İsimler içeriği değiştirecek mi?

12 Mart 2022 Cumartesi, Yeni Akit

İsimlerin ve kavramların öneminden daha önce de muhtelif yazılarımızda söz etmiştik. Kur’an-ı Kerim’de de bazı âyetlerde buna dikkat çekilir. Ayrıca yahudilerin ve münafıkların isimlerde veya hitap tarzında ağız bükmeleri, böylece insanları yanıltmaya kalkışmaları hakkında da bilgilendirme yapılarak uyarıda bulunulur.

İsim ve kavramların seçiminde iyi niyetli bir tavır söz konusu olmakla birlikte, insanları yanıltma ve işin gerçek yüzünü gözlerden saklama gibi bir art niyet de söz konusu olabilir.

Mısır’daki cunta yönetimi de birkaç gün önce cezaevleriyle ilgili, isim ve kavramların değiştirilmesini de içeren yeni bir yasa çıkardı. Bu yasaya göre ülkede artık Türkçedeki karşılığı hapishane, gardiyan, mahkum vs. olan geleneksel Arapça kelimeler yerine, anlam yönünden daha olumlu ve sıcak sayılan birtakım kelimeler kullanılacak. Örneğin cezaevi veya hapishane yerine “ıslah ve rehabilitasyon merkezi” ismi kullanılacak.

İçi İşleri Bakanlığı’na bağlı Cezaevleri Birimi’nin ismi, Toplumsal Koruma Birimi olarak değiştirildi. Mısır lehçesine özel ve merkezi cezaevleri için kullanılan “Liman” kelimesi Coğrafi Islah Merkezi ibaresiyle değiştirildi.

Cezaevleri görevlileri ve gardiyanlar için konumlarına göre, tümü ıslah ve rehabilitasyon ile bağlantılı isimler belirlendi.

Mahpus veya mahkum hakkında tercih edilen kelime ise son derece ilginç. Arapça “nezil” denecek ki bu da konuk, mukim gibi anlamlara geliyor.

Sonuç itibariyle Mısır cuntasına göre artık insanların düşüncelerinden ve siyasi çizgilerinden dolayı dört duvar arasına kapatıldıkları mekanlar, işkence ve zulüm merkezleri değil de ıslah ve rehabilitasyon merkezleri olacak. Asık suratlı çirkin gardiyanların yerini şimdi müşterisini memnun etme duyarlılığı içindeki güler yüzlü ıslah ve rehabilitasyon görevlileri alacak. Oraya atılan mahkum ise kıymetli bir “konuk” olarak, adeta kendi evinde kalır gibi, gayet rahat ve keyifli bir şekilde ikamet edecek.

Peki gerçekten isimlerin değişmesiyle birlikte, içerik de değişecek mi?

Yapılan araştırmalara göre Arap dünyasında, mahkumlara en çok küfür ve hakaret edilen cezaevleri Mısır’dakiler. Ağızlarından sürekli hakaret ve çirkin küfür sözleri dökülen asık suratlı gardiyanlar, resmi statüleriyle ilgili isimlerin değişmesiyle birlikte, “konuk” diye karşılarına aldıkları insanlara saygılı olacak, onların onurlarını rencide eden sözlerden ve davranışlardan kaçınacaklar mı?

Kimse böyle bir beklenti içinde değil.

Cezaevleriyle ilgili isim ve kavramlardaki değişikliklerin tamamen yanıltma amaçlı olduğu ve Mısır’daki zulüm merkezlerinde uygulamaların değişmeyeceği tahmin ediliyor.

Mısır’da her şeyden önce, özgürlükleri ellerinden alınarak cezaevlerine yerleştirilen insanların üçte ikiden fazlasını, hukuk sistemlerine göre herhangi bir suç işlemiş olmayan, sadece siyasi ve fikri tercihlerinden dolayı buralara konmuş siyasi tutuklular oluşturuyor. Bir ülke yönetimi eğer ki yargı sisteminde adaleti esas alan bir reform gerçekleştirme niyetinde olsa en başta hukuki olarak suçlu sayılmamaları gereken siyasi tutukluların tümünü özgürlüklerine kavuşturur.

Mısır’daki insan hakları kuruluşlarının raporlarına göre diktatör Sisi döneminde cezaevlerinin sayısı iki katına çıktı. Aslında geçmiş dönemde de yönetim bir zulüm yönetimiydi ve çok sayıda insanı sırf siyasi görüşlerinden, düşüncelerinden dolayı mahkum edebiliyordu. Ama Sisi döneminde, var olan cezaevlerinin kapasitesinin artırılmasına rağmen cezaevi sayısının iki katına çıkarılması onun döneminde siyasi baskı ve zulmün öncekinin iki katını da aştığını gösteriyor.

Yine insan hakları raporlarına göre Sisi döneminde cezaevlerinde ölümler de belirgin bir şekilde arttı. Bunun birinci sebebi kasıtlı ihmal, ikinci sebebi ise işkence.

Ayrıca Mısır cezaevlerindeki tutukluların önemli bir kısmını da haklarında herhangi bir mahkeme kararı olmayan kişiler oluşturuyor ki, bunların belli bir sorgulama sürecinden sonra hapiste tutulmaları hukukun mantığına aykırıdır.