ABD'nin "Ramazan" Duyarlılığı

30 Ekim 2001 Salı, Akit

Pakistan'ın artık ABD tarafından güdüldüğü iyice ortaya çıkan darbeci generali bir süre önce Amerika'ya bir uyarıda bulunmuştu: "Bu işi Ramazan'dan önce bitirmeniz gerekir. Aksi takdirde kötü olur!" ABD'den de bazı yetkililer askeri operasyonların Ramazan öncesinde mutlaka sonuçlandırılması gerektiğini dile getirdiler. Bu açıklamalara göre görünüşte ABD, Müslümanların Ramazan aylarına saygılı davranma temayülünde. Oysa Afganistan'da masum insanlar, daha dünyada olan bitenlerden habersiz çocuklar öldürülüyor. Bu insanların yaşama haklarına saygı gösterilmesi Ramazan ayına saygı gösterilmesinden önce gelir. Öte yandan, ABD askerlerinin Körfez Savaşı esnasında Iraklı Müslümanların üzerine fırlattıkları füzelerin üzerine: "Bu bir bayram hediyesidir" diye yazdıklarını unutmadık. ABD askerlerine hakim olan anlayışın değiştiğini sanmıyoruz. Eğer değişmiş olsaydı Afganistan'da masum ve savunmasız insanların tepesine bomba yağdıran pilot: "Kendimi adeta gol atmış futbolcu gibi hissediyorum" demezdi.

Biz ABD'nin Müslümanların Ramazan'larına saygı gösterme gibi bir niyet taşıdığını sanmıyoruz. Ancak onun İslam alemindeki yönetimlerin desteğine ihtiyacı var. Bu yüzden de Bush'un ağzından kaçırdığı ama bir gerçeğin ifadesi olan "haçlı seferi" sözünü unutturmak istiyor. Bu arada İslam aleminden yükselen tepkileri de hafifletme ihtiyacı duyuyor. Çünkü hesapta başka işler var. Asıl önemli sebep ise Afganistan'a yönelik saldırının uzaması durumunda Amerika'nın sıkıntıya gireceği korkusu. Çünkü özellikle Çin'in bu işin uzayıp gitmesine razı olmayacağı şimdiden anlaşılıyor. Bu gibi sebeplerden dolayı Amerika, Ramazan öncesinde Kabil'de inisiyatifi ele almayı hedefliyordu. Nitekim ABD'nin askeri yetkilileri tarafından da bu husus dile getirildi. Fakat bunun başarılabilmesi için kara harekatına ve Amerika'nın nokta operasyonları dediği bizim ise "havadan karaya eşkıya baskınları" olarak değerlendirebileceğimiz türden saldırılar gerçekleştirmesi gerekiyordu. Ama bu amaçla gerçekleştirilen ilk denemeden sonuç alınamadı. Bundan sonra gerçekleştirilebilecek denemeler konusunda ise daha çok endişe duyuluyor.

Şimdi Ramazan'a çok az bir süre kaldı. Amerika henüz hava saldırılarına devam ediyor. Havadan fırlatılan roketler ve füzeler ise çoğunlukla "sivil" ve savunmasız insanların üzerine düşüyor. Hastaneler, camiler, yardım kuruluşlarının gıda depoları, köy merkezleri vs. hedef alınıyor. Açıklamalara göre bu şekilde sivil hedeflere yönelik saldırılarda ölenlerin sayısı bin'i geçti. Oysa savaş öncesinde bu silahların etkili bir şekilde propagandası yapılıyor ve bunlar "akıllı" silahlar olarak nitelendiriliyordu. Bu silahların çok az bir şaşma ile hedefi vurduğu söyleniyordu. Öyleyse Afganistan'da yaşananlar iki ihtimali ortaya çıkarıyor: Ya bu silahlar hakkında iddia edilenler silah tüccarlarının ceplerini şişirmek amacıyla yürütülen yalana dayalı propagandalardı. Ya da ABD, Afganistan'da sivil insanların zarar gördüğü birtakım hedefleri maksatlı bir şekilde vurdu ve vuruyor. Hedef sapması olduğu iddiaları doğru değil. Biz aslında her iki ihtimalin de belli oranda rolünün olduğunu sanıyoruz. Yani hem Amerika'nın elindeki silahlar maksatlı bir şekilde şişirilmekte, hem de yerine göre ABD, Afganistan halkını daha bir zor duruma sokabilmek için bazı sivil hedefleri maksatlı bir şekilde vurmaktadır. Çünkü hedef sapması ile vurulduğu iddia edilen bazı merkezler, hedef alındığı söylenen askeri noktalardan çok uzakta yer alıyor. Hedef sapmalarında silahların askeri noktaların yakınındaki boş arazilere değil de özellikle bir caminin, hastanenin, gıda deposunun üzerine veya çok sayıda insanın zarar göreceği köy merkezine düşmesi düşündürücü. Amerika bundan önce de benzer şekilde vahşi saldırılar gerçekleştirmişti. Bazen yanlışlıkla vurduğunu, bazen de yanlış istihbarat aldığını iddia ederek kendini temize çıkarmaya çalıştı. Sudan'daki ilaç fabrikasını vurduğunda da buranın bir silah fabrikası olduğuna dair bilgiler aldığı iddiasının arkasına sığındı.

Amerika'daki ikiz kulelere ve Pentagon'a yönelik saldırılar karşısında "insani" görevlerini yaptıklarını ileri süren Bush güdümlüler, Afganistan'da küçük çocuklar öldürülürken, aileler topluca yok edilirken neden dillerini yuttular? Yoksa insan olduklarını unuttular mı?