Avrupa'da İslam

30 Kasım 2003 Pazar, Vakit gazetesi

İslam, Avrupa'nın önemli bir realitesidir. AB üyesi ülkelerin birçoğunda Müslümanlar en kalabalık azınlıktır. Kukla yönetimlerce yönetilen İslam ülkelerine kıyasla buralardaki Müslümanların daha hür ve serbest oldukları da söylenebilir. Ancak bu, onların bulundukları ülkelerin sosyal ve siyasi şartlarına göre haklarına ve özgürlüklerine tam olarak kavuştukları anlamına gelmez. Birçok Avrupa ülkesinde, sayıca Müslümanlardan çok daha az azınlıklar daha geniş haklara ve özgürlüklere sahiptirler. Bunun değişik sebepleri var. Ancak en önemlilerinden biri kendi içlerinde düzenli bir örgütlenmeye gitmemeleri ve "Müslüman" üst kimliğinin çatısı altında dayanışma gerçekleştirememeleridir. Belli bir dönem içinde etkisini gösteren cemaatleşmenin aslında bütünleşmenin önünde engel teşkil etmemesi, aksine bunun için bir zemin hazırlamak amacıyla seferber olma çabası olarak değerlendirilmesi gerekirdi.

Son dönemde şiddet ve terörü malzeme olarak kullanan anti-propagandanın Müslümanların tümünü birden hedef alması, bu arada emperyalist güç merkezlerinin Avrupa'daki Müslüman varlığından rahatsız olmaları sebebiyle siyasi oyunlar çevirmeleri tüm Müslümanları huzursuz edecek bir gelişmedir. Çünkü her ne kadar Müslümanlar, Müslüman üst kimliği etrafında dayanışma gerçekleştirmiş olmasalar da, onları yıpratmaya çalışanlar bu üst kimliği karşılarına almaktadırlar. Onlar için "Müslüman" duyarlılığı değil, "Müslüman" kimliği önemlidir. Bu açıdan son zamanlarda Türkiye'de "Müslüman" kimliğini "terör" kavramıyla özdeşleştirmeye çalışanlar aslında Avrupa'daki Müslümanları zora sokacak politik hesaplara da malzeme oluşturmaktadırlar.

ABD emperyalizmi ve Siyonizm "Guantanamo hukuku" olarak nitelendirebileceğimiz sistemin Avrupa'ya da taşınmasını istiyor. Bunu başarabilmek için de "terör" olgusunun Müslümanlar aleyhine kullanılması için yürütülen çabalardan istifade ediyorlar. Avrupa Müslümanlarının bu oyuna gelmemeleri ve duyarlılık dereceleri ne olursa olsun "Müslüman" kimliğinin yıpratılmasına fırsat vermemeleri gerekir. Aksi takdirde doğacak sonuç hepsini birden olumsuz etkileyecektir.

Avrupa'daki şartlar şimdilik Guantanamo hukukunun bu ülkelere taşınmasına müsaade etmeyebilir. Ancak son dönemde Avrupa'daki bazı medya organlarının yürüttüğü kampanyanın şartları uygun hale getirmeyi amaçladığını da dikkatten kaçırmamak gerekir. Bunun yanı sıra Müslümanların hürriyetlerini kısıtlamayı amaçlayan siyasi yasaklar karşısında da uyanık olmak ve bu yasakların kademeli bir şekilde genişletilmesinin hedeflendiğini gözden kaçırmamak zorunludur.