlığın önemli sebeplerinden biri de globalleşmedir. Mevcut globalleşmeler aslında geçmişteki sömürgeci anlayışın bir devamıdır. Çağdaş global yapılanmada sömürgeci güçler kendi aralarında işbirliğine giderken geri kalmış ülkelerin ancak kendilerine kuyruk olmalarına izin vermekte, alternatif bir global yapılanma içine girmelerine fırsat vermemektedirler. Hatta bu ülkelerin kendi aralarındaki ticaretlerini bile kontrol altına almaya çalışmaktadırlar.