Libya’da “seçim” gerginliği

23 Aralık 2021 Perşembe, Yeni Akit

Libya’daki iç savaşın sonlandırılması için yapılan anlaşmaya göre geçiş sürecinin tamamlanması ve ülke çapında istikrarlı bir siyasi otoritenin oluşturulması için yarın yani 24 Aralık Cuma günü cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılması gerekiyordu. Ancak gelinen durum artık bunun imkansız olduğunu ve atılan birtakım adımlarla seçimlerin belirsiz bir tarihe ertelendiğini gösteriyor. Yeniden tarih belirlenmesi için de belki bir süre daha görüşmeler ve pazarlıklar yapılması gerekecek. Buna rağmen, güven verici seçimlerin gerçekleştirilmesi, dış güçlerin elini bulaştırmayacağı ve halkın iradesini özgürce ortaya koyabileceği seçim yapılmasına elverişli bir zemin ve ortamın oluşmaması durumunda belki yine tam çözüm aşamasına gelinmiş olmayacak.

Libya Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı Imad es-Sayih 21 Aralık tarihinde, seçim hazırlıklarına destek amacıyla oluşturulan komisyonların feshedilmesini kararlaştırdı.

Bunun üzerine başını fitne hareketinin lideri Halife Hafter’in çektiği yedi cumhurbaşkanı adayı, yine Hafter’in örgütünün hakimiyeti elinde tuttuğu Bingazi’de toplanarak kendilerince, “birleştirici ulusal çıkarları bütün yaklaşımların üstünde tuttukları” iddiasıyla açıklama yaptılar.

Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı es-Sayih’in yerel seçim komisyonlarının feshedilmesi yönündeki kararının, artık belirlenen tarihte seçimlerin gerçekleştirilmesinin imkansızlığı sebebiyle, başlangıç aşamasına dönülmesi ve yeniden düzenlemelerin yapılması amacıyla verildiği belirtiliyor.

Seçimlerin zamanında yapılması konusunda sıkıntılar yaşanması, Hafter güdümlü Tobruk Meclisi’nin 4 Ekim tarihinde kabul ettiği Seçim Yasası ile başladı. Devlet Yüksek Konseyi bu yasanın Suhayrat Anlaşması’na aykırı olduğunu belirterek reddetti. Bunun ardından başlayan tartışmalar ve itirazlar seçim hazırlıklarının zaten sürekli aksamasına ve ertelenmesine neden oldu. Kabul edilen Seçim Yasası’nın da ülkede güvenilir, dürüst bir seçim yapılması için şartları ve zemini oluşturmayacağı düşünülüyordu.

Bir taraftan siyasi tartışmalar sürerken diğer taraftan, herkesin özgürce tercihini yaparak oyunu kullanabileceği bir güven ortamının oluşmasını engelleyecek fiili gelişmeler de yaşanmaya başladı. Başkent Trablus’a bazı silahlı grupların girdiği haber verildi. Bunun üzerine hükümet de başkentteki güvenlik elemanını artırmak amacıyla diğer yerlerden buraya nakiller yaptı.

Ama böyle bir gelişme birçok yönden sıkıntıya neden oluyordu. Birinci olarak seçimlerin güvenilirliğine gölge düşürecekti. İkinci olarak da, seçimlerden çıkacak sonuçlara razı olmayanların yeniden kuvvete başvuracağı ve tekrar silahların devreye sokulacağı gergin bir ortama girilmesi ihtimali bulunduğunu gösteriyordu.

Ayrıca sorun sadece başkent Trablus’ta toplanmıyor. Hükümete bağlı güvenlik güçleri bütün ülkede herkesin siyasi iradesini özgürce ortaya koymasına imkan sağlayacak kadar duruma hakim değil. Fitne örgütünün milis güçleri silahlarını bırakmış değiller ve onların kontrolünde olan bölgelerde seçimlerin dürüstçe yapılabileceğinin hiçbir garantisi yok. Fitne örgütünün liderinin cumhurbaşkanlığına aday olduğu bir seçimde, onun sonuçları etkileyebilecek ve yabana atılamayacak avantajlara sahip olduğunu gören halkın endişeli olması da tabiidir.

Aslında seçimin dürüst ve güvenilir olabilmesi için işe adaylardan başlanması ve adayların hukuki yeterliliklerinin dikkate alınması gerekir. İnsanları fırın gibi odacıklara kapatıp tavanlarının üstünde ateş yaktırmak suretiyle onları kavurarak öldürebilecek ve gençleri yerlere yatırıp kafalarına mermi sıkarak meydanda infaz edebilecek kadar vahşileşebilen bir zihniyetin sahibinin aday olabilmesi başlı başına bir sorundur.

Ülke genelinde insanların iradelerini özgürce ortaya koyabilecekleri şartlar oluşturulamıyorsa, söz konusu zihniyetin sahibi hâlâ ülkenin önemli bir kısmını yine silahla kontrol edebiliyor ve kontrol ettiği bölgelerdeki seçimlere müdahale etmeyeceğinden emin olunamıyorsa durum endişe verici demektir.