BAE’nin başkentine saldırı

20 Ocak 2022 Perşembe, Yeni Akit

Bu sıralarda Arap dünyasını en çok meşgul eden hadiselerden biri 17 Ocak Pazartesi günü Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’nin başkentine düzenlenen hava saldırılarından dolayı Yemen’de yeniden gerginliğin tırmanması.

Belirtilen tarihte, BAE’nin başkenti Abu Dhabi’nin Musaffah Mahallesi’ndeki sanayi sitesini hedef alan saldırılar düzenlendi. BAE’nin açıklamasında saldırıda petrol tankerlerinin vurulduğu ve en az üç tankerin hasar gördüğü, üç kişi hayatını kaybederken altı kişinin de yaralandığı duyuruldu.

Saldırıyı Sana’da kontrolü elinde bulunduran, İran destekli Husi örgütü üstlendi. Örgütün sözcüsü Yahya Seri’ saldırıyla ilgili açıklama yaparak örgütlerinin Kuds 2 tipi dört füzeyle Musaffah Mahalelesi’nde bir petrol rafinerisini ve Abu Dhabi Havaalanı’nı, Zülfikar tipi bir balistik füzeyle de Dubai Havaalanı’nı hedef aldığını, ayrıca Samad 3 tipi insansız hava araçlarıyla bazı önemli ve hassas noktalara saldırı düzenlediğini bildirdi. Seri’ açıklamasında, BAE’nin Yemen’e karşı düşmanca tutumunu devam ettirdiği sürece kendini güven içinde hissedemeyeceğini ifade etti.

Saldırıların yol açtığı tahribat uydu görüntüleriyle de teyit edildi. Associated Press haber ajansı özellikle Musaffah Mahallesi’nde petrol deposu olarak kullanılan bir alanda meydana gelen hasarı gösteren uydu görüntülerini yayınladı.

Olayın arkasından BM’nin New York’taki Genel Merrkezi’nde açıklama yapan BAE Temsilcisi Lana Nuseybe, ülkesinin yapacağı tahkikattan elde edeceği verileri BM Güvenlik Konseyi’yle paylaşacağını dile getirerek Güvenlik Konseyi’nden de Husilerin saldırılarına karşı güçlü ve ortak bir tavır sergilemesini istedi.

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülke Husi saldırılarını kınadı. Dikkat çeken bir gelişme de İsrail Cumhurbaşkanının Abu Dhabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed’i bizzat telefonla arayarak saldırıyı kınaması ve yardım teklifinde bulunmasıydı. Yediot Aharanoot gazetesinin yayınladığı haberde İsrail’in BAE’ye benzer saldırı ihtimallerine karşı eğitim ve teçhizat desteği teklifinde bulunduğu belirtildi. Bu sıralarda zaten BAE, işgalcilerin şirketleriyle askeri malzeme tedariki konusunda önemli anlaşmalar imzalıyor. Husi saldırısı bir bakıma işbirliğini daha da güçlendirmek için gerekçe oluşturmuş oldu.

Bu arada BAE ve Suudi Arabistan koalisyonu Yemen’de Husi örgütüne yönelik saldırılarını artırdı. Yapılan açıklamalarda saldırılarda örgütün askeri teçhizatına büyük zarar verildiği, militanlarından da en az 80 kişinin öldürüldüğü iddia edildi. Tabii tek taraflı olarak verilen bilgilerin ne derece doğru olduğu tam bilinemez. Ancak Husi örgütü tarafından yapılan açıklamalarda da saldırılar doğrulanırken, can kaybıyla ilgili verilen bilgiler farklıydı. Örgüt daha çok sivil can kayıplarına dikkat çekerek aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu 14 sivilin hayatını kaybettiğini, 11 kişinin de yaralandığını duyurdu. Husi örgütünün açıklamalarında koalisyon güçlerinin Sana Uluslararası Havaalanı’na ve başkentin kuzeyindeki Deylemi Hava Üssü’ne saldırı düzenlediklerine dikkat çekildi. Örgüt ayrıca saldırıların sebep olduğu yıkım ve tahribatın da görüntülerini yayınladı.

Aslında İran ile Suudi Arabistan arasında önemli bir yakınlaşma sağlandığı ve diplomatik ilişkilerin başlatılması yönünde ilerlemeler kaydedildiğine dair haberlerin yayınlandığı bir dönemde bu tür olayların vuku bulması düşündürücü. Bu kez saldırılar her ne kadar Suudi Arabistan’ı değil BAE’yi hedef almış olsa da onunla Yemen’de ittifak halindeki Suudi Arabistan’la ilişkileri de doğrudan etkileyeceği açıktır. Husi örgütünün de İran’ın diplomatik stratejisini olumsuz yönde etkileyecek bir konuda tek başına karar vermesi muhtemel değildir. Hatta bazı yorumlara göre saldırıların doğrudan İran tarafından gerçekleştirilmiş ve Husi örgütü tarafından üstlenilmiş olması ihtimali de bulunuyor. O yüzden bu saldırıların İran’ı rahatsız eden bazı gelişmelerle BAE arasında irtibat kurulmasına dayandırılan intikam saldırıları olması ihtimali var.