Koronavirüs ekonomisi ve açlık felaketi

10 Temmuz 2021 Cumartesi, Yeni Akit

Bir buçuk yıldan fazla süredir tüm dünyayı sarsan koronavirüs alınan onca tedbirlere ve muhtelif aşıların icadıyla birlikte hızla sürdürülen aşı seferberliğine rağmen henüz insanlığın yakasını bırakmaya niyetli görünmüyor. Mucitler icat ettikleri aşının yüzde 95 tesir gösterdiğini ileri sürerken yeni bir varyantının fırtınası esmeye başlıyor. İnsanlar maskelerden kurtulup da şöyle rahat bir nefes almaya hazırlanırken bakıyorsunuz delta varyantının kasırgası yine vaka sayılarının artmasına sebep olmuş. Yorumcularımız, koronavirüse karşı birinci roundu kazandığımızı söylerken bakıyorsunuz köşeden delta plus varyantı esmeye başlamış.

Salgınla, alınan tedbirlerle ve aşılarla ilgili komplo teorileri ise söz yerindeyse gırla gidiyor. Kim neye inanacağını şaşırmış durumda.

Ben aylık Ribat dergisinin Mayıs 2020 sayısı için, koronavirüsle ilgili tedbirlerin toplumsal ve ekonomik yönden olumsuz sonuçlarının bizzat koronavirüsün zararlarından daha büyük olabileceğine dikkat çekerek şu ifadelere yer vermiştim:

"Gözden kaçmayan bir gerçek var ki o da salgının ortaya çıkmasıyla birlikte medyanın ve kamuoyunu yönlendirme gücüne sahip mekanizmanın tüm dünyada çok geniş çaplı bir sansasyon oluşturması, her tarafta büyük bir panik havasına ve dünya ülkelerinin tümünün korkunç bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını ima eden telaşa neden olmalarıydı. Bu konuda yürütülen çalışmalar sebebiyle hem korkunç bir bilgi kirliliği ortaya çıktı, hem de ülkelerin çoğu virüse karşı savaş iddiasıyla adeta hayatı felç eden, ekonominin büyük zararlar görmesine, birçok sektörün tamamen işlemez hale gelmesine sebep olan ciddi adımlar attı.

İşte bu yönde atılan adımlar İslam dünyasında hem toplumsal hem ekonomik hayatın büyük ölçüde etkilenmesine, hayatın adeta durmasına neden oldu. Bu konuda söylediklerimiz insanları tehdit eden ve bütün dünyayı sarsan salgına karşı mücadeleyi gereksiz ve anlamsız bulduğumuz şeklinde anlaşılmamalı. Ama sözünü ettiğimiz sansasyonun olayın gereğinden fazla abartılmasına ve bazı konularda tamamen gereksiz sınırlandırmalara, yasaklara, hastalığın bizzat kendisinden daha büyük zararlara yol açan adımlar atılmasına sebep olduğunu söyleme hakkımızın da olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda söylediklerimizin haklılığı belki zamanla anlaşılacaktır."

Uluslararası insani yardım kuruluşu Oxfam’ın dün (9 Temmuz Cuma) yayınladığı raporda salgın sebebiyle getirilen uygulamaların özellikle yoksul ülkelerde açlık, kıtlık ve yoksulluk oranlarının ciddi şekilde arttığına dikkat çekildi. Rapora göre toplam ölüm sayısı esas alınarak yapılan hesaplamayla koronavirüs tüm dünyada dakikada 7 ölüme sebep olurken, açlık sebebiyle bir dakikada ölenlerin sayısı 11’i buluyor.

Kıtlık ise, koronavirüs tedbirlerinin devreye sokulmasından sonra dünya genelinde altı kat artmış durumda.

İşin ilginç yanı, koronavirüs salgınına karşı yığınla tedbir alınırken, zulüm ve fitne güçlerinin savaşları durdurması için uluslararası çapta göz doldurur bir şey yapılmaması. Bu yüzden açlık sebebiyle ölenlerin üçte ikisini savaş bölgelerinde ölenler oluşturuyor. “Bunun koronavirüs tedbirleriyle ilgisi nedir?” diye sorulabilir. Bu yüzden dünya genelinde sirkülasyonun azalması, buralara yardımların ulaşmasını da engelledi ve açlıktan ölenlerin sayısı ciddi şekilde arttı. Tabii ki ekonominin olumsuz yönde etkilenmesi ve pek çok sektörün çalışamaz hale gelmesi de yardım potansiyelinin iyice azalmasına, bu durum da gıda güvensizliği sorunu yaşayanların artmasına neden oldu.

Son olarak şunu sormak istiyorum: Dünyada sigara yüzünden yılda ortalama 8 milyon kişi öldüğü tahmin ediliyor. Koronavirüsün başladığı tarihten bu yana bu salgından ölenlerin sayısının dört milyon küsur olduğu belirtiliyor. Sigaranın üretimine ve satışına karşı söze gelir engel koymayan dünya yönetimleri koronavirüs salgını karşısında, dakikada 11 kişinin açlıktan ölmesine ve kıtlığın altı kat artmasına yol açan yasaklar uygularken yeterince gerçekçi midir?