ABD'nin İpiyle Kuyuya İnmek

9 Ekim 2001 Salı, Akit

Bu sıralarda ne yazık ki gündemin birinci maddesi yine ABD. Çünkü ABD, Afganistan'a yönelik "beklenen" saldırısını başlattı. Biz bu saldırının tahlilini yapmayacağız. Ancak bu hadisede ABD'nin planlarına alet olmanın neler getirebileceği konusu üzerinde durmak istiyoruz. ABD bu hadisede dibi görünmeyen bir kuyu gösteriyor ve bazılarına bu kuyuya inmelerini teklif ediyor. İnme temayülü içinde olanlara güven vermek için de birer ip uzatıyor ve: "Korkmayın bu ip sağlamdır ve siz bu ip sayesinde benim güvencem altında olacaksınız" diyor. ABD'nin ipiyle kuyuya inmek için daha önce benzer dipsiz kuyulara yine ABD'nin ipiyle inmiş olanların içine düştükleri duruma göz atmak gerekir. Onların durumlarından ibret alınırsa daha akıllıca karar verilmesi mümkün olur.

Körfez Savaşı'nda özellikle İslam coğrafyasından, ABD'nin ipiyle dipsiz kuyuya inenlerin hiçbiri memnun kalmadı. Üstelik o savaşta ABD "gittikçe yayılan bir Saddam tehdidi"ni kullanmıştı. Afganistan'a yönelik saldırıda ise tamamen ABD'nin çıkarlarının söz konusu olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. Terörle mücadele sadece işin kılıfıdır.

ABD'nin son operasyonunda Taliban'a karşı bir kara harekatı için "Kuzey İttifakı"nı kullanmaya çalıştığına dair haberler var. Bu konuyu da özet bir şekilde ve ana hatlarıyla tahlil etmek istiyorum. Öncelikle bu "Kuzey İttifakı" kimliğinin ne kadar yerli yerinde kullanıldığı konusunda tereddütlüyüm. Yani bu ittifakın hala o bildiğimiz eski "Kuzey İttifakı" olup olmadığı konusunda tereddütlerim var. Çünkü bu ittifakın karizması ve askeri lideri olarak bilinen Ahmedşah Mesud, Amerika'daki 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre önce esrarengiz bir suikastla öldürüldü. O bu suikasttan bir süre önce de Fransa'yı ziyaret etmişti. Onun öldürülmesiyle söz konusu ittifakın karizması ortadan kaldırıldı. Daha sonra belli bir dönem Reşid Dostum adlı adam öne çıkarıldı ve adeta onun isminin Kuzey İttifakı kimliğiyle bütünleştirilmesi için çaba sarf edildi. Hatta bu kişi sadece kendi kuvvetleriyle Taliban'a karşı askeri harekata başladı. Onun bu harekatı esnasında masa başında uydurulduğu tahmin edilen birtakım doping haberleriyle bayağı "ilerleme" kaydettiği iddia edildi. Sonra bu "ilerleme (!)" durdu ve Dostum'un adından ziyade "Kuzey İttifakı" kimliği kullanılarak muhtelif planlardan söz edilmeye başlandı. Şimdilik bu işin sırrını tam olarak çözebilmiş değiliz. Ama iddia edildiği gibi eğer Kuzey İttifakı, ABD'nin ipini kullanarak Taliban'a karşı operasyona girişirse kaybeder. Çünkü Taliban'ın karşısında olmakla ABD'nin safında olmak farklı şeylerdir. Ayrıca onların geçmişte Taliban yönetimine karşı çıkarken kullandıkları gerekçelerden biri de bu yönetimin ABD desteğiyle ve onun oyunlarıyla iş başını getirilmiş olmasıydı. Kendileri eğer ABD'nin ipiyle Taliban'la savaş kuyusuna inmeye kalkarlarsa iki hata işlemiş olurlar. Birincisi geçmişte Taliban'a karşı kullandıkları gerekçenin bugün kendilerine karşı kullanılmasına fırsat vermek. İkincisi de Taliban'ın bugün başına gelenin ileride kendi başlarına gelmesini göze almak.

ABD'nin ipiyle kuyuya inme konusunda Saddam'ın durumu da ibret vericidir. Bilindiği üzere Saddam, İran'a karşı savaşması için tahrik edildi. Sekiz yıl süren o savaşında da en büyük desteği ABD'den aldı. Bugün içine düşmüş olduğu durumu ise hepimiz görüyoruz. Saddam'ın bu duruma düşmesi için onu Kuveyt'i işgale yönelten ve bu konuda önünü açan da ABD olmuştu. Bu konuda ABD'nin o dönemdeki Bağdat büyükelçisi bayan Glaspie'nin açıklamaları yeterince fikir vermekte ve bizi, Saddam'ın Kuveyt'i işgal etme fikrini hayata geçirmesine fırsat verenin ABD olduğu kanaatine götürmektedir.

Amerika'nın haçlı seferini başlatmasından önce Vatikan'daki Papa'nın Orta Asya ülkelerine bir misyonerlik çıkartması yapması da dikkat çekicidir. Bu iki olayın birbiri ardına gelmesi bir tesadüf değildir. Orta Asya'da din yönünden bir boşluk var. Bu boşluk potansiyel olarak İslami bilinçlenmeye açıktır. Hıristiyan dünyasının bölgeyle ilgili hesapları olduğundan o boşluğu kendilerinin doldurması için zemini hazır hale getirmek istiyorlar. Biz bu hesapların daha geniş bir şekilde ele alınmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. ABD'nin çıkartmasına destek vermek aynı zamanda hıristiyan kulübünün hesaplarına destek vermek anlamına gelmektedir.