Afganistan'da Yeni Anayasa

7 Kasım 2003 Cuma, Vakit gazetesi

Afganistan'da bir yandan silahlı çatışmalar sürerken bir yandan da sistemin oturtulması için çalışmalar yürütülüyor. Bir devlet sisteminin oturtulmasında kullanılan en temel araçlardan biri Anayasa'dır. Bu yüzden Afganistan'da da uzun süredir Anayasa hazırlığı var. İşgalin gölgesinde ve işgal güçleri tarafından kumanda edilen bir yönetimce hazırlanan Anayasa ülke halkının iradesini ne kadar yansıtabilecektir? Böyle bir Anayasa yürürlüğe konsa bile ülkedeki kavganın sona erdirilmesinde bir rolü olmayacaktır. Bu kavganın sona erdirilmesi amacıyla görüşmelerin başlayabilmesi için BM şemsiyesi altında da olsa işgal son bulmalıdır. Silahlı kavga bitmedikçe de ülkenin istikrara kavuşturulması mümkün değildir. Buna rağmen biz yine de son şekli verildiği söylenen Anayasa taslağının genel bir değerlendirmesini yapmak istiyoruz.

Anayasa taslağının hükümet başkanı Karzai'ye teslimi vesilesiyle 3 Kasım'da Zahir Şah'ın ve BM Afganistan temsilcisinin de katıldığı bir tören düzenlendi. Muhtemelen önümüzdeki Aralık ayında Afgan Yüksek Meclisi'nde tartışılacak ve kabul edilmesi için oylama yapılacak. İşgalci ABD bu gelişmeden övgüyle söz etti ve Afganistan tarih açısından büyük önem taşıdığını ileri sürdü.

Verilen bilgilerden Anayasa taslağında, Afganistan'ın gerçeğiyle uluslararası statü arasında bir uzlaştırma yapılmasına çalışıldığı anlaşılıyor. Ülkedeki yönetim biçiminin iki temel esasa, İslam'a ve demokrasiye dayandığı, İslam'a ve Anayasa'da belirlenen ilkelere aykırı yasaların geçerli olamayacağı vurgulanıyor. Cumhurbaşkanının göreve başlama yemininde İslam'ın hükümlerine itaat edeceği ve bu hükümleri koruyacağı sözü vermesi şart koşuluyor. Devletin "İslam Cumhuriyeti" sıfatının korunması isteniyor. Afganistan, dünyada resmi adı "İslam Cumhuriyeti" olan beş ülkeden biridir. Şiar denilen resmi devlet sloganında "La İlahe İlla'llah Muhammedun Resulullah" ve "Allahu Ekber" ifadeleri yer alıyor. Bunların dışında da ülkenin İslami kimliğini öne çıkaran çeşitli vurgular yapılıyor ve aynı zamanda İslam hukukunun yasamada temel kaynak olarak kabul edildiği belirtiliyor.

Ülkenin demokratik yapısıyla ilgili olarak, devlet hakimiyetinin gücünü halktan alması gerektiği, bunun da ya seçimler yoluyla doğrudan ya da Yüksek Meclis vasıtasıyla dolaylı olarak tahakkuk edeceği belirtiliyor. Yüksek Meclis'in 110 üyesinin olacağı ve Afganistan halkının temsil edileceği bir üst kurum vazifesi göreceği ifade ediliyor.

Bütün bunlar ilk bakışta sevimli ve müspet bir manzara arz ediyor. Ama temelde işgal olayı ve insanlık düşmanı emperyalizmin kanlı kılıcının gölgesinde iş yapılması Anayasa taslağına sokulan söz konusu ilkelerin tümüyle tenakuz teşkil etmektedir. O kanlı kılıç Kabil'deki yönetimin tepesinde durduğu sürece bu ilkelerin pratiğe yansıması da mümkün değildir.