Adalet ve Kalkınma Partisi Doğar Doğmaz Kıskaca Alındı

28 Ağustos 2001 Salı, es-Sebil-Ürdün

İstanbul Büyükşehir belediyesinin eski başkanı Recep Tayyib Erdoğan'ın genel başkanlığında kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşunun üzerinden daha bir hafta bile geçmeden gerek yargı mekanizması ve gerekse medya tarafından kıskaca alındı.

Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı Sabih Kanadoğlu, partinin genel başkanı Receb Tayyib Erdoğan'ın hakkında siyasi yasaklar olması sebebiyle bir partinin kurucusu olamayacağı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi nezdinde dava açtı. Kanadoğlu'nun iddiaları ise Erdoğan'ın daha önce almış olduğu ceza sebebiyle hakkında getirilen siyasi kısıtlamalar. Ancak bundan önce hükümet tarafından çıkarılan ve kamuoyunda af kanunu olarak bilinen cezaların ertelenmesine dair kanun Erdoğan hakkındaki kısıtlamaları da kaldırıyor. Nitekim Erdoğan ile aynı maddeden ceza alan Hasan Celal Güzel hakkında konulan siyasi kısıtlamaların cezaların ertelenmesine dair kanunun kapsamına alındığı Anayasa Mahkemesi'nin almış olduğu bir kararla kesinlik kazanmıştı. Dolayısıyla H. Celal Güzel hakkındaki bu karar Erdoğan için de geçerli ve hakkındaki siyasi kısıtlamaların kalkmış olması gerekiyor. Buna rağmen Yargıtay başsavcısı Erdoğan hakkında dava açarak onun bir siyasi partinin kurucusu olamayacağını iddia etti ve hakkında ihtiyati tedbire başvurularak parti genel başkanlığının engellenmesini istedi. Yargıtay başsavcısının Adalet ve Kalkınma Partisi hakkındaki davasında yer alan ilginç bir iddia ve talep de başörtülü kurucu üyelerle ilgili. Partinin kurucu üyeleri arasında altı başörtülü bayan bulunuyor ve Yargıtay başsavcısı başörtülü bayanların bir siyasi partinin kurucu üyesi olamayacaklarını iddia ediyor. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nden onların kurucu üyelikten çıkarılmalarını istedi. Oysa Siyasi Partiler Kanunu, siyasi partilerin kurucularında aranan şartlarda kılık kıyafetle ilgili herhangi bir düzenleme getirmiyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kıskaca alma operasyonunda en etkin rol oynamaya çalışan mekanizma ise Türkiye'deki İslami bilinçlenmeden rahatsız olan basın yayın mekanizması. R. Tayyib Erdoğan'ın partisinin halk arasında bayağı ilgi göreceğini ve iktidardaki partilerin başarısızlıkları sebebiyle bu partileri terk etmek isteyen kitle tabanlarının Erdoğan'ın partisine kayabileceğini gören medya daha ilk günden itibaren karalama kampanyası başlattı. Bu amaçla Tayyib Erdoğan'ın bundan yaklaşık 9 yıl önce yapmış olduğu bir konuşmanın görüntülerini yayınladı. Erdoğan o konuşmasında Türkiye'deki mevcut sistemi tenkit eden ve milletin istemesi halinde laikliğin elden gidebileceğini dile getiren sözler sarf ediyor. Fakat bu konuşmanın daha önce 1998 yılında yargıya intikal ettiği ve zaman aşımına uğramış olması (üzerinden beş yıldan fazla zaman geçmiş olması) sebebiyle hakkında takipsizlik kararı verildiği ortaya çıktı. Bu duruma rağmen medyanın o konuşmayı yeniden gündeme getirmesinin ardından İstanbul Şişli Cumhuriyet başsavcısı Erdoğan hakkında yeniden dava açtı. Şişli başsavcısı davayı Ceza Kanunu'nun devlet aleyhine işlenen suçlarla ilgili 159. Maddesine dayanarak açtı. Bu maddeden açmasının sebebi ise "suç" olduğu iddia edilen fiilin zaman aşımına uğramış sayılmasını engellemek. Çünkü 159. maddenin kapsamına alınan "devlete karşı işlenen suçlar"ın zaman aşımına uğramış sayılması için üzerinden on yıl geçmiş olması gerekiyor.

Öte yandan medya organların Tayyib Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) aleyhine başlattıkları karalama kampanyası da bütün hızıyla sürdürülüyor. Medya organları partinin ambleminden üyelerinin kimliklerine kadar her şeyini iğneden ipliğe gözden geçirerek parti aleyhindeki karalama kampanyasında kullanabilecekleri malzemeler bulmaya çalışıyorlar.

Receb Tayyib Erdoğan, dün (23 Ağustos 2001 Perşembe) gerek kendisi ve gerekse partisi aleyhine açılan davalar ve yürütülen karalama kampanyaları hakkında Ankara'da bir basın toplantısı düzenledi. Erdoğan bu toplantıda kendisinin siyasi faaliyetlerini engelleyecek herhangi bir kısıtlamanın bulunmadığını, bu konuda yeterince araştırma yaptıklarını ve herhangi bir kısıtlama olmaması sebebiyle siyasete girdiğini ifade etti. Son günlerde gündeme getirilen konuşma hakkında da daha önce Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından takipsizlik kararı verildiğine dikkat çeken Erdoğan, bunun ısıtılıp ısıtılıp tekrar gündeme getirilmesinin maksatlı olduğunu ifade etti. Erdoğan, başörtülülerle ilgili olarak da Siyasi Partiler Kanunu'nda herhangi bir engellemenin olmadığına dikkat çekti.

Adalet ve Kalkınma Partisi aleyhine başlatılan yargı kıskacı ve medya yoluyla yürütülen karalama kampanyası değişik kesimlerin tepkisine yol açtı. Tepki gösterenler arasında Prof. Dr. Necmettin Erbakan da var. Erbakan, bu kampanyanın asıl amacının söz konusu partiyi kapattırmak olduğunu dile getirdi ve Türkiye'nin en önemli meselesinin demokrasi ve insan hakları konusunda yaşayan sıkıntılar olduğunu ifade etti.