BM 75. Genel Kurulu

24-25 Eylül 2020 Perşembe-Cuma, Yeni Akit

BM, eski Milletler Cemiyeti'nin devamıdır. Milletler Cemiyeti görünüşte uluslar arası politikanın çerçevesini belirleyen bir üst uzlaşma kurumu gibi lanse ediliyordu. Gerçekte ise o zamanki emperyalist güçlerin kendi uygulamalarını dünya genelinde meşruiyete kavuşturma amacıyla kurdukları bir kurumdu. Dolayısıyla o zamanın güçlü devletlerinin dümen suyunda hareket ediyordu. O zamanın en güçlü devleti de Britanya Krallığı olduğundan Milletler Cemiyeti onun bir yan kuruluşu gibiydi. Aldığı kararlar ya Britanya Krallığı'nın ataklarının önünü açıyor, ya da uygulamalarını yasallaştırıyordu. Örneğin İngiltere 1917'de Filistin'i işgal etti. Milletler Cemiyeti 1922'de çıkardığı kararla o toprakları İngiltere'nin vesayetine verdi. Sanki orası babasının malıymış da istediğinin vesayetine verme hakkı varmış gibi!

BM, 1945'te İkinci Dünya Savaşı sonrasında kuruldu. Dolayısıyla bu savaştan galip çıkanların meşrulaştırma mekanizması olarak çalışacak yapıda kurulmuştur. Görünüşte, bu savaş bütün insanlığı ciddi şekilde sarstığından, bir daha insanlığın bu tür sarsıntılar, savaşlar yaşamaması için dünya genelinde adaleti hâkim kılmak, haksızlığa uğrayanların başvurabileceği bir merci oluşturmak, yeni bir Hitler çıkması ihtimaline karşı ileri gitmeye kalkışanların önlerini kesmek amacıyla kurulmuştur. Gerçekte ise savaş galiplerinin dünya üzerindeki hâkimiyetlerini "yasal" zemine oturtmak, onlarla uzlaşma içinde hareket etmeyenlerin tepesine sopa indirmek amacıyla kurulmuştur. Bu sebeple kurulmasından bu yana her zaman bir dışa yansıtılan resmi yüzü bir de yansıtılmayan yüzü olmuştur.

BM Genel Kurulu tüm üye ülkelerin resmen temsil edildiği bir meclis sayılır. Bu mecliste üye ülkeleri temsilen sürekli toplantılara katılan daimi temsilciler var. Bunlar büyükelçi statüsündedir. Görüşülen konular hakkında ülkelerinin hükümetleriyle sürekli irtibat halinde olur ve aldıkları talimat doğrultusunda tavır belirler. Genel Kurul'un kararları tavsiye niteliğindedir, bağlayıcı değildir. 5 daimi 10 değişen, 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nin kararları ise bağlayıcıdır. Fakat ilginçtir Filistin'in siyonist terör örgütleriyle o toprakların asıl sahipleri durumundaki Filistin halkı arasında paylaştırılmasına dair 181 sayılı Genel Kurul kararı uygulandığı halde, işgal rejiminin 1967'de işgal ettiği topraklardan çekilmesini isteyen 242 sayılı ve yine 1973 Savaşı sonrasında alınan ve 242 sayılı karara uyulmasını, dolayısıyla siyonist işgalcilerin 1967 Haziran Savaşı öncesi sınırlara dönmesini isteyen 338 sayılı Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması için hiçbir yaptırım yapılmadı.

Yılda bir kere devlet yöneticilerinin katıldığı Genel Kurul toplantısı düzenleniyor. Bu toplantı genellikle Eylül ayının 20'sinden sonraki günlerde gerçekleştiriliyor. Bu yıl da 75. Genel Kurul toplantısı düzenlendi. Bu yıl Genel Kurul başkanlığına Türkiye temsilcisi Volkan Bozkır seçilmişti.

Bu yılın Genel Kurul toplantısına dünya liderlerinin çoğu internet vasıtasıyla iştirak etti ve konuşmalarını dijital ortamda yaptılar. Bunun da birinci sebebi dünyada hâlâ ciddi şekilde etkisini sürdüren koronavirüs salgını idi.

Yapılan konuşmalarda gündeme getirilen konular arasında da koronavirüs öncelikli bir konumdaydı. Bu konu Çin ve ABD arasında tartışmaya da neden oldu. ABD Başkanı Trump Çin'i koronavirüsü dünyaya yaymakla suçlayarak salgını durdurmadığı için Pekin yönetiminden hesap sorulması gerektiğini söyledi. Trump, Dünya Sağlık Örgütü'nü de uygulamada Çin'e bağlı hareket etmekle suçlayarak bunların, başlangıçta virüsün insandan insana bulaşmadığını söyleyerek yanlış bilgilendirme yaptıklarını ve hastalığın yayılmasının önüne geçilmesi için uyarıları yapmadıklarını dile getirdi.

Çin'in BM nezdindeki Daimi Büyükelçisi Zhang Jun ise dünyanın şu an daha fazla kavgaya değil daha fazla dayanışma ve işbirliğine ihtiyacı olduğunu söyledi.

BM 75. Genel Kurulu münasebetiyle yapılan konuşmalar içinde en çok dikkat çeken ve gündem oluşturan bir konuşma da Türkiye Cumhurbaşkanı R. Tayyib Erdoğan'ınkiydi.

Erdoğan'ın mesajı da videodan yayınlandı. Zor bir dönemde yaptığı çalışmalardan dolayı BM Genel Kurulu'nun 74. Dönem Başkanı ve Nijeryalı diplomat Tijani Muhammed Bende'ye teşekkür eden Erdoğan, 75. Genel Kurul'un başkanlığına seçilen Türkiyeli diplomat Volkan Bozkır'ı da bu görevi devralmasından dolayı tebrik etti.

Konuşmasının başında koronavirüs sorununa değinen Erdoğan, salgının başlangıcında ülkelerin kendi hallerine terk edildiği bir manzaranın ortaya çıktığına dikkat çekti. Bu arada Türkiye'nin bu hastalığa karşı sürdürülen mücadeleye destek vereceğini hatırlattı.

Bu salgının BM başta olmak üzere çok taraflı örgütlerde reform ihtiyacını ortaya çıkardığına dikkat çekerek mevcut küresel mekanizmaların bu krizde çok etkisiz kaldıklarının görüldüğünü vurguladı.

Özellikle Dünya Sağlık Örgütü'nün salgınla ilgili ihmalleri, olayın başlangıcında tamamen Çin'i temize çıkarma ve onun hastalığın dünyaya yayılmasına yol açan hatalarının üstünü örtme oyunları bu konuda vurgulanan hususların önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Ayrıca her ne kadar Erdoğan'ın konuşmasında dile getirilmiş olmasa da bu olayda Çin'in işin başlangıcında önemli hata yaptığı, dünya kamuoyunu yeterince bilgilendirmediği, kendi vatandaşlarının başka ülkelere virüsü taşımasının önüne geçmek için zamanında harekete geçmediği de artık inkârı mümkün olmayan bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Erdoğan, Suriye'de ihtilafın çözülmesi için BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararındaki yol haritası çerçevesinde bir formül üretilmesini istedi ve 10 yıldır süren sorunun hâlâ milyonlarca insanın vatanlarına dönmelerinin önünde engel teşkil ettiğini hatırlatarak bu konunun çözüme kavuşturulmasının herkesin önceliği olması gerektiğini belirtti.

Erdoğan, başta Filistin ve Keşmir olmak üzere Müslüman halkların haklarının gasp edilmesinden, topraklarının işgal edilmesinden kaynaklanan sorunların çözülmesi ve mağdur edilenlerin haklarının verilmesi konusuna da değindi. Onun bu konudaki açıklamaları tabii toprakları işgal edilen söz konusu halkları memnun etti ve bu halkları temsil eden kurumlar adına açıklama yapanlar da memnuniyetlerini dile getirdiler. Konuşmasında Filistin meselesiyle ilgili hususları gündeme getirdiği esnada siyonist işgal rejimi büyükelçisinin salonu terk etmesi dikkat çekti. Ama şunu bilmek gerekir ki işgalci siyonistler, kendilerine karşı haklıların haklarının dile getirilmesinden dolayı her ne kadar rahatsız olsalar da Filistin halkı ve onun meşru haklarının geri alınması için mücadele eden direniş güçleri zulme karşı duruşlarındaki kararlılıklarından geri adım atmayacaklardır. O yüzden Filistin meselesinin çözümü, ABD Başkanı Trump'ın gözetiminde ve tamamen siyonist işgal politikasının dikte edilmesiyle hazırlanan Yüzyılın Anlaşması planıyla değil Filistin halkının gasp edilmiş haklarının iade edilmesi, topraklarının bağımsızlığına kavuşturulması, insanlarının gerçek özgürlüklerine ve bağımsız devletlerine kavuşmalarıyla mümkün olabilecektir.

15 Eylül tarihinde BM Genel Kurulu başkanlığı görevini devralmış olan Volkan Bozkır da 75. Genel Kurul'un açılışında bir konuşma yaptı.

Bozkır konuşmasında, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, etnik ve dini temellere dayanan ayrımcılık sorunlarının son dönemde yükselişe geçmesinden kaynaklanan bazı sorunlara dikkat çekti. Bu yüzden dini cemaatlere ve ibadet mekanlarına yönelik saldırılar olduğunu hatırlattı. Bilindiği üzere özellikle Avrupa ülkelerinde Müslüman düşmanlığı ve Müslüman toplulukları, onların kutsal değerlerini hedef alan çirkin saldırılar tehlikeli bir şekilde artmıştır. Bunda Avrupa'daki haçlı zihniyetinin güdümünde olan medya organlarının Müslümanların kutsal değerlerini hedef alan çirkin saldırılarıyla yaptığı yönlendirmelerin önemli rolü olduğunu dikkatten uzak tutmamak gerekir.